
Sayın Selman 30 yıldır diasporada yaşıyorsunuz. Ülkenizden uzak olmak sizi nasıl etkiliyor?
Ben duygularımı, düşüncelerimi, özlemleri, aşklarımı ve sevdiklerimi film ve kitaplarla dile getirmeye çalışıyorum. Katıldığım tüm televizyon ve radyo programlarında Kürt sorununu hep dile getirmişimdir. Kürtlük benim varlık nedenimdir. Her ne kadar ülkemden uzak yaşıyorsam da, her gün ve her gece Kürdistan hasretiyle yatıp kalkıyorum. Ülkemde olsaydım belki daha çok eser yaratırdım. İnsan kökünden koparılmış bir ağaç gibidir. Bizim duygularımızın kaynağı yine Kürdistan’dır. Kürdistan’daki edebiyat, şiir ve felsefe bir derya kadar derindir. Ama ne yazık ki; egemenler bu eserleri ve kaynakları ortaya çıkarmamızı engellemiştir. Her eser, şiir ve edebiyat kendi dilinde meyve verir. Kendi dilinde duygu ve düşünce verir ve kendi dilinde güzelleşir. ‘’Mem û Zin’’ kitabını Kürtçe yazmıştım sonra da Hollandaca’ya çevirdim.
Diğer kitaplarınızın tümü de Hollandaca (Flamanca.) Neden Hollandaca yazdınız?
Hollanda’ya geldiğimde çok az sayıda Kürt Hollanda’da yaşıyordu. Eğer ben Kürtçe yazsaydım, yazdıklarım kaç tane Kürt’e ulaşabilirdi? Kürt sorununa ne kadar katkıda bulunabilinirdi. Bütün bunlar benim için önemli sorulardı. Çünkü Kürtler uluslararası alanda bu kadar çok tanınmıyordu. Kürtçe yazmak, Kürt edebiyatına eser kazandırmak her Kürt yazarın isteğidir. Kürtler arası okuma-yazma oranının (Kürtçe) düşük olması da bazen neden olabiliyor.
Tüm romanlarınızı Hollandaca yazdınız. Ama şiir yazmak ayrı bir şey. Kişi hangi dilde hissederse o dilde yazar. Sizin şiir kitabınız da tamamen Hollandaca...
Şiir dili özeldir, şiirin görüntüsü farklıdır. Şiiri hangi dille ifade etmek istediğine bağlıdır. Şiir dünyadaki tüm dillerle yazılabilir. Şiir duygu işidir, eğer sende bu duygu gelişmişse, şiir yazmaya hazırsın. Geriye kalan tek şey hangi dille yazman gerektiğidir. Kendini hangi dille ifade edebiliyorsan o dille yazarsın. Ben 8 yaşında Kürdistan’dan ayrıldım ve 26 yaşında Hollanda’ya geldim. Benim Hollandalılarla daha fazla ilişkim var. Bir Hollanda kurumunda çalışıyorum. Bütün bu nedenlerden dolayı belki bu dille kendimi daha iyi ifade edebiliyorum. Ama şunu da belirtmek isterim, duygularımı Kürdistan’dan alıyorum. Kendimi ve Kürdistan’ı şiirlerimle tasvir etmeye çalışıyorum.
Okuyucularımız için kitaplarınızdan bahseder misiniz?
Örneğin ‘Bir Yiğit Arandı/Dapper Hard Gezocht’ adlı eserim 170 makaleden oluşuyor. Bunların hemen hemen hepsi Hollanda gazetelerinde (Trouw, NRC Handblad ve Volkskrant) yayınlandı. Makalelerin içeriği din, felsefe, kültür, dil, sosyal yaşam ve tiyatro oyunlarından oluşuyor. Bunların çoğu Kürdistan’la ilgili. Ya Kürdistani bir hikayedir ya da Kürtlüğü tanıtan bir yazıdır. Örneğin 1990 yılında Güney Kürdistanlı’ların Kuzey Kürdistan’a kaçışlarını anlatan hikayeler gibi. 70’li yıllarla günümüzü anlatan tarihi bir kitaptır.
İkinci romanım ‘Deniz İkili Oynuyor/En de Zee Speelt in Twee’ benim hayatımı anlatan bir romandır. Tabii ki Kürdistan’ı doğrudan içeriyor. 2000 yılında yazdım ve Hollanda’da epeyce satıldı. Bu kitabın Kürtçe veya Türkçe’ye çevirilmesini çok istiyorum. Ama şimdilik imkanlarım yok. Hollandaca’yı bilen bir Kürt bu iş yaparsa daha da sevinirim.
Diğer bir romanım ‘Hindistan Cevizi Zannetmiştim/Ik Dacht aan Kokosnoot.’ Bu romanı 2002’de yazmıştım. 1961’den 1992’ye kadar Kürdistan’da geçen siyasi, kültürel ve sosyal konuları içeren tarihi bir kitap. Kitap, Güney Kürdistan hükümetinin kuruluş aşamasını da anlatıyor. ‘Ölüm Özgürlüktür/Vrijheid is Dood’ adlı romanım ise, psikolojisi bozulmuş Hollandalı bir kadını anlatılıyor. Bu kadın bir psikologa gider ve psikolog bir Kürt’tür. Psikolog, kadının hikayesini, Saddam Hüseyin zulmünden kaçarken askerler tarafından öldürülen kadının hikayesine benzetir. Kadın kendi kızıyla aynı yaşta ve sima olarak psikoloğun kızına benziyordu. Bu eserde tarih, psikoloji, drama, duygu ve özlemi bulmak mümkündür.
‘Son Aşk/Laatste Vlam’ Kürtlerle olakası olmayan bir romand. Belçikalı bir çiftin hikayesidir. Bunlar emekli olduktan sonra İspanya’ya yerleşir, karar alırlar ve bir daha Belçika’ya dönmek istemezler. Ama aradan yıllar geçer ve bir gün Belçika’ya ziyarete giderler.
Çok yönlü bir sanatçı
İbrahim Selman, 1952 yılında Güney Kürdistan’ın Zawite köyünde dünyaya geldi. Babası ticaretle uğraştığından dolayı 8 yaşında Bağdat’a taşınırlar. İlk ve orta eğitiminden sonra 1972 yılında Bağdat Üniversitesi’nde tiyatro eğitimine başlar. Üniversite eğitiminin yanı sıra Bağdat’ta Kürdistan radyosunda sunuculuk yapar. Üniversite bitirme tezinde „Tırs“ adlı senaryoyu yazar ve sahneye uyarlar. O dönemde Baas rejimi diktatörü Saddam Hüseyin’in Kürt halkına yönelik zulüm ve baskısına karşı sessiz kalmayan Selman, bir süre Peşmerge saflarında kalır. Daha sonra İran’a giden Selman, 1981’de de Hollanda’ya gelir. Amsterdam Üniversitesi’nde tiyatro üzerine doktora yapar. 1985 yılında doktora eğitimini bitiren Selman aynı yıl Amsterdam Ünivertesi’nde öğretim görevlisi olarak işe başlar. Selman, daha önce üzerinde çalışma yaptığı „Tırs“ adlı senaryosunu Hollandaca’ya çevirir. Hollandalı tiyatrocularla birlikte oyunu ‘Angst’ olarak sahneye koyar. Çok beğenilen oyunun etkisi ile Hollanda’da İbrahim Selman ismi sık sık anılmaya başlar. Film ve tiyatro alanında başarılar elde eden Selman ‘Ümet, Qervaneki be Deng’ ve ‘Se Renge Miroveki Çîya’ adlı uzun metrajlı 3 filmi de beyaz perdeye taşır. Selman’ın Hollandaca 7 kitaba imza attı. 30 yıldan beri sürgünde yaşayan İbrahim Selman’ın makalelerini Trouw, NRC Handblad ve Volkskrant gibi günlük gazetelerde bulmak mümkün.
RONİ YILDIRIM/AMSTERDAM