Öte yandan, dinci Kemalistlerin "inkarı kaldırdık" diye diye, Kürdü "tek millet"e yama yapma çürütmeciliği kurnazlık komedyasına dönüşüyordu. Habertürk gazetesini, Türk devleti adına bilgilendiren Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Mustafa Kaçalin, Kürtleri biraz ağaç familyasına sokuyor, biraz da "insan topluluğuna" benzeterek, tarihe, palavra üzere yeni bir "icat" armağan ediyordu.
Profesör, Kürtleri "ön Asya'da yaşayan topluluk" olarak tanımladıktan sonra, onları "kerestelik, ya da yay, sopa kamçı üretilen kayın ağacı" şekline sokuyordu.
Aslına bakarsanız, Kürt adını duyunca, kan kokusu almış timsah misali hücuma geçen, sonradan "olma" dünya görmemişlerin hayatında bu da bir aşama ve "hiç yok"tan iyiydi.
Çünkü, Makedonya’nın tozlu yollarından gelme Atatürk, bir sabah Kürtlerin "yok" olduklarına karar vermişti. Sonra yerden ve havadan ateş yağdırılmış, kan nehirleri akıtılmıştı.
12 Eylül Generalleri, köklerinin kazınmadığını görünce, "yok" kavramına püskül takarak, "karda yürürken, ayaklarıyla kart kurt sesi çıkaran Türk" yapmış ve onları "tek millet"e yama yapmaya kalkışmıştı.
AKP iktidarı, "yok" mirasına dört elle sarılmış, Millliyet gazetesinden Yalçın Doğan, Birleşmiş Milletler Kalkınma Proğramı (UNDP)'nın desteğiyle yapılan bir araştırmada, Kürdistan dağlarında yaşayan tilki türüne, Latince "Vulpes Vulpes Kurdistanıcum" adı verildiğini duyunca, "yöneticilerimiz uyuyor mu? Dış güçler, Kürdistan tilkisi ismiyle bölücülük yapıyor" çanları çalmış, şöyle yazmıştı:
"UNDP, bin yıllık kızıl tilkiyi, yazışmalarında Vulpes Vulpes Kurdistanicum diye niteliyor. Yani Kürt tilkisi."
Yazar, 1 Mart 2005 tarihinde yayımlanan bu yazısında, Kürdistan tilkisine Kürdistan tilkisi denilmesini şiddetle kınadıktan sonra, bölücülüğün köklerine iniyor ve devam ediyordu:
"Bu işgüzarlık nereden çıkabilir? Ağrı ve çevresi bizim Kürt yurttaşlarımızın da yaşadığı bir bölge ya da onların deyimiyle Kürdistan!.. Kızıl tilki de orada yaşadığına göre, oluyor size Kürt tilkisi!.. Kürt sorunu işte bu! Her fırsatta dışarıdan çomak sokulan bir olay. Hem de adının önünde BM bulunan bir kuruluş bile bu oyunda yer alıyor. 19. yüzyılın sonlarında uç veren, geçen yüzyılda arka arkaya patlayan Kürt isyanlarının hepsinin arkasında yabancı parmağı yok mu?.."
Ve, AKP iktidarı, derhal karşı taarruza geçip, tilki adını Türkleştirmiş, faşizmin "tekliğini" zımbalayı vermişti.
Tımarhane halleridir: Kürdistan’ın adı esir, ismiyle anılan tilki "milli mesele", kendileri "ağaç" familyasındandır Kürtler. "Kal û beladan" kalma dilleriyle eğitim yasak, ama TC "ırkçı" değildir. Fakat, ayıplı yüzleriyle emperyalist yolda ilerleyen, evrensel hukukla ipini koparmış gibi, belasını ararcasına bir oraya, bir de buraya toslayan "bölge gücü"dür.
Masallar dünyasından kopup gelmişlerin, aklı bu. Amerikan taklitçiliği…
Amerika, 1970’lerde devlet olarak mevzi dışında saklanmış, Ulusal Güvenlik Konseyinde görevli Yarbay Oliver Nort’u ortaya salmıştı. Yarbay, Nikaragua’daki isyanı bastırmak için kolları sıvamış, isyancıların "Komutan Sıfır" lakaplı askeri lideri Eden Pastora’yı ana gövdeden koparıp, safına almış, onu ve adamlarını, Panama diktatörü General Noriega’nın uyuşturucu nakliyatından kazandığı parayla beslemişti. Ancak Nikaragua’daki başarısızlığın yanında, Amerika’nın ambargo altında tuttuğu İran’a da silah sevkiyatı yaptığı anlaşılınca, Yarbay "İrangate" davasında, hapis ve para cezasına çarptırılmıştı.
Taklitçileri sonlarını düşüne dursunlar, "bölgenin gücü" olma yolcusu TC’nin, uluslararası İslami terör örgütü El Kaide'ye merkez üssü olduğu sır değildir. Hem Kürtlere, hem de Şam yönetimine karşı, Suriye'ye kamyonlarla silah, personel sevkiyatı yaptığı da…
Başbakan, uzaktan vaziyete bakarak, "iki hafta sonra Şam’da namaz kılacağım" hayalleri kuruyordu.
Gerçi, "bölgenin selamsız gücü" nün, Şam’da namazı kılma hayalleri darmadağın oldu. Kürtler, varlık olarak belirdiler. Mısır, "iç işlerime elini sokup karıştırıyor, terör ihraç ediyor" gerekçesiyle elçisini kovdu. Dün kurtarıcıyken, bugün Libya ve Tunus’un semtine uğrayamayan divane gezgindir.
Konya’da yüklenen kamyonun belki de Amerikalılarca açılan yüküyle birlikte, derin bağlar ve Türk ordu birliği bitişiğindeki terör üsleri de ortalığa saçıldı.
Henüz Yarbay Oliver Nort taklitçilerinin üstü örtülü, ama uluslararası teröre barınaklık ve yardım yapmak evrensel suçtur. Bakarsınız günün birinde, Noriega'yı bile hapse atan, İran Şahı'nı, Filipinler diktatörü Marcos’u yalnız bırakan Amerika’nın tepesi atar, rüfleyip, suçun üstündeki külleri dağıtıverir.
O zaman, seyreleyin Pandora Kutusu'nun içinden saçılan kiri, kanı…
Kürdistan tilkisinden emperyal TC’ye
İktidarla, cemaat, tarikatın "öbür dünyada cennet" rehberliğine ara verip, müşterisi bol ticaretin kazancı ve siyasi rant meydan muharebelerine tutuşması devam ede dursun, "emperyal güç olduk" övünmeleri, uluslararası İslami teröre "tedarikçiliğin" kanlı kirine bulanıyordu.