Geçen hafta Berlin’de "Rojava"nın geleceğiyle ilgili bir konferans gerçekleştirildi.

"Devletlerarası Hukuk" uzmanı Norman Paech yaptığı değerlendirmede, Erdoğan'ı "yeni süreci kabullenmeye" zorlayan uluslararası nedenler üzerinde durdu.
Rojava Kürtleri’nin "politik bir topluluk" olarak varolmalarını önemli bir neden olarak ileri sürdü.
Konferans’dan geriye kalanları aktarıyorum:
Ne NATO ve ne de Türkiye, tarihin hiçbir döneminde Kürt sorununun çözümü için harekete geçmediler.
Osmanlı Devleti’nin yıkılması "travması" Erdoğan’a parçalanma histerisi eşiğinde, "barış" sürecine "evet"e zorladı.
ABD, için bundan sonra, Ortadoğu petrolleri değil, Pasifik ekseninde Çin ve müttefikleriyle mücadele ağırlık kazanacak.
Ortadoğu artık sadece jeo stratejik anlamda önem arzediyor.
Suriye, İran rejiminin ayakta kalan son halkası, onyıllarca Filistin ile ilgili Arap politikasının ana merkezlerinden biriydi. Kürtler’ın tarih yapmasının sırrı burada saklıdır.
Rojavalılar ise "küçük kardeş"tirler.
Kuzey Kürdistan belirleyici ve kurtuluşu Rojava’nın başarısıyla mümkündür.
Türk Devleti, kuzey Kürdistan Hareketi’ni tasviye etmek isterken, bu hareketin ikinci geri çekilme alanı olarak Rojava’nın biçimlenmesine seyirci kalamazdı.
Bundan dolayı da Türkiye Suriye politikasını, bundan sonraki temel politikası olarak belirledi.
Türkiye’nin asıl hedefi, Musul ve Kerkük’ün işgalidir.
Böylece Kürtler, Osmanlı histerisine kapılıp giden Türk Devleti’ni çekebilecekleri, asıl "tarihi yenilgi" noktasına çekme şansı bulacaklar.
Bir hafta önce bilinçli olarak, Hakkari değil, Başkent Diyarbekir Milletvekili olarak adlandırdığım, BDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın dikkat uyandıran Rojava vizyonu:
"Eğer eşit olmak istiyorsanız, sadece kendiniz için mücadele etmeyeceksiniz, Kürtler, eğer o topraklarda yaşayan tüm haklarla özgür olabilirlerse, özgürleşebilirler".
Ezilenler, güç sahibi olduklarında, zayıfları ezdiler. Egemenler’in tarihi buydu.
Bu kader değildir.
Bu egemen tarih halkası Kürdistan’da kırılacak.
Yönetim, tüm ezilenleri adını taşıyacak. Kürdistan’da yaşayan her halk, kimliğini yönetimde bulacak.
Gelinen noktada Kürtler’in geçmiş tarih karşısında yükselttikleri ve dünya için yeni vizyonları bu olacak.
Gerisi sadece dipnot.
Aksesuardaki politika hep bir başkadır.
Şimdilerde "mikrofon konuşmaları" vardır.
Asıl vizyon başkadır...

Başlatılan "barış sürecı" Türkiye açısından bir "boşluk" yarattı.
Böylece, şimdilerde Türkiye’de "kirli kanın temizlenmesi" temelli bir çatışma ortaya çıktı.
Unutulmamalı Kürtler Jandarma yüklü siyasetin kendilerine bulaştırdığı o "kirli kan"ın temizlenmesi için onlarca yıl savaşmak mecburiyetinde bırakıldılar.
Türkiye’deki son tablo:
Sömürge’deki harabe’nin "travma"sı asıl sahiplerini buldu…