14 Temmuz direnişinin üzerinden 32 yıl geçti. Bu direniş hala etkisini ve gücünü koruyor. Hatta 14 Temmuz ruhuna daha fazla ihtiyaç duyulduğu bir dönemden geçmekteyiz. Ortadoğu tam bir savaş arenası haline gelmiş bulunuyor. III. Dünya Savaşı Ortadoğu’da gerçekleşiyor. Bu savaşın tam göbeğinde de Kürdistan var. Kürtler tarihin en zorlu dönemlerinden birinden geçiyorlar. Bu süreçte Kürtler ya direnerek özgür ve demokratik yaşamlarını sağlayacaklar ya da uluslararası ve bölgesel güç mücadelesinin kurbanı olacaklardır. Bu nedenle 14 Temmuz ruhuna, bu direnişin ortaya çıkardığı Kürdistan devriminin tarzına çok ihtiyaç var. Zor koşullarda mücadele edip başarmanın iradesini, kararlılığını ve tarzını ortaya koymadan mevcut Ortadoğu koşullarında ayakta kalmak ve başarmak zordur. 14 Temmuz ruhu ve Kürdistan devriminin tarzı pratikleştiğinde ise engel ne olursa olsun başarılı olunur ve bu zorlu süreçte Kürdün özgür ve demokratik yaşamı Kürdistan’ın dört parçasında mutlaka sağlanır.

14 Temmuz direnişi, Kürdün en zor döneminde gerçekleşmiştir. 12 Eylül askeri faşist cuntası Kürdü bitirmeyi hedefliyordu. Başta PKK Önder kadroları olmak üzere tüm kadroları, sempatizanları ve taraftarları zindana atılırken, Kürdistan tüm Kürtlere zindan haline getirilmiştir. Kürtler anavatanlarında sömürgeci zulüm altında inim inim inletilmişlerdir. Böylece Kürdün yaşam umudu kırılmak istenmiştir. Kürt, Kürt olarak yaşamından bezdirilip amaçladıkları Türkleştirmeyi kabul eder duruma getirilmeye çalışılmıştır. Baskılarla Kürt halkı bunaltılmış, çaresiz kılınmıştır. İşte 14 Temmuz direnişi halkın bu duygular içinde yaşadığı dönemde gerçekleşmiştir.
Diyarbakır zindanı, PKK Önder kadroları şahsında PKK’ye mezar haline getirilmek isteniyordu. Diyarbakır zindanında tüm PKK’liler pişman ettirilip itirafçılaştırılarak PKK zindanın betonlarına gömülmek isteniyordu. Tabii ki PKK şahsında tüm halkın özgürlük umudunu da bitirmeyi hedefliyorlardı. 12 Eylül askeri faşizminin böyle uğursuz amaçları vardı. Başta Diyarbakır zindanı olmak üzere baskı ortamında yaratılan teslimiyet ve yılgınlık tüm Kürdistan’a yayılıp kültürel soykırım hızlandırılarak Kürdistan tamamen Türk uluslaşmasının yayılma alanı yapılmak isteniyordu. İşte 14 Temmuz direnişi tüm bu uğursuz amaçlara karşı koyan tarihi bir direniş olmuştur.
14 Temmuz direnişinin Kürdistan halkı, tarihi, Kürt bireyi, PKK ve Kürt Özgürlük Hareketi açısından o kadar önemli sonuçları olmuştur ki, hala yeterince ortaya konulmamıştır. Kuşkusuz 14 Temmuz direnişinin gücü kendini her an ve her yerde hissettirmektedir. Zaten PKK’nin ruhu ve direniş kültürü de 14 Temmuz direnişçiliğiyle şekillenmiştir. Ancak 14 Temmuz’un öyküsü, romanı yazılıp filmi ve tiyatrosu yapıldığında, siyasal, toplumsal, kültürel etkileri irdelenip kitaplaştırıldığında 14 Temmuz Kürt toplumunun siyasal, sosyal ve kültürel yaşamı üzerinde o kadar etkide bulunacaktır ki, Kürdün yeniden şekillenmesinde gerçekleşen büyük ve tarihi serhıldanlar kadar etkide bulunacaktır.
14 Temmuz direnişçileri, direnilmediği takdirde Özgürlük Hareketi’nin ve Kürt halkının durumunun tarihte hiç olmadığı kadar olumsuzluklarla karşılaşacağı; direnildiği takdirde ise Kürt halkının her türlü zorluklar karşısında yenilmez ve direnen halk haline geleceği bilinciyle hareket etmişlerdir. Bu nedenle en zor koşullarda direnme kararı almışlardır. 12 Eylül faşizmine karşı direnmenin büyüklüğünü bilerek bu direnişi çok önemli bir zamanda başlatmış ve zafere götürmüşlerdir. Böylece Kemal Pir’in ölüm orucu içinde söylediği “Türkiye’ye bir kazık çaktık, çıkarabilirse çıkarsın” düşüncesi 32 yıllık zaman dilimi içerisinde defalarca kanıtlanmıştır. 14 Temmuz ruhuyla direnen PKK’nin yenilmezliği herkes tarafından kabul edilmiştir.
PKK şu anda 14 Temmuz ruhuyla 14 Temmuz direnişçilerinin mücadele ve yaşam felsefesiyle donanmış bir partidir. Yaşam felsefesi, Kemal Pir’in “Yaşamı uğruna ölecek kadar seviyorum” deyimindeki zihniyetle şekillenmiştir. Uğruna ölünecek kadar sevilen bir yaşamı yaratmak, PKK militanlarının yaşam felsefesi olmuştur. Hayri’nin “Mezarıma borçlu yazın” vasiyeti militanların ve tüm mücadele edenlerin mücadele felsefesini derinden etkilemiştir. Özcesi 14 Temmuz büyük ölüm orucu direnişçilerinin karakteri PKK’nin karakteri olmaktadır. PKK’nin ve direnen tüm güçlerin en temel moral değeri 14 Temmuz direnişçiliği ve ruhu olmaktadır. Böyle bir moral değere sahip olan PKK militanlarının nasıl boyun eğmez bir karaktere sahip olduklarını herkes kabul etmektedir.
Bugün Ortadoğu’da her güç PKK ile savaşmaktan ürkmektedir; PKK ile savaşmaktan korkmaktadırlar. Çünkü PKK ile ne kadar savaşsalar da PKK’nin direncini ve iradesini kıramamaktadırlar. PKK ile savaşan her güç kaybetmektedir. PKK, zor koşullarda mücadele edip başarmanın tarzıyla mücadele yürüttüğünden, her güç bu mücadele tarzına çarpıp amiyane deyimle tuzla buz olmaktadır. PKK’ye her darbe vurduklarını düşündükleri zamanda bile PKK eskisinden daha güçlü şekilde karşılarına dikilmiştir. Zorluklar PKK için sadece mücadele gerekçesi olmaktadır.
14 Temmuz’un yarattığı mücadele tarzı Kürdistan’ın ve Ortadoğu koşullarının mücadele tarzıdır. Yani zorun zoru koşullarda mücadele edip başarmanın tarzıdır. Kürdistan’da böyle bir mücadele tarzına sahip olmayan örgütler ve çevreler siyasal alanda yok olmaya mahkumdurlar. Nitekim PKK dışındaki tüm örgütlerin durumu ortadadır. PKK’nin kırk yıldır ayakta kalması, PKK’nin Kürdistan ve Ortadoğu’ya uygun bir mücadele tarzına sahip olduğunu kanıtlamaktadır. Amiyane deyimle 14 Temmuz Kürt halkının ve Kürt direnişçilerinin koluna kendilerini her zaman başarıya götürecek ‘altın bileziği’ takmıştır.
14 Temmuz, 15 Ağustos hamlesinin başlatılmasında da çok önemli role sahiptir. 14 Temmuz, 12 Eylül ortamında PKK içinde de etkisini gösteren tasfiyecilğe ve mülteciliğe büyük bir darbe vurmuştur. 14 Temmuz PKK militanlarına, kadrolarına, “Ülkeye dön” çağrısı olmuştur. Böylece Önder Apo’nun kadroları ve örgütü hazırlayıp yeniden mücadeleyi başlatma çabalarına en büyük  katkıyı sunmuştur. 15 Ağustos Atılımına giden yolda kadroyu hazırlamada en temel moral değer olduğu gibi, silahlı propagandanın da en temel kaynağı ve gücü olmuştur. Tabii ki sadece dağda ve ülkede değil, Avrupa’da ve başka alanlarda da en temel propaganda gücü 14 Temmuz direnişçiliği olmuştur. Özcesi bu direnişçilik PKK’yi ve halkı en zor durumda sahiplenen, PKK ve halka en büyük gücü veren direniştir. Böyle tarihi ve büyük direnişin yıldönümünde Kürt halkına ve PKK’ye çok şey kazandıran 14 Temmuz şehitlerini minnet ve saygıyla anıyoruz. Onların izinde yürüyenlerin her zaman kazanacağını bir daha haykırıyoruz.