Gerilla liderliğinden Irak Cumhurbaşkanlığına uzanan hayatıyla Kürtlerin ‘Mam Celal’i olan Celal Talabani, ömrünün son dönemini Öcalan’ın özgürlüğü için harcamak istiyordu. Talabani’nin ömrü, “Öcalan ve Kürdistan’ın özgürlüğünü” görmeye yetmedi.

Mam Celal’in en büyük hayallerinden biri, Kürdistan’ın bütünüyle özgürleştirilmesiydi. Federe Kürdistan’daki diğer siyasi rakiplerine rağmen Talabani, Kerkük’ü “Kürdistan meselesinin temeli olarak” değerlendiriyordu. Talabani, bu amaçla 1992’de yaptığı coşkulu bir mitingde büyük bir inanç ve hararetle şu sözleri dile getiriyordu: “Bağdat’taki faşist diktatörler sanıyor ki, 288 kahraman Kürt evladını asmakla Kerkük ateşini söndürecekler. Fakat bu boş bir hayaldir. Kürt ulusu canlı ve ayaktadır, direnişçidir. Bir tek Kürt kaldığı sürece Kerkük Kürdistan şehridir. Öyle inanıyorum ki Kürdistan her şey vazgeçer, ancak Kerkük ve bir nahiyesinden vazgeçecek şerefli tek bir Kürt bile yoktur. Şengal, Telafer, Zumar, Şêxan, aşağı indiğinizde Xaneqin, Mendelîn, Bedre ve Cesar tümü kutsal Kürdistan toprağıdır. Binlerce yıldır atalarımız bu toprakları korudu ve bize miras olarak bıraktı. Bugün Kürt ulusu kahramanca mücadele eden pêşmergeye sahip. Daima bu hakikati tekrarlıyoruz. Kimsenin toprağına bir karış geçmeden, bizim sınırımız ata toprağımızın sınırı, Kürdistanımızın sınırı Hemrin Dağı’dır. Hemrin varolduğu sürece aşağı Kürdistan’ın sınırı olacaktır. Kürt sorununun çözümü Kerkük’tür, yine Kerkük’tür, hep Kerkük’tür.”  

Öcalan ile birlik görüşmesi 

Kürtler arası birlik konusunda çaba sahibi olan Talabani, önce Federe Kürdistan’da “Güney Kürdistan Cephesi” isimli bir oluşuma öncülük etti. Ardından Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan ile görüşerek, Kürtler arası birliği parçalardaki örgütler arasına da taşırmaya çalıştı. 4 Ocak 1991’de Öcalan ile görüşen Talabani, şunları dile getiriyordu: “Biz PKK ile Kürdistan Cephesi arasındaki ilişkileri geliştirmek ve ilerletmek istiyoruz. Sonuna kadar açık olmak ve tartışmak istediğimiz bütün sorunları tartışmak için buradayız. Irak Kürdistan Cephesi olarak PKK’nin verdiği mücadeleyi takdir ediyoruz. PKK ve Kürdistan Cephesi arasında ayrıcalıklı ilişkiler gelişmesini istiyoruz. Tarihten çıkardığımız bir ders var: Kürt ulusal güçleri ne kadar sıkı bir ilişki ve diyalog ve sağlam bir ittifak içerisinde olurlarsa Kürt ulusal mücadelesi o kadar sağlıklı gelişir. Tersi de Kürt güçleri ne kadar çatışırsa mücadele o kadar zedelenir. Kuzey ve Güney Kürdistan arasındaki ilişkilere tarihi bir önem vermekteyiz.” 

Öcalan ihtiyatlıydı

Aynı görüşmede bu yönlü arayışlara ihtiyatlı yaklaşan ve bunun da sebeplerini sıralayan Öcalan, Kürtlerin birliği üzerinde durduklarını belirterek, “Bundan 10 yıl önce Güney’deki Kürt partileri ile ilişki kurmak ve yakınlaşmak istiyorduk. Birçok sebep Güney ve Kuzey’deki partilerin birlik üzerinde yürümesini engelledi. Bunun üzerinde birçok kez durduk” değerlendirmesinde bulunuyordu. Öcalan, birçok kez bu tür birlik denemesi yaptıklarını ancak bunların başarılı olmadığını belirterek, “Bundan sonra anlaşabileceklerimiz üzerinde durmalıyız” diyordu. Çok geçmede Öcalan’ın ihtiyatlı yaklaşımlarının nedeni ortaya çıktı. Federe Kürdistan’da Kürtlerin statüsünün önü açılırken, bu PKK’ye karşı saldırıya dayandırılmıştı. Nihayetinde YNK ve KDP Türkiye’nin yanında yer alarak PKK’ye karşı savaştı. 

