Her açıdan tarihi günler yaşayan Kürtler, kendi makus talihlerini tamamen alt etmenin ön günlerini yaşıyor. Makus talihe ilk ciddi tokat 28 yıl önce 'ilk kurşun'la atılmıştı. Adeta tırnakla kazırcasına büyük bedellerle verilen mücadeleyle bugün artık kendi iradesiyle var olmanın moral ve coşkusunu yaşayan Kürtler, özgür geleceğini inşa etme konusunda da büyük bir özgüvenle donanmış durumda. Kürdistan'ın her dört parçasında ulusal birlik duygusu, öncülük, örgütlülük, kurumlaşma ve her bireyiyle ne istediğini, ne yaptığını bilen bir halk gerçekliği; her açıdan bir bayram havası yani...
Başûr'da federal statüsü kesinleşmiş yapı, Rojava'da adım adım özerkliğin inşası, Bakur'da gerillanın alan denetimi, halkla bütünleşmesi ve TC işgalciliğinin, yabancılığının, zorbalığının tüm çıplaklığıyla sırıtır hale gelmiş olması ve her açıdan özgür Kürdistan tablosunu tamamlamak için hazırda bekleyen Rojhilat gerçekliği...
Bu yılki 15 Ağustos kutlamalarına kırda, şehirde, içerde, dışarda gösterilen ilgi ve katılım düzeyi de, Kürtlerin önemli bir bölümünün bu bayram havasını soluduğu ve coşkuyu yaşadığını gösteriyor.
Bir aydır Türk devlet güçleri Şemzînan, Gever, Çelê başta olmak üzere Colemêrg coğrafyasında karadan hareket edemiyor. Devletin İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin, Colemêrg kent merkezinde çevresine yüzlerce komandoyla etten duvar örerek sokağa çıkmaya çalışıyor ama halkla temas kuramıyor. Çünkü Colemêrg'de ona tahammül edebilecek sivil kimse kalmamış durumda. Ve halkın tepkisi sonucu bir kafeteryaya sığınarak, kent gezisini sonlandırmak durumunda kalıyor. İşte Kürdistan'da Türk devletinin hali de böyle...
Türk devleti, çaresizliğin yarattığı öfkesini ancak savunmasız köylülerin bağ, bahçe ve arazilerini yakarak gidermeye çalışıyor. Şemzînan'da askeri güçlerinin yaktığı ve boşalttığı köyleri ziyarete giderken gerillanın yol kontrolüyle karşılaşan BDP, ÖDP, EMEP, ESP, DTK ve HDK'li milletvekilleri ve temsilciler ise, 'milletvekili, halk ve gerilla' buluşmasıyla Kürt meselesinde gelinen aşamanın en gerçekçi tablosunu gözler önüne seriyor...
Yaşanan bu sıcak gelişmelerden kamuoyunun haberdar olmaması için her gün medyaya tehditler yağdıran ve tek tek gazetecileri hedef gösteren Türk Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, o kadar kin, hakaret ve tehdit söylemleri arasında farkında olmadan bir gerçekliğe de vurgu yapıyor. Türk Başbakan, 'Kürt muhabbeti'nden bahsediyor.
Erdoğan, "Gördüğünüz gibi milletvekilleri, kardeşler olarak birbirlerine sarılabiliyorlar. Öyle diyorlar. Tabi bize düşen nedir? Bu ne muhabbet demektir. Muhabbetleri bu kadar ileri derecededir. Daha önce kaçırılan milletvekili de 'teröristler kaçırdı' diyememiştir. 'Arkadaşlar' demiştir" diyor.
Erdoğan'ın sözcülüğünü ve 'tehdit bürosu' rolünü üstlenen Yeni Akit gazetesi de, "PKK-BDP muhabbeti" şeklinde manşet atmış.
Türkiye'de yargı, siyaset, basın, üniversiteler, yazar-çizerler herkese 'ayar veren' Erdoğan, Kürt gerçekliği karşısında afallıyor, çakılıp kalıyor.
İşte Türk devleti bu kadar çözümsüz, bu kadar çıkışsız, bu kadar aciz...
Yani, BDP Eşbaşkanı Gültan Kışanak'ın da vurgu yaptığı gibi; "Ne kadar savaş, o kadar çözümsüzlük!"
Türk devleti ve AKP Hükümeti ancak Kürt gerçekliğini tanıma, Kürtlere ve haklarına saygı ile içte ve dışta saplandığı bu çözümsüzlük batağından kurtulabilir. Ret, inkar, imha ve asimilasyon kafasının devri geçti; Türk Başbakan, kafayı ne kadar erken kumdan çıkarırsa, o kadar erken rahatlar; kendisine de Türkiye halklarına da en büyük iyiliği yapmış olur. Başka söz laf û güzaf, başka çaba ise beyhudedir...
Ayrıca bugün Müslüman halkların Ramazan Bayramı. Bu bayram da, '15 Ağustos bayramı', Rojava'daki gelişmeler ve Şemzînan'da,Türk Başbakan Erdoğan'ın deyimiyle; gerilla, halk ve milletvekillerinin 'muhabbeti'ni tamamladı.
Bayramınız kutlu, 'muhabbetiniz' daim olsun!..
Kürdün bayram 'muhabbeti'