Aylardır Türk devlet güçlerinin tüm teknik ve sayı üstünlüğüne rağmen büyük direnişin sergilendiği Mêrdin’in (Mardin) Nisêbîn (Nusaybin) ilçesinde 29 Nisan günü şehit düşen İlyas Türkan, çelik gibi iradesiyle akıllarda kaldı. Türkan, aynı zamanda bir basın emekçisiydi.

Êlih’te (Batman) 1991 yılında 9 çocuklu ailenin 7’nci çocuğu olarak dünyaya gelen İlyas, devlet okullarında okumak yerine gençlik çalışmalarında yer almayı tercih etti. Dört yıl boyunca Êlih’te Azadiya Welat gazetesinin temsilciliğini yapan İlyas, halkın özgürlüğüne dönük soykırım saldırıları başlayınca yönünü Nisêbîna Rengîn’e çevirdi.


‘Doya doya göremedim’

“İlyas’ımı doya doya göremedim” diyerek anlatmaya başlayan anne Nuriye Türkan, son 3 yıl tedavi gördüğü için İlyas’la fazla vakit geçiremediğini söyleyerek, “İlyas giderken de benimle vedalaşmadan gitti. Hasretine dayanamayıp Nisêbîn’e gittim. Onu görünce ağlamaya başladım. İlyas ‘Eğer ağlarsan bir daha görüşmeyiz’ dedi” ifadelerini kullandı.

Nisêbîn’de soykırım saldırıları başlamadan önce İlyas’ı telefonla arayarak “Son bir kere misafirim olur musun?” dediğini anlatan anne Türkan, oğlunun eve geleceği umuduyla en sevdiği yemekleri yaptığını ama gelmediğini söyledi.


‘Düğün kınası bile hazırdı’

İlyas’ın düğün günü ellerine süreceği kınayı bile hazırladığını belirten anne Türkan, “Oğluma ‘Gel seni evlendirelim’ dedim. Ama ‘Ben evlenemem çünkü Kürdistan yaralıdır. Önce Kürdistan’ı özgürleştirelim sonra evlenirim’ dedi. Bu sözler üzerine oğlumla gurur duydum. Allah onu ve bu yolda şehit olanları cennetinin en güzel yerinde barındırsın” şeklinde konuştu.

“Vahşi bir devlet karşı savaşıyoruz ve mücadele veriyoruz” diyen anne Türkan, “Kürt’ü insan yerine koymayan ve Kürt’e ölmeyi layık gören bir devlete karşı savaşıyoruz. Onlar bizi böyle gördükçe biz de mücadele etmeye ve direnmeye devam edeceğiz” dedi. 


‘Özveri ile çalışan bir arkadaştı’

“İlyas halkının ve işinin sözlüsüydü” diyen çalışma arkadaşı Hasan Erci ise her sabah İlyas’ın büroyu açıp çayı ve kahvaltıyı hazırladığını söyleyerek, “Biz büroya gidene kadar İlyas gazeteleri abonelerine ulaştırmış ve büroya geçip kahvaltıyı hazırlamış oluyordu. Özveri ile çalışan, işini ciddiye alan ve büyük bir aşkla yapan biriydi” ifadelerini kullandı. 


‘Daha fazla seyirci kalamam’

Erci, okumaya, anlamaya ve anlamlandırmaya çok değer veren İlyas’ın gitmeden önce son bir kere büroya geldiğini aktararak, son görüşmelerini şöyle anlattı: “Büroya geldiğinde gideceğini hissetmiştim. Çünkü bakışları değişmişti. Gideceği çok belliydi. Nitekim öyle oldu. Bizimle vedalaştı ve ‘Kürdistan’da yaşanan katliamlara daha fazla seyirci kalamam’ diyerek gitti. İlyas çocuğum yaşındaydı. Buna rağmen ondan çok şey öğrendim. İlyas’a baktığımda ne kadar eksiğimin olduğunu gördüm ve kendimi sorguluyordum. İlyas’ı tanıyan herkes onun etkisinde kalmıştır.” 


 DİHA/BATMAN