1993 ateşkesinin mimarı

Ancak sonraki yıllarda Talabani’nin hem Kürt sorununun barışçıl çözümü için çabaları oldu hem de Kürtler arası birlik arayışları sürdü. Özellikle Turgut Özal ile yakın ilişkileri bulunan Talabani bu dönemde devlet ile PKK arasında arabuluculuk yaptı. Bunun sonucunda Mart 1993’te “gelen iyi niyetler” üzerine Öcalan, Lübnan’ın Bar Elias kasabasında ilk tek taraflı ateşkesi ilan etti. Talabani de o toplantıda yer aldı. 

Talabani’nin girişimiyle sonraki yıllarda Federe Kürdistan Parlamentosu’na Kürtler arası çatışmaların yasaklanmasına yönelik kanun tasarısı sunuldu.

Kürt kedisini bile vermedi

Talabani, KDP’nin PKK’ye karşı sonraki yıllarda Türkiye ile geliştirdiği ittifaklara rağmen daha net bir duruş sergiledi. 2007’de Gazeteci Mehmet Ali Birand’a konuşan Talabani, “PKK terörist olarak görmediklerini” vurguladı. Hemen sonrasında Irak Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde Taraf Gazetesi üzerinden yürütülen “PKK liderleri Türkiye’ye teslim edilecek” söylemlerine Talabani, Barzani ile birlikte yaptığı basın toplantısında, bir soru üzerine “Biz hiçbir Kürt’ü Türkiye’ye teslim etmeyiz hatta bir kediyi bile” diyerek tutumunu ortaya koymuştu. 

Öcalan’a vefa hazırlığı 

Gazeteci Amed Dicle’nin “2005-2015 Türkiye-PKK görüşmeleri Kürt sorununun çözümüne ‘çözüm süreci’ operasyonu” isimli kitabında aktardığına göre, Mam Celal ömrünün son aşamasında uluslararası düzeyde “Öcalan’a Özgürlük Konferansı” için hazırlık yapıyordu. Kitapta konuya ilişkin aktarılan bilgiler şöyle:

 “10 Aralık 2012. Dönemin Irak Cumhurbaşkanı ve YNK Genel Sekreteri Celal Talabani (Mam Celal), PKK yöneticilerinden Sabri Ok’a bir haber göndererek görüşme talebinde bulundu. 

 Talabani ile Ok sıklıkla ayda bir veya en geç iki ayda bir görüşürdü. Talabani, Ok’u Süleymaniye’deki evine davet etmişti. Her zaman olduğu gibi bölgedeki ve Kürdistan’daki gelişmeler ele alındı. Sonra Talabani, Ok’a önemli bir konu üzerine kendisini davet ettiğini söyledi. 

Konu, İmralı’da tecrit altında bulunan Abdullah Öcalan. 

Talabani, Ok’a dönerek şunları diyor: ”Ben ömrümün bundan sonraki zamanını Başkan Apo için değerlendirmek istiyorum. Başka Apo için bir şeyler yapmamız lazım. Sizin tek başınıza bunu yapmanız doğru ve yeterli değil. Benim bir projem var, rol olmak istiyorum. Konuyu uluslararası platformlara taşıyalım. Bence önce dünyaca tanınmış insanlardan bir komite oluşturalım. Önderliğin durumunu tartışalım; ne yapabiliriz, ne tür adımlar atmamız lazım... Bunun için sizden isteğim, Türkiye veya Kuzey Kürdistan’da iyi bir hukukçu, yani bu işlerden iyi anlayan bir hukukçu ismini bana verin. Ben böyle bir çalışma başlatacağım. Ayrıca Başkanın ailesinden de biri dahil olsun.”

Mam Celal, konuşmasının devamında planın ayrıntısın veriyor: ”Fransa Cumhurbaşkanı, Sosyalist Enternasyonalin Başkanı, BM Genel Sekreteri ve Yardımcısı, birçok devlet başkanı ve hükümet yetkilisini tanıyorum. Bunların içinde benim yakın dostlarım var. Birçoğunu bu konferansa dahil edeceğiz.”

Çok geç kaldık, diyordu

Talabani, bu projeyi hayata geçirmek için kendisine çok güveniyordu: ”Geç kaldık. Başkan Apo’nun özgürlüğü artık dünya gündemine girmeli. Bu yapabileceğim bir çalışmadır ve bunu yürütmek istiyorum.” 

 Ok ve Talabani arasında bu konu 10 Aralık 2012 gecesi detaylıca konuşuldu. Mam Celal dünyada bu çalışmanın lobisini yapacaktı. PKK tarafı ise kendilerinden istenenleri hayata geçirecekti. İki isim kısa bir süre sonra tekrar bir araya gelecekti. Ama tam 9 gün sonra, 19 Aralık 2012’de Mam Celal beyin kanaması geçirdi. Hastalığı bu tür bir çalışmayı yürütmeye el vermedi. Ve ‘Uluslararası Öcalan’a Özgürlük Konferansı Projesi’ bu şekilde son buldu.” 

 Öcalan’ın saygın yaklaşımı 

Öcalan ise kendisi ile yakın ilişkiler geliştiren Talabani’ye yönelik kimi eleştirilerine rağmen her zaman daha farklı ve saygın bir yere koydu. Cezaevinde bulunduğu bütün süreç boyunca özel olarak Talabani ve Barzani’yi soran ve onlara selam gönderen Öcalan, 2014’te Talabani’nin sağlığına kavuşması talebiyle gönderdiği mektupta, öncelikle Kürtler arası birliğe işaret ediyor ve “Bir an önce sağlığınıza kavuşun ve Kürtler arası birliğe katkı sunun” talebinde bulunuyordu. 

 

PKK: Güney ile sınırlı kalmadı

PKK Yürütme Komitesi, başsağlığı açıklamasında, gençliğinden bu yana tüm yaşamını Kürt halkının özgür yaşamı ve birliği için sarf ettiğini ifade ettiği Talabani’nin Güney Kürdistan’ın özgürleşmesi ve önemli kazanımlar elde etmesinde büyük rol oynadığı gibi, Kürdistan’ın tüm parçalarının özgür ve demokratik yaşamını kazanması mücadelesine de önemli katkılarda bulunduğunu vurguladı. Mam Celal’in sadece Güney Kürdistan’la sınırlı politika yapma ve mücadele etmeyi aşan bir zihniyet ve düşünceye sahip olduğu belirtilen açıklamada, ”Bu açıdan da Kürdistan halkının özgürlük mücadelesinde her zaman anılacaktır” denildi.

Öcalan ve PKK’nin dostu

Mam Celal’ın, Öcalan ve PKK’nin önemli bir dostu olduğu ve son nefesine kadar da dost olarak kaldığının altı çizilen açıklamada, şunlar kaydedildi: ”PKK ile dostluğun ve ilişkilerin Başurê Kurdistan ve tüm Kürdistan’ın özgürlük mücadelesi için büyük öneminin bilinciyle hareket etmiştir. Mam Celal ve Önder Apo’nun dostluğu PKK ve YNK’nin ilişkilerinin her zaman ulusal çıkarlar temelinde sürmesini sağlamıştır.

Önemli değerler kattı

Kürtlerin Mam Celal’i kişiliği ve mücadelesiyle Kürtlerin ulusal karakterine ve ulusal özgürlük mücadelesine önemli değerler katmıştır. Ömrünün her anında Kürdistan’ın tüm parçalarının özgür ve demokratik yaşama kavuşması mücadelesi içinde olmuştur. PKK, bundan sonraki özgürlük mücadelesinde Mam Celal’in ulusal birlik, ulusal özgürlük, demokrasi ve bağımsızlık özlemlerine sahip çıkacak, bu özlemlerin tüm Kürdistan’da gerçekleşmesi için üzerine düşeni yapacaktır.”


KCK: Büyük kayıptır

Kürt siyasetçi Celal Talabani’nin vefatına ilişkin açıklama yapan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı, sadece Kürtler için değil, tüm Ortadoğu halkları için büyük bir kayıp olduğunu vurguladı.

 Eşbaşkanlığın açıklaması özetle şöyle: ”Milliyetçiliğin ve mezhepçiliğin halkları ve toplumları birbirine düşürdüğü Ortadoğu’da, onun sağduyusu sorunların çözümünde her zaman rol almasını sağlamıştır. BAAS iktidarının yıkılmasından sonra Irak’ın federatif bir ülke olmasında cumhurbaşkanı olarak rolünü oynamıştır. Kürt halkının özgürlüğünün Irak’ın federatif birliği içinde gerçekleşmesini sağlamıştır. Birçok sorunu içinde barındırsa da böyle bir adımın atılmasında Celal Talabani’nin önemli bir rolü olmuştur.

Mam Celal, Başurê Kurdistan’ın özgürlük mücadelesinde önemli bir yere sahip olduğu gibi, Kürdistan’ın tüm parçalarındaki özgürlük mücadelesinin gelişmesinde de önemli katkılarda bulunmuştur. Celal Talabani’nin Başurê Kurdistan’ın siyasetinin ve toplumun demokratikleşmesi açısından sol bir hareket olarak YNK’nin kurucularından olması da Kürt özgürlük tarihi açısından önemli bir adımı ifade etmektedir. 

Mam Celal, PKK’nin tarih sahnesine çıkmasıyla birlikte Kürt halkının özgürlük mücadelesi açısından tarihi önemini anlaması da onun öngörü gücünün yüksekliğini göstermektedir. Bu nedenle Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi ile dostluğa çok önem vermiştir. Önder Apo da bu dostluğa değer vermiş, YNK’nin zor dönemlerinde bu dostluğun gereklerini yerine getirmiştir. Özgürlük Hareketimiz de her zaman Celal Talabani ile Önder Apo’nun bu dostluğuna göre hareket etmiştir. Mam Celal ve Önder Apo’nun kendi şahıslarında yarattıkları ulusal birliği, Kürdistan’ın tüm parçalarında somutlaştırma mücadelesi vermiştir.

Mam Celal’in ulusal birlik konusunda yaptığı çalışmalar da hiçbir zaman unutulmayacaktır. Ulusal Kongre temelinde birliğin gerçekleşmesi her zaman en büyük özlemi olmuştur. Bu tür çabaları her zaman teşvik etmiş, desteklemiştir. Önder Apo ve Kürt Özgürlük Hareketi ile ilişkilerini de birliğin önemli bir zemini olarak ele almış, bu ilişkileri her zaman Kürt birliğinin çimentosu olarak görmüştür.

Talabani sadece Başurê Kurdıstan’ın değil, Kürdistan’ın tüm parçalarının özgürlük mücadelesiyle ilgilenmiştir. Dört parçanın özgür ve demokratik yaşamının birbirine bağlılığını her fırsatta dile getirmiştir. ‘Bakurê Kurdıstan Kürtlerin Mısır’ıdır’ diyerek özgürlük mücadelesinin dört parçadaki önemini belirtmiş, Özgürlük Hareketimizi hem yakından takip etmiş hem de her başarısından büyük bir sevinç duymuştur.

Özgürlük Hareketimiz Mam Celal’in Önder Apo ve Hareketimizle dostluğunu unutmayacak, onun ulusal birlik, ulusal özgürlük, özgür Kürdistan ve demokratik Ortadoğu özlemini mutlaka gerçekleştirecektir.”


KONGRA GEL: Yeri doldurulamaz

Celal Talabani için başsağlığı mesajı yayımlayan KONGRA GEL, ”Kürdistan halkı yeri doldurulamaz büyük bir liderini kaybetti” dedi. Mesajda, şunlar ifade edildi: ”Mam Celal’in bütün yaşamı Kürdistan halkının özgürlüğüne kavuşması için mücadele ile geçti. Kürdistan ve Ortadoğu tarihinde çok önemli bir rol oynadı. Büyük halk önderi, siyasetçi, diplomat kişiliğiyle toplumsal ve ulusal sorunların çözümünde yeri doldurulamayacak bir liderdi. Mam Celal yaşamı ve mücadelesiyle Kürdistan halkının tarihinde hak ettiği yeri aldı. Onun aziz hatırası önünde saygıyla eğiliyoruz. Mam Celal Kürdistan halkının ve dostlarının yüreğinde ebediyen yaşayacaktır.”


Yas ilan edildi

Güney Kürdistan ve Rojava yönetimleri, Talabani’nin vefatı nedeniyle ulusal yas ilan etti. Demokratik Özerk Yönetimi Genel Koordinasyonu yayınladığı başsağlığı mesajında, ”Mam Celal, Kürt davasında büyük başarılar elde edebilmiştir. Ortadoğu bölgesi ve özelde Kürdistan’ın radikal değişimlerden geçtiği en hassas ve tarihi süreçte Mam Celal aktif rol oynamıştır. Ailesine ve Kürdistan halkına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Rojava’da 3 günlük yas ilan ediyoruz” dedi.

YNK’li Kerkük Valisi Necmeddin Kerim de Talabani’nin ölümünden dolayı kentteki tüm bayrakların yarıya indirilmesi talimatını verdi. 

Süleymaniye başta olmak üzere Kerkük, Hewlêr ve Duhok kentlerindeki parti merkezleri önünde bir araya gelen birçok kişi, Talabani’nin resimlerinin önünde mum yakarak yas tutmaya başladı.

 Talabani’nin, Cuma günü toprağa verilmesi bekleniyor.


SÜLEYMANİYE