Kürdün ahını alan hiç bir rejim bugüne kadar rahat yüzü görmedi. Baas rejimleri, İran Şehinşahlığı, Kemalist rejim bunun en iyi tanığıdır. Kürdün ahını alan kişilerde rahat etmediler. Kral Faysal, Nuri Said Paşa, A.Kerim Kasım, Abdurahman ve Abdülselam kardeşler, Saddam Hüseyin, Hasan Ali El Mecid, İran Şahı, Kürde tenkil, tedip ve sürgün uygulayan Türk yöneticileri gibi.

Kürtlerin ne komşularına (Ermeniler hariç. Ki bugün çektikleri Ermenilerin ahıdır bir anlamda), ne diğer halk ve uluslara ne baskı, soykırım, asimilasyon politikası uyguladılar ne de kimsenin dilini, kültürünü, tarihini inkar edip kültürel sömürgecilik politikaları uyguladılar.

Kürtler mazlumdurlar. Dilleri, kültürleri, tarihleri, yaşadıkları ülkenin, yerleşim birimlerinin isimleri haritadan silinip, ülkelerinin her tarafı toplu mezarlarla dolduruldu.

Kürtler kendi kaderlerini tayin etmek istedikleri (özerklik, federasyon, bağımsızlık) zamanda evleri başlarına yıkılıp, faili belli cinayetlere kurban gittiler, diri, diri gömüldüler, yakıldılar. İsimleride eşkiya’ya, asi’ye, teröriste çıkarıldı.

Nasıl ki Ermeninin ahı Kürde kalmadı ise Kürdün ahı da kimseye kalmıyor. Kürde zulüm edenlerin başına bir diğeri musallat oluyor. İran Şah'ı ile Saddam Hüseyin Cezayir'de Kürtlerin hak elde etme mücadelesini bastırmak için anlaştılar. Zalimlerden birisinin başına Humeyni gibi yine Kürtlerin fermanını çıkaran biri musallat oldu. DAİŞ denilen BAAS rejiminin artıklarını arkasına alan Muaviye İslamının bugünkü temsilcilerinin başına ise ABD ve Rusya musallat oldu. İran Şah’ı sürgünde kanserden öldü. Irak diktatörü Saddam, Halepçe ve Enfal’ın sorumlusu ve uygulayıcısı Hasan Ali El Mecid ise darağacında son nefeslerini verdiler. DAİŞ'in ise havadan ABD ve Rusya, karada ise YPG ve Suriye Demokratik Güçleri hak ettiği cevabı veriyor.

Kürdün sadece Kürdistan'ın Kuzeyinde değil, Kürdün yaşadığı hiç bir yerde statü sahibi olmasını istemeyen, TC ise hem Türkiye'de Kürt sorununu barışçıl, demokratik yollardan çözmek istemiyor, hem de Kürdistan'ın G.Batısına müdahale ederek burnunu kendi sınırlarının dışınada uzatıyor. Hem içeride hem dışarıda iflas ettiği gibi vatandaşlarınıda kirli bilgilerle yanıltıyor.

Son Ankara saldırısında sırf Kürt fobisi yüzünden saldırının sorumluluğunu PYD/YPG’ye yüklemek istedi. Türk devlet yetkilileri, kendisine karşı terör eylemi yapanlara karşı meşru müdafaa hakkını kullandığını, kullanmaya devam edeceğini söyledi. YPG’ye karşı fırtına obüsleri ile saldırılarına devam etti. Ancak ne ABD’yi, ne Batı’yı bu konuda ikna edemedi. Erdoğan ABD başkanı Obama ile yaptığı telefon görüşmesinide ters yüz ederek Obama’nın YPG nin ilerlemesini sakıncalı bulduğunu ilan etti. Hürriyet gazetesinin Washington sorumlusunun yayınlanan yazısına göre ise Obama Erdoğan’dan "Kendi içerisideki Kürtlerin sorunlarını çözmesini, çözüm masasına geri dönülmesini" şart koşmuş. Kendi ülkesinde sorunları demokratik ve barışçıl yollardan çözmeyenler dünyadanda dışlanırlar. Türkiye artık Ortadoğu'da ABD'nin jeopolitik partneri değildir. ABD Ortadoğu stratejisini belirlerken TC'yi dikkate almak zorunda kalmamaktadır. Kürdün ahı’nı alan iflah olmaz, dünyada yalnız başına kalabilir. Bu herkesin kulağına küpe olsun!

***

KÜRDİSTAN TARİHİNDE  BU HAFTA:

* 24 Şubat 1925’te Eleziz Şeyh Şerif komutasındaki Kürt kuvvetlerinin eline geçti.

*  24 Şubat 1992’de Kürt gazeteciliğinin unutulmaz ismi Cengiz Altun, Yeni Ülke Batman bürosuna giderken kontrgerilla elemanlarınca uğradığı silahlı saldırıda şehit düştü. 26 Şubat’taki cenazesine 40 bin kişi katıldı.

* 25 Şubat 1994 tarihinde Kürt yurtseveri ve hukukçusu Yusuf Ekinci’nin kontgerilla tarafından Düzce-Sapanca mıntıkasında vurularak şehit edildi.

*  27 Şubat 1993 tarihinde İHD Eleziz Şubesi başkanı Av. Metin Can ve Dr. Hasan Kaya’nın cesetleri Hazar gölü kıyısında bulundu. Her ikisi de 25 Şubat’ta kontrgerilla tarafından kaçırılmıştı.