Türk devleti Kürt gerillaları karşısında başarı kazanmak için her yöntemi kullanıyor. Bu araçlar ve imkanlar uluslararası savaş kurallarına aykırı olsa da kullanmaktan çekinmiyor. İnsan hakları derneğinin açıkladığına göre onlarca yerde kimyasal kullanmış, bunun sonucu yüzlerce gerilla öldürülmüştür.
Yine son hava saldırılarında bombalanan yerlerdeki köylülerde ve gerillalarda halsizlik ve baş ağrısı gibi hastalıklar toplu ortaya çıkmış. Yine verilen bilgilere göre Dersim, Amanos gibi yerlerde gerillaların üzerine atılan bombalar gibi benzer bir beyaz bulut oluşmuştur. Bombalar tam hedeflerini bulmadığı için ölüm olmamış, ama toplu hastalıklar ortaya çıkmıştır.
Doğaya ise tam bir soykırım uyguladığına her gün görüntülerle tanık oluyoruz. Bu konuda tam bir insanlık suçu işlenmektedir. Türk devleti, bana ait olmayan her şeye yok olsun anlayışıyla hareket etmektedir. Bu dünyayı sadece kendisi için yaratılmış gibi görmektedir. Bu nedenle Kürdistan’ın ormanları Kuzey’de ve Güney’de yakılmaktadır. Herhalde böyle bir yangın kendi coğrafyasında olsaydı Türkiye uluslararası güçleri bile yardıma çağırırdı.
Düşünebiliyor musunuz, otların kuruduğu Ağustos ayında ormanlıklara derhal yangın çıkaracak bombalar atılıyor. Bunun sonucu Kürdistan’daki bütün ormanlar yakılıyor. Ormanlarla birlikte canlılar da yok oluyor. Anlaşılıyor ki amaca ulaşmak için her yol mubahtır diyor. Gerillalar kullanmasın denilerek tüm ormanlar ateşe veriliyor. Kürdistan’da böyle bir cinayet işleniyor, ama dünya ses çıkarmıyor. Halbuki dünyadaki ormanlar bütün insanlığın ciğeridir. Herhalde Amazon ormanları yok olsa sadece Latin Amerikalılar zarar görmez. Avrupa’nın kuzeyinin ormanları yok olsa herhalde tüm Avrupa, hatta tüm dünya zarar görür. Böyle bir durum olsa Birleşmiş Milletler dahil tüm uluslararası kurumlar harekete geçer. Ama Kürdistan ormanları yandığında, Kürtler üzerinde katliam uygulandığında dünya sağır ve sessiz oluyor. Siyasi ve ekonomik çıkarlar tüm değerlerin önüne geçiyor.
Kürdistan’da yanan ormanların hesabı sorulmayacak mı? Zaten Irak hükümeti ve Güney Kürdistan için ormanların değeri yok. Sadece “sınırlarımız ihlal edildi” diyorlar, ama tüm ormanlar cayır cayır yanıyor ses yok.
Kuşkusuz insanların ölümüne şiddetle karşı çıkmak gerekir. Biri bebek 7 kişinin katledilmesi tam bir insanlık suçudur. Sadece özür de yetmez, başka tazminatlar da yetmez. Bunu yapanların uluslararası insan mahkemesine çıkarılması lazım. Bırakalım özür dilemeyi, pişkince, utanmadan “bizim uçaklar yapmadı” diyebiliyorlar. Bu zihniyet insanlar için böyle yaptığına göre; yaptıktan sonra inkar ettiğine göre doğaya ve ormanlara ne yapmaz ki! Bebekleri, çocukları acımasızca katleden zihniyet tek kişi kalmayana kadar yok edilmesi gereken düşman olarak gördüğü gerillalara neler yapmaz ki!
Bizim bildiğimiz, ekolojik bilinç sahibi olanlar, doğa severler milliyetçi olamazlar. Enternasyonalisttirler, ulus üstü bir anlayışa sahiptirler. Kürdistan’daki doğa yangınları konusunda dünyadaki ve Türkiye’deki çevreciler ne yapacaklar merak ediyoruz. Eğer bu konuda harekete geçmezlerse onları da vicdansız, ikiyüzlü ya da siyasi çıkarlara göre hareket edenler olarak değerlendirmek gerekir.
Eğer Birleşmiş Milletler’in ilgili kurumları harekete geçmiyorsa, o zaman onları da çevre üzerinde rant elde eden ve kendini yaşatan rantçılar olarak değerlendirmek gerekir.
Ormanlar yanıyor ve kimse de müdahale edemiyor. Gelen haberlere göre, uçakların çıkardığı yangınlar her yerde devam ediyor. ABD keşif uçakları sürekli dolaştığından ve hava saldırıları sürekli olduğundan yangınlar söndürülemiyormuş.
Bu yangınlarda sadece Türk devleti suçlu değildir. Bilindiği gibi ABD uçakları keşif yapıyor, Türk uçakları da bombalıyor. Dolayısıyla bu suçu işleyenlerin başında ABD devleti ve ordusu geliyor. Acaba ABD yasaları ABD ordusuna bu izni veriyor mu? Savaşta ormanları istediğiniz gibi yakabilirsiniz diyor mu? Bunları da merak ediyoruz.
Türk ordusunun Güney Kürdistan’daki Medya Savunma Alanları’ndaki bir arabayı vurması ve 7 canın katledilmesini inkar etmesi ise ibretlik durumdur. Bu kadar da yalancılık ve inkarcılık olmaz! Eğer Türk devleti o kadar kendine güveniyorsa, uluslararası bir heyetin gönderilmesini ister. “Bizim bombalar çukur açar, ama vurulan yerde çukur yokmuş” biçiminde bir savunma yapıyor. Uçak, roketi çimento ile yapılmış kalın taş duvara vurmuş. Neredeyse duvar bile yıkılacakmış. Daha o bomba ne yapsın? Arabayı da paramparça etmiş ve uçurmuş.
Bu inkar Türk devletinin daha önce işlenmiş bir çok cinayet ve katliamı inkar ettiğini gösteriyor. Geçmişte bu devletin işlediği bilinen, ama inkar edilen onlarca böyle olay var. Bu olayla birlikte Türk devletinin hiçbir inandırıcılığı kalmamıştır.
Resmi olmayan kişiler ve çevreler yanlışlıkla olmuş olabilir diyor. Resmiyette ise reddediliyor. Bu cinayeti açıkça Türk uçakları işlemiştir. Olayın olduğu yerde yaşayan köylülerin tümü bu gerçeği biliyor. Olayı gözle görenler var. Güneyli yetkililer gitmiş incelemişler ve Türk uçaklarının vurduğunu tespit etmişler. Zaten bu nedenle Mesud Barzani ve diğer yetkililer Türkiye’yi açıkça kınadılar.
Eğer devlet yapmasaydı Cumhurbaşkanı ve Başbakan ya da bir bakan çıkar bizim ordumuz böyle bir şey yapmamıştır derdi. Hükümet yetkililerinden hiç ses çıkmadı. Açıkça “biz gider öldürürüz hiçbir hesap da vermeyiz” demektedirler.
İsrail’de 9 yetişkin kişi ve eylemci için özür isteyen Türkiye, biri 6 aylık bebek, üçü çocuk 7 insan için bırakalım özür dilemeyi, bir üzüntü bile belirtmemiştir. İşte Türk devletinin zihniyeti budur. Başkalarının öldürdüğü için gözyaşı, kendi öldürdükleri için ise en hafif deyimle göz kapama.
Zaten Kürt söz konusu olduğunda “çocuk da olsa kadın da olsa gereğini yaparız” diyen bir başkan söz konusudur. Dolayısıyla son katliamın inkar edilmesi esas olarak Kürt’e olan yaklaşımdır.