Kürtlere karşı, 1980’lerin sonunda el atılan, 1990’larda insanlık vicdanını kanatan katliam ve yangınlarla sürdürülen ırkçı devlet terörü yeniden sahneye çıktı.
Faşist aklın pek sevdiği ezberle bu, Kürtlere karşı tarih “tekerrür” (tekrar) ediyor.
Faşist ilkellik, olaylar ve olgulara böyle bakıyor.
Oysa çağ, rasyonel akıl çağıdır. Bu çağda tarih, kendini tekrar eden kader değil, ders alınması gereken olaylar bütünüdür.
Irkçı rejimin, yalan, dolan ve sahtekarlık temelinde uydurduğu gerekçeleri sayma zamanı değildir. Kürdistan, çağın yabanileri tarafından bombalanıyor. Kürdistan köyleri, kasaba ve şehirler insan avlağıdır…
Dolandırıcı Sülün Osman’ı rol modeli olarak kabul edenlere göre, kimyasal bulutlarla yürüyen terörle, tarih (tekerrür) kendini terkarlıyor.
Bugün, Kürdistan’a yağdırılan bombaların, göğü kaplayan duman bulutlarının amacı, Kürtleri moral olarak çökertip sesini kısarak, Kürdistan direnişini kırmaktır.
Ancak, tarihi gelişim gösteriyor ki, bu ham hayal, boşuna çabadır.
Tarih tanıktır ki Kürtler, soykırım köprülerini geride bırakarak geliyorlar.
Ancak, ırkçı kafanın “tarih tekrarı” yeni değildir. 1990’larda da yangınlar, beton katmanlarını, kayalıkları delen kazan bombalarıyla estirilen dehşet, 1925-1939’da eksik kalan kanlı tarihin tekrarı idi.
Kürdistan kadını, erkeği, bebeği ve ihtiyarıyla direnerek soykırımı boşa çıkardı.
Kürdistan’ın direnişi zalimin yenilgisi olarak geçti tarihe.
Kürdistan, bu dönemde kan kusarken, dağları, köyleri, şehir ve kasabaları yanarken, dünya, terör yağdıranları onaylayıp, yanında saf tutarcasına lal ve sağırdı.
Ancak bu kez, ırkçı rejimin, bu kez yardım ve yataklık edip beslediği tecavüzcüler ordusu IŞİD’in Suruç’ta yaptığı katliamdan kendine mağduriyet çıkarıp, ininden çıkmasını dünya yutmadı. Dün Kürdistan’da insanlık yanarken sağır, sessiz duran dünya kamuoyu vicdanı, bu kez sahtekarlığı işaret edip, ses veriyor.
Britanya, Fransa, Almanya başta olmak üzere Avrupa medyası, Amerika’nın önde gelen yayın kurumları, TC’nin IŞİD aldatmacasıyla ile Kürdistan’da baskına çıktığını haykırıyor.
Bu destektir, yalnızlık dolambacından sıyrılmasını gösteren moral gücüdür. Dün bu sesler yoktu.
Kürtler dün, Ortadoğu’da keşfedilmş insanlık damarı da değildi. Ama bugün, insani damar olarak alkışlanan, çağın vicdanından saygı görendir…
Bu nedenle, Kürtlerin demoralize olmaları için hiç bir sebep yoktur.
Çünkü Kürtler ne istediğini bilen örgütlü bir halktır. Örgütlü halk sestir. Sese kurşun işlemiyor, darbe etki yapmıyor.
Yahudiler halk ama örgütlü değildi. Hitler ırkçılığı buna rağmen onları bitiremedi. Daha sonra Hitler faşizmi tarih çöplüğüne gömüldü. Yahudiler ise devletleşti…
O nedenle, ırkçılığın zincirlerinden boşalması, bir halkı yok etmesi nafiledir. Kim bilir, zulüm yağmurlarından sonra yeni bir Kürdistan filizlenecektir…
Kimse moralini bozmasın, tarih her kıyımdan sonra, yeni filizlenmelerle doludur, çünkü. Kürdistan’a düşen bombalar, yeni oluşumun gök gürültüsüdür…
Tarihte hep böyle olmuştur. Kim bilir…