Sayın Barzani 25 Eylül’de yapılması ilan edilen bağımsızlık referandumunun yapılacağı yönünde kararlılık gösterirken öte yandan uluslararası baskılarda giderek artıyor. Sayın Barzani’nin talep ettiği “garantiler” karşılığında bu referanduma ilişkin bir erteleme kararının verilebileceğini açıklaması gerilimi düşürmeye yetmedi. Bu gerilimin nasıl sonuçlanacağına ilişkin kaygı verici gelişmeler var.

Daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi, elbette Kürdistan halkının da kendi kaderini belirleme hakkı var ve bu hakın kullanımı hiç bir güç tarafından engellenemez. Kürdistan coğrafyasının dört egemen-otoriter ulus-devlet tarafından paylaşıldığı biliniyor. Kürtler uzun yüzyıllara yayılan bir özgürlük mücadelesi veriyor. Kah yenilgiler kah kazanımlar ile günümüze kadar gelen bu görkemli özgürlük mücadelesi 21. Yüzyılda başka bir boyut kazanmış durumda. Kürdistan’ın her parçasındaki kazanım tüm Kürtlerin ve birlikte yaşadıkları halkların kazanımı olarak algılanıyor ve heyecanla karşılanıyor. Her kayıp ve özgürlük mücadelesinin tehdit altında olduğu anlarda her Kürt aynı kaygıyı yaşıyor. Bir parçadaki herhangi bir gelişme sadece o parçayla sınırlı kalmıyor. Diğer parçalardaki gelişmeleri derinden etkiliyor. Bu nedenle Kürt siyasi hareketleri halklarımızın kaderini doğrudan etkileyen kararlar almadan önce ince eleyip sık dokumak zorundalar. 

Kürt siyasi hareketini oluşturan güçler bu gerçekliği bir an bile unutmadan ulusal konularda tek başına değil BİRLİKTE karar vermeliler. Bunun en somut adımı bu tür sorunların yaşanmaması ULUSAL KONGRENİN bir an önce yaşama geçirilmesi için bu referandum somut bir örnek teşkil ediyor. Ancak bu konuda bir danışma ve dayanışmanın öncelikle Kürtler arasında yapılmaması, bir takım sıkıntılara yol açmıştır. Oysa, Ulusal Kongre gibi bir platformda alınacak bir referandum kararının yaratacağı siyasi ve diplomatik etki kuşkusuz farklı olacaktı. 

Üç tarafı dost görünen ancak Kürtler için bağımsızlık söz konusu olduğunda Kürtlere karşı düşmanca tutum alan ve tehdit eden KOMŞULARA dayalı bir siyasetinde Kürtlere yarar getirmediği ortada. Bağımsızlık referandumuna askeri önlemleri de listelerine eklemiş durumdalar. Ellerinden gelse Kürtleri bir kaşık suda boğma niyetlerini asla gizlemiyorlar. Bu “iyi komşular” kendi çıkarları doğrultusunda hareket ediyorlar. Kürtler sözkonusu olunca çatışan bu “iyi komşular”, Kürtlere savaş açmaktan çekinmeyeceklerini açıkça dile getirmektedirler. Bu referandumun ortaya çıkardığı gerçeklerden biride işte bu.

Başta ABD olmak üzere BM ve AB bu referandumun ertelenmesi yönünde Kürdistan Bölgesel Hükümetine baskılarını artırmış durumdalar. Bu cepheye Fransa’nın da katılması yapılacak olan referanduma uluslararası desteğin neredeyse hiç olmadığı gerçeğini ortaya koyuyor. Gerekçeleri farklı olsada referandum karşısındaki tutumları aynı. Oysa Kürtlerin bu günkü kazanımlarında katkıları olan ve Kürtleri Ortadoğu’da en önemli müttefik olarak gören bu güçlerin Kürtlere tatminkar bir çözüm sunmalarının olanağı yok. Öncelikleri ve gündemleri Kürtlerin önceliklerinden farklı. Referandum kararını “erken ve zamansız” bulmalarının nedeni bu. Diğer önemli bir neden IŞİD ile sürdülülen küresel mücadelenin sekteye uğraması kaygısı. Bir diğer önemli kaygı ise Suriye’deki gelişmeler. 

Yukarıda çizmeye çalıştığımız tablonun ve içinde bulunduğumuz olağanüstü koşullar bağımsızlık referandumunu tehlikeye atıyor. Kürtler, Kerkük’te olası bir Irak müdahelesini, diğer iki komşu ülkeninde farklı yollarla ve vekalet savaşları ile böyle bir çatışmaya dahil olma gerçeğini hesaba katmak zorunda. Bunu göze alırlar mı? Bu cevap verilmesi gereken bir soru ancak Kürtler tarihsel olarak büyük bir tehdit altında. Bu tehditi boşa çıkarmanın tek yolu hiç kuşkusuz ULUSAL BİRLİKTİR.

Öyle görünüyor ki son ana kadar bu tehditler ve baskılar devam edecek. Kürtlerde son ana kadar direneceklerdir. Bunun için Kürt siyasi parti ve oluşumları aralarındaki iç çelişkileri bir an önce kenara bırakmalı ve hep BİRLİKTE kazanımlarımızı korumaya ve geliştirmeye odaklanmalıdırlar.

Irak Anayasasının 140. maddesini işletmek Kürtlerin, Kerkük ve diğer Kürdistan topraklarının Federal Kürdistan Bölgesine bağlanması ve demokratik ulus paradigması doğrultusunda bir yapılanmaya gidilmesi bu gün yaşadığımız sorunların büyük bir kısmını barışçıl yollarla çözmemize yardımcı olacaktır. 

25 Eylül’de bağımsızlık referandumu ister yapılsın ya da isterse kimi garantiler sağlandıktan sonra erteleme kararı verilsin; yapılması gereken, Kürtlerin kararlılıkla ulusal birliklerini pekiştirmeleri ve ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİ yükseltmeleridir.