Almanya Gündemi
İMC televizyonu kameramanı Refik Tekin, sokağa çıkma yasağının devam ettiği Cizre'de beyaz bayraklarla yaralı ve ölülerini almak için giden insanları görüntülüyordu, açılan ateş sonucu kendisi de yaralandı. Kamerası, yaralı olmasına rağmen açıktı. "Sivil" insanların "oluk oluk" akan kanı kameranın kadrajına net olarak yansımıştı. Daha sonra hastanedeki anlatımlarında "En son nefesime kadar etrafımda yaşananları çekmek istedim" diyordu Tekin. Çünkü tedavi edilebilir yaralıların bile kan kaybından öldüklerine şahit olmuştu.
Saldırıya uğrayan grubun içinde milletvekili Faysal Sarıyıldız'da vardı. Bu görüntülerden çok değil 2 gün sonra- ki bu zaman zarfında tedavi edilemedikleri için hayatını kaybedenlerin sayısı arttı- Başbakan Davutoğlu ve Bakanlar, 1. Hükümetler Arası Stratejik İstişareler -diğer anlamda kirli pazarlıklar- Toplantısı için Berlin'de, Başbakan Merkel ve heyeti ile görüştü. Merkel ile yanyana geldiği için ağzı kulaklarına kadar varan Davutoğlu birlikte yaptıkları basın açıklamasında, Erdoğan'sız açıklama yapmanın titrekliği ile Merkel'e abartıya varan latifelerde bulundu. Her cümlesinden biri "teşekkürle" sonlanıyordu. Karşılıklı övgülerle devam eden toplantıda Davutoğlu, Kürdistan'da yürüttükleri kanlı savaşı bütün yüreğiyle söylediği yalanlarla aktardı. PKK'nin son dönemlerde Suriye'den aldıkları destekle- kendi kazdıkları kuyuya düşerek, gelişmelerin Kürtler lehine dönmesinden bahsediyor- sivil halka ve güçlerine karşı saldırılar gerçekleştirdiğini söylüyordu. Mücadelelerinin demokratik hukuk devleti içinde yürütülen bir mücadele olduğunu ve sadece terörist grupları hedef alan bir amaçlarının olduğunu da belirtmekten çekinmedi Davutoğlu. Diğer görüntüler bir yana, sadece Tekin'in görüntülerini esas alsak bile koskaca bir devletin başbakanının aleni bir şekilde yalan söylediğini ıspatlamış oluruz.
Artık tıkanma noktasına gelen mülteci sorunu ile birlikte koltuğu tartışmaya açılan Merkel, -ki çözülmesi yönünde baş aktör olarak rol aldığı Yunanistan, Ukrayna gibi hiçbir krizde bu kadar zorlanmamıştı- sorununun çözülmesinde büyük misyon yüklediği Türkiye'ye daha çok terör uygulaması için el veriyor, sadakatini Kürtleri görmezden gelerek taçlandırıyor. Merkel politikada kalıcı mı, yoksa gidici mi savaşı verdiği bir noktada, engel olarak gördüğü bütün detayları es geçiyor. Melkel'in halının altına süpürdüğü bir başka nokta da Türkiye'nin IŞİD ile tamamen gösterişe dayanan mücadelesi. Zira İstanbul patlaması sonrası Türkiye tarafından yapılan açıklamaların tutarsızlığını Alman basını genişçe işlemişti. Zaten Merkel, Türkiye'nin terörle mücadele başlığı altında, IŞİD'le savaşmak yerine, Kürdistan'da vahşet uyguladığı gerçeğinden habersiz değil. Üstelik toplantı sonrası Kürt Sorunu için muğlak, yüzeysel, hatta ciddiyetsiz olarak adlandırabileceğimiz oldukça kısa cümleleri tam da Türk devletinin istediği kıvamda. Velhasıl toplantıda Türkiye ve Almanya'nın bundan sonra Kürtlere karşı omuz omuza savaşacakları mesajı çıktığını söylemek için kahin olmaya gerek yok.
Türkiye'ye büyük vaadler veren Almanya, Kürtler dahil edilmeden aranan çözüm yollarının tıkanacağını artık görmeli, görmezden gelme politikasının devam etmesi halinde ise, mülteci sorununun varacağı daha vahim sonuçları da...