Son olarak bunu Prag’a giderken söyledi.
Ve ekledi: “Kürt vatandaşlarımızın sorunu vardır”.
Bu açıklamaya karşı, Kürdistan’a dayalı düşünürlerden tepkiler geliyor.
Nedeni; Erdoğan’ın Kürt sorununun olmadığını iddia etmesi.
Ancak bu süreçte paradoksal bir siyasi yükseliş var. Bir “geçiş süreci” ve Kürdistan ile ilintili aktörler aktifleşiyorlar.
Erdoğan taraftır; Kürdistan başka bir taraf.
Kürdistan için yolda olanların plan ve programlarını Erdoğan’ın turistik seyahatlerinin başı ya da sonundaki söylevlerine endekslediklerini düşünmüyorum.
Erdoğan’ın paradoks açıklamaları var.
Kürdistan’dan da paradoksal açıklamalar geliyor ve bu açıklamalar, gelecekte neler olacağıyla ilgili ilk bilgilerin sırrı gibi.
Demirtaş son açıklamalarında, “burası Kürdistan” demişti.
Karayılan Erdoğan’ın, “istemiyorsanız terkedin!”e denk düşen ifadesine tepki göstererek: “Kürdistan’dan defolun!” anlamına gelen sözleri Türkiye’ye yayıldı.
Dizayi, her Kürdün yüreğinde bağımsız bir Kürdistan olduğunu belirtmişti.
Tüm bunları biraraya getirdiğimizde ben, Erdoğan’ın söylediklerini şöyle okudum:
Türkiye’de “Kürt vatandaşların sorunu vardır.”
Ama Kürdistan’da?
Kürdistan’dan gelen son haberde Gültan Kışanak konuştu: “Polis beni öldürmeyi hedefledi”.
Kolonyal faşizan bir saldırıya maruz kaldıklarını belirtti.
Polis nişan alarak Kışanak’a gaz bombası atmış.
Bu Türkiye’nin Kürdistan’daki politikası.
Türkiye’nin Kürdistan politikası ile, Türkiye’nin Türkiye’deki Kürtler ile ilgili politikası arasında bir “fark” olduğuna işaret etmek istiyorum.
Bakın küçük görünen ve Kürdistan devleti opsiyonuna denk düşen önemli gelişmelerden biri, bizim eskiden “Güneybatı Kürdistan” dediğimiz, bazılarının “küçük güney”, daha başkalarının “Suriye Kürtler’i” dediği bölgeyle ilgili.
Şimdi o diyarın adı: “ROJAVA”
Siyasi literatüre egemen olan bu terim, Güneybatı Kürdistan’daki Kürtler’in egemen ve muhalif Araplara tamamen yabancılaşması üzerine oturdu.
Kuzey Kürdistan’da da önemli gelişmelerin olacağını, Türkiye’nin alışık olmadığı, “tarihi birçok ilk”den öğreniyorum.
Bundan dolayı, Erdoğan’ın Türkiye’de “Kürt vatandaşlarımızın sorunu vardır” betimlemesini doğru okumak gerekli.
Türkiye’de Kürtler’in dıştalanmadığı bir yaşam karesi var mı?
Linç edilenler Kürtler. Seyreden “Türk polisi”. Kürt kurumlarına karşı aktifleşenler “AKP, CHP ve MHP’den oluşan milli koalisyon.”
“Kürtçe savunma hakkı tanınması”, Ahmet Türk’ün İmralı’yı ziyaretine müsade edilmesi gibi, Erdoğan’ın talimatına dayandı.
Türkiye hızlı bir şekilde “monarşik demokrasi”leşiyor.
Kürdistan çıtası yükseldiğinde, Türkiye’de Kürtler “sorun” haline gelecekler.
Kürdistan’da ise kolonyal fötörlü adam Erdoğan’dır.
Jandarmalar, Özel Tim’ler, tanklar, gaz bombaları ve polis ekipleri olmadan Erdoğan’ın Kürdistan’da Prag’a gittiği gibi seyahat etmesinin mümkü olamayacağını, o ülkeye mesafe açısından benden daha yakın duran, Kürdistan’ın komşusu Erdoğan daha iyi bilir.
Ancak Kürdistan’da da bir Türk sorunu var mı?
Bana göre yok. Güney Kürdistan’daki Türkmenler özgür…
Türk olduğundan dolayı, burnu kanayan ilk Türk ile başlar Kürdistan’daki Türk sorunu.
Kürt halkı, Kürdistan’daki Türkler’i korumak için canlı siper gibi durdu. Eğer Kürdistan’da günün birinde “Türk sorunu” oluşursa, bu sorunu çıkaracak olan Ankara’daki yönetim olacaktır. Bundan hiç kuşkum yok.
Kürdistan’da Türk sorunu?
Erdoğan neden her sıkıştığında: “Türkiye’de Kürt sorunu yoktur” diyor.