Türkiye’deki yayıncıların nasıl çalıştığını, ne gibi sorunlarla karşılaştığını az-çok biliyoruz. Yılda kaç kitap bastıklarını, hangi kitaplarının çok sattığını, hangi kitapları nedeniyle devletle sorun yaşadıklarını... Peki Kürdistan’daki yayıncılar ve Kürtçe kitap yayımlayan yayınevleri? Aram Yayınları, Lîs Yayınevi ve Perî Yayınları yetkilileri, sorduğumuz 5 ortak soruyu yanıtladı...


Kürtçe kitaplara ilgi ne düzeyde?

Mehmet Çakmak (Aram Yayınları): Kürtçe kitaplara ilgi hiç olmadığı kadar arttı. Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen İstanbul Kitap Fuarı‘ndan gayet hoşnut ayrıldık. Geçmiş yıllara oranla giderek artan bir ilgi olduğu söylenebilir; fakat bu ilginin hala istenen düzeyde olmadığını belirtmek gerekir. İç acıcı olan, gitgide artan bu ilgi. Bu da bize geleceğe dair bir umut veriyor. 

Lal Laleş (Lîs Yayınevi): Kürtçe kitaplara talepte 90’lı yıllarla kıyaslandığında nitelik olarak çok güçlü bir yükseliş var. İnsanların kendi diliyle okumaya alışmaları önemli bir gelişme. O kadar baskı altındayken kendi dilindeki sıradan bir metin bile güç verebiliyor insanlara. Okur sayısında ise net bir artış yok. Fakat artık entelektüel çabalar arttığı için üniversitedeki hocalardan öğrencilere dek dille kurulan bağ da güçlendi. Bu da dilin yenilenmesini, güçlenmesini sağladı. Kuşkusuz burada üniversitedeki okuma gruplarının, toplulukların etkisi büyük oldu. Kürtçe ve Kürdoloji ile ilgili doktora programları dahi var artık, bunlar epey olumlu gelişmeler.

Niyazi Armutlu (Perî Yayınları): Kürtçe kitaplara ilgi doğal olarak Kürdistan’da daha fazla. Türkiye’de yaşayan Kürtler, sömürgeciliğin ve asimilasyonun derin izlerini yaşamlarının her alanında fazlasıyla yaşadıkları için dillerine de yabancılaşmış durumdalar. Tabii farklı bir alfabesi olması ve eğitim dili olmamasının yanı sıra politik mücadelenin ana dili öğrenme çabasının önüne geçmesi gibi faktörler de Kürtçe’nin gelişimini zayıflatan etkenlerden. Bu bizim eksikliğimiz olarak görülmelidir. Kürtçe kitaplara ilgi son dönemlerde artsa da hala beklenen, istenen seviyede değil.


Yayın programınız, coğrafyanızın gündemine göre nasıl değişiyor?

Mehmet Çakmak (Aram Yayınları): Yayın programımızda istediğimiz düzeyde bir planlama yapamıyoruz. Özellikle sıcak gelişmeler çok etkiliyor. Bir yandan da insanların ihtiyaçları ve bizden bekledikleri var. Dolayısıyla gelişmelere göre yayın programımızı değiştirebiliyoruz. Gündeme göre elzem olan konulara daha çok ağırlık vermek zorunda kalıyoruz. Özellikle Kürdistan’da her an farklı bir gündem oluştuğu için istediğimiz düzeyde bir yayın programı çıkarıp, “Tamam bunu böyle yapıyoruz, bu böyle” diyemiyoruz. En basitinden, gazete ve televizyonlardan bile henüz yeteri kadar yararlanamıyoruz.    

Lal Laleş (Lîs Yayınevi): Ağırlıklı olarak edebiyat ve bilim kitapları yayımladığımız için yayın programımız gündeme göre bir değişim göstermiyor; fakat coğrafyanın gündemi gündelik hayata dair işlerimizi aksatıyor. Örneğin Kürdistan’daki sokağa çıkma yasağı, çoğu zaman yayınevine gidip çalışmalarımızı yürütmemizi engelliyor. Zor zamanlarda, insanların travmatik düzeydeki sorunlarla boğuştuğu, kimsenin can güvenliğinin olmadığı bir coğrafyada yayıncılık yapıyoruz ve bu haliyle entelektüel faaliyet yürütmek gerçekten çok zor. Bir yanda insanlar açlıkla, susuzlukla, iletişimsizlikle mücadele ediyor. Biz de burada kendi alanımızda mücadele ediyoruz. Savaş yoğunluğu arttıkça işimize daha sıkı sarılıyoruz, çünkü o insanlara karşı büyük bir sorumluluğumuz var.

Niyazi Armutlu (Perî Yayınları): Yayın programımız, tabii ki bölgede yaşanan gelişmelere paralel olarak değişiyor. Yeni bir savaş sürecine itildik ve bu koşullarda insanın çalışabilmesi, iş yapabilmesi, ortaya bir iş koyabilmesi hayli zor. Buna karşı topyekun bir tavır alınmalı. Özellikle son dönemde yeniden çatışmalı sürece dönülmesi, deyim yerindeyse Kürdistan’ın tanklarla, toplarla yeniden işgal edilmesi, halkın katledilmesi karşısında yayıncılar sessiz kalmamalı, ortak bir duruş sergilemeli. Ankara Katliamı‘na gösterilen tepki, bugün de gösterilmeli. Gündemimiz bu kadar farklı olmamalı.


Türkiye Yayıncılar Birliği gibi bir “Kürt/Kürdistan Yayıncılar Birliği” kurulması hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mehmet Çakmak (Aram Yayınları): Artık kendi dağıtım ağımızın ve yayıncılar birliğimizin oluşması şart, diye düşünüyorum. Zaman zaman bu konuda kısmi tartışmalar oldu. Ancak bir sonuca varılamadı. Bu tip bir örgütlülüğe kesinlikle büyük ihtiyaç var ve biz de yayınevi olarak buna öncülük etmek istiyoruz.  

Lal Laleş (Lîs Yayınevi): Bu çok elzem bir sorun. Türkiye’deki yayıncılar ile bizim dertlerimiz, kaygılarımız bir değil. Gündemimiz aynı değil. Kürt yayıncılar kendi örgütlenmesini gerçekleştirmeden bizim sağlıklı bir şekilde yayıncılık yapmamız mümkün değil. Kürdistan’daki yayınevlerinin çoğu küçük yayınevleri, dolayısıyla bu mesele tek başına çözülebilecek bir mesele değil. Kürtçe edebiyat ve genel olarak Kürdistan’daki yayıncılık sadece düşünce özgürlüğü çerçevesinde tanıtılıyor; ama burada sektörel sorunlar var. Örneğin Kürtçe’nin gelişimi için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor. Maddi sorunlarımızın çözümleri için uğraşıyoruz; fakat örneğin Avrupa Birliği, dünya edebiyatının Kürtçe’ye çevrilmesi için “resmi dil” şartı koşuyor. Kürtçe, resmi dil kabul edilmediği için böyle bir lüksümüz olmuyor. 

Niyazi Armutlu (Perî Yayınları): Kürdistan Yayıncılar Birliği’nin oluşması esasen geç kalınmış bir girişim olmasına rağmen, bizim açımızdan sevindirici bir gelişme olur. Bu doğrultuda yayınevi olarak yapılması gereken ne varsa yapmaya ve bu projeye omuz vermeye hazırız.


Yargılamalar, toplatmalar...


Mehmet Çakmak (Aram Yayınları): Engelleme hususu, en can alıcı nokta. Yasal olarak çok zorlanıyoruz. Hemen hemen yayımladığımız kitapların tümüne soruşturma açılmış durumda. Şu an 10’u aşkın soruşturma dosyamız var. Birçok kitabımız yazarlarımızla birlikte yargılanıyor. Yine hakkında toplatma kararı çıkarılan kitaplarımız oldu. Sorumlu yazı işleri müdürümüze, yayınevimize “örgüt propagandası yapma” gerekçesiyle farklı davalar açıldı ve ağır cezalar isteniyor. Önceki yıllarda aynı nedenlerle arkadaşlarımız ceza aldı. Davalar ve yasaklamalar dışında keyfi engellemelerle de karşılaşıyoruz. Örneğin çoğu zaman cezaevlerine gönderdiğimiz kitaplar ya içeriye hiç alınmıyor ya da geciktirilerek veriliyor. Bunun dışında kitaplarımız matbaada, basım aşamasında da büyük güçlüklerle karşılaşıyor. 


Niyazi Armutlu (Perî Yayınları): 

Yayımladığımız 100’ü aşkın kitabın (2001 itibariyle) 17’si hakkında toplama kararı verildi ve dava açıldı. Davalar Türk Ceza Yasası’nın 312-212, Terörle Mücadele Yasası’nın 3713-8-7. maddeleri ile 159-301 gibi yasalara muhalefetten ve “Atatürk’ün Manevi Değerlerine Hakaret” gibi yasalar gerekçe gösterilerek açıldı. Şu anda yasaklı kitabımız yok. Yayınevimiz hakkında açılan davaların çoğu da düştü.


Lal Laleş (Lîs Yayınevi): İlk zamanlar matbaa için kitaplarımızı Ankara’ya ve İstanbul’a göndermek zorunda kalıyorduk ve bu bizi hayli zorluyordu. 2014’ün sonunda el birliğiyle bir matbaayı ikna ettik ve kitaplarımızı Diyarbakır’da bastırmaya başladık. Şu an yargılanan kitabımız yok. Dediğim gibi, ağırlıklı olarak dünya edebiyatı yayımladık ve o alanda yürüttük çalışmalarımızı. Edebi ve bilimsel metinlere yöneldik. Henüz bir soruşturma veya davaya maruz kalmadık.


2015’te basılan kitap sayıları


Mehmet Çakmak (Aram Yayınları): 2015 yılı içerisinde 70’in üzerinde kitap bastık. Yayınevi tarihimizde bu bir rekor. Dönem dönem yoğun olduğumuz zamanlar oldu, ancak 2015 yılı yayınevimiz açısından gayet verimli bir yıl oldu. Şunu fark ettik: Biz kitap bastıkça kitaplarımıza olan ilgi de artıyor. Okuyucularımızdan da gayet güzel tepkiler alıyoruz. 

Lal Laleş (Lîs Yayınevi): Yılda 30 kitap basıyoruz. Şu an 250’den fazla kitabımız var. Bunların arasında Kürtçe’ye çevrilen Yaşar Kemal ve Orhan Pamuk gibi yazarlar var.

Niyazi Armutlu (Perî Yayınları): 25-30 arası değişiyor. Ancak fazlasıyla dağıtım ve reklam sorunu yaşıyoruz. Dağıtım bugün tekelleşmiş durumdadır. Kürtçe’ye önem veren yayınevlerine karşı özel bir ambargo uygulanıyor. Kitaplarımız büyük kitabevlerinde satılmıyor, Kürdistan’da ise dağıtım sorunundan dolayı okura ulaşamıyoruz. Bu sorunu Kürdistan’daki kitabevlerinde dahi yaşıyoruz.


TUÐÇE YILMAZ/İSTANBUL