Size bu hafta çok önemli bir kitaptan bahsetmek istiyorum. Okumadım ama Bilbordlar da gördüm. Yeterliydi. Şöyle, çok kişinin geçtiği ve özellikle trafiğin sık sık sıkıştığı yerlere özenle yerleştirilmiş, geceleri altına tutturulan ampuller ile aydınlatılmış olduğundan, uzun uzun bakabiliyor ve hemen kitabı kavrayabiliyorsunuz. Çok anlaşılır bir kitap. Öyle okumaya bile gerek yok. Kapağında yazarın koca bir surat fotoğrafı var. Bugüne kadar pek yaşayan bir yazarın koca suratını kapakta görmemiştim. -Bana kum saati fıkrasını hatırlattı. Fıkra da vitrin de sadece bir kum saati vardı. Vizyonda da diyebiliriz. Bunu biri beğenip satın almaya giriyordu. Yok diyordu adam satılık değil. Israr ediyordu. Hayır diyordu adam biz saat satmıyoruz. O zaman niye vitrine koydunuz? Ne iş yapıyor bu dükkan diye soruyordu? Sünnetçiyiz diyordu dükkan sahibi-  Kitabın adı ‘Küresel Barış Vizyonu’, yazarı Recep Tayyip Erdoğan.
Bilbordların çarpıcı etkisinden kurtulup, gazete okumaya başladığınızda, kitabın ne kadar etkili bir eser olduğunun farkına varıyordunuz. Türkiye 4 milyar Dolarlık uzun menzilli füzeler satın alıyordu. Haber şöyleydi. ‘Türkiye’nin açtığı 4 milyar Dolar değerindeki uzun menzilli füze sistemleri ihalesinde dev savunma şirketleri yarışıyor. Amerika’nın Patriot, Rusya’nın S-400, Çin’in FD-2000 ve Fransa-İtalya ortaklığının Eurosam Samp-T modeliyle katıldığı ihalede tüm şirketler bu büyük pastayı kapmak için mücadele ediyor.- Burada şu ‘pasta’ kelimesine dikkatinizi çekerim. Yedikten sonra ellerini sağa sola sürmeseler bari. - ‘Uzun menzilli bölge hava ve füze savunma sistemi projesi’ kapsamında Türkiye, 4 adet savunma sistemi almayı planlıyor.
Türkiye’nin almak istediği hava savunma sistemi, uzun menzilli füze tehditlerini Türk hava sahasına girmeden yok etmeyi amaçlıyor. NATO’nun füze kalkanı radarları Malatya Kürecik’te konuşlanmasına rağmen, muhtemel bir saldırıda fırlatılacak savunma füzeleri Türkiye’nin dışında bulunuyor. Bu yüzden Ankara’nın kendi savunma sistemine sahip olması şart. – İşte işte bir önemli kelime daha ‘şart’. Eğer şartsa zaten bize diyecek bir şey yok.- Ayrıca savunma bürokratları uzun menzilli füze sisteminin ‘caydırıcı‘ etki taşıyacağını da kaydediyor.’ – ‘Caydırıcı’ en çok buna bayılıyorum. Caydırıcı olmasına. Farkında mısınız söylerken bile insanın içi bir hoş oluyor. İki folyo kağıdını birbirine sürter gibi. Hemen aklıma bu konuyu konuşan söz konusu savunma bürokratları geliyor. Bir masanın sağına soluna oturmuşlar caydırıcılık konuşuyorlar ceketler, kravatlar ve folyo kağıtları. 4 Temmuz’da Savunma Sanayi İcra Komitesi’nde (SSİK) füze ihalesinin kime gideceğinin kararının çıkması bekleniyor. İşte burada ‘Küresel Barış Vizyonu’ kitabının yazarı Recep Tayyip Erdoğan devreye giriyor. Bu savunma sanayi icra komitesinin başkanı o.
Yok. Haşa. benim itirazım filan yok. Neme lazım, 4 milyar Dolarlık bir ihale karşısında, hele hele barış vizyonu, hem de küresel olan bir yazara karşı yazmam kesinlikle. Ayrıca soylulara hakaret edilirse 500 altın talep edebileceklerine dair yasayı okuduktan sonra bunu kesinlikle yapmam. Gerçekten Avrupa’da var bu yasa bir İspanyol yasası. Don Quişot da okudum. 1540’lara falan ait ama olsun ihtiyatlı olmak lazım soylulara karşı. Ayrıca 500 altınımın olmaması da beni böyle bir şey yapmama engel. Olsa, soylu yazara karşı, en azından içimi dökerim, veririm 500 altın, çeker giderim. Ancak bir kaç çekincem olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Bu 4 milyar doları kim verecek? Eğer biz vereceksek ki biraz bana öyle geliyor O zaman en azından doğrudan bir hareketle 500 altını verip kurtulmam daha