Bazı zaman aralıkları kader tayin edici niteliktedir. Bu zaman aralıklarına sığdırılan gelişmeler bazen yeni bir oluşum bazen de yıkım etkisindedir. Kürdistan coğrafyasında ve siyasetinde geçen kısa zaman aralığına sığan gelişmeler yeni oluşumun ilk nüveleridir.
Bundan sonraki asıl soru şudur; Kürtler bundan sonra nasıl bir siyasal hat izleyecekler?
Kürtler açısından pratik olarak cevabı en çok merak edilen soru budur. Öyle ki, bu soruyu sadece Kürtler değil, herkes soruyor, kendince cevaplar bulmaya çalışıyor. Çünkü Kürtlerin izleyeceği siyaset bölge üzerinde hesapları olanların planlarını, ittifaklarını, hamlelerini direkt etkileyecektir.
Bu soruyu daha önemli kılan etmenler vardır. Moda deyimle, Kürtler son birkaç ayda, önemli bir ezberi bozarak toplumda yeni bir algı yarattılar. Aklı evellerin algısında Kürtler hiçbir şekilde bir araya gelemezdi, güç birliğini oluşturamazdı, her zaman birilerinin elinde maşa olarak kullanılırdı.
Zaten DAİŞ gibi bir canavarı Kürtlerin başına musallat eden ve bununla özlemini çektiği Ortadoğu hegemonyasının peşinden koşan Türk devletinin hesabı da tümden bu ezber üzerine inşa edilmişti.
Ama tutmadı. Ezber bozuldu. Kürtler kendi tarihlerinde ilklere imza attılar. Dün Rojava sınırına hendek kazan Pêşmerge silahlarıyla Rojava'yı savunmaya geçti. Yoğun bir iç diplomasiyle sorunlar masaya yatırıldı. Ortak akılla çözüm yolları arandı.
Yeni algı; Kürt ulusal birliği oluşuyor.
Ancak bütün bunlar sadece bir başlangıç. O açıdan Kürtlerin bundan sonra izleyecekleri siyaset oldukça hayatidir ve merak ediliyor. Bu zaman aralığı doğru değerlendirilirse, Kürtler açısından yeni bir oluşuma tanıklık edilecektir. Yeni algı pratik karşılığını bulacaktır. Tersi ise sonu belirsiz bir yıkımdır.
Peki ibre hangi yönde?
Kürtler bu oluşum anına daha yakın durmaktalar. Mevcut durumda bölgenin en dinamik, en örgütlü ve politik halkıdır. Bu avantajı kullanabilirlerse yeni oluşum kaçınılmazdır. Bu da tüm parçalardaki Kürt güçlerine tarihsel sorumluluklar yüklemektedir.
Peki hangi güç nerede duruyor, pozisyonu ve rolü nedir?
Kürtler açısından başat iki güç KCK ve Güney Kürdistan güçleridir. KCK daha önce defalarca yaptığı Ulusal Kongre çağrısını geçen hafta içerisinde yazılı bir açıklamayla yeniden yaptı. Çağrıda, ortak bir siyasal iradenin mutlaka oluşturulması gerektiği belirtildi. Yani KCK cephesinden Ulusal Kongre önünde bir engel yoktur. Bilakis bir an önce yapılması gerektiğini ısrarla dile getirmektedir.
Asıl sorumluluk, bundan sonra Güney Kürdistan'daki güçlere düşüyor. Pêşmerge'nin Kobanê'ye geçmesi önemlidir. Ancak ulusal birlik açısından yetersizdir. Güney Kürdistan Hükümeti, ulusal birlik yönünde artık daha ciddi adımlar atmalıdır. KCK ile resmi olarak ilişkilenmelidir.
Uluslararası ilişkilerinde tüm Kürtlerin menfaatlerini hesaba katmalıdır. Hewlêrden yola çıkarak Kobanê'ye varana dek Pêşmerge büyük bir ilgi ve sevgiyle karşılanmıştır. Bu sıradan bir durum değildir. Halkın sevgi ve ilgisi bir özlemin en yalın şekilde dile getirilişidir. Bu aynı zamanda Kürt halkının siyasal güçlere verdiği bir görevdir de. Kürt örgütleri bu görevi doğru okur ve gereğini yerine getirebilirlerse 21. yüzyıl Kürtlerin öncülüğünde tüm halkların özgürlük yüz yılı olacaktır. Sonuç olarak, içinden geçtiğimiz bu zaman aralığı yeni oluşum açısından büyük gelişmelere tanıklık edecektir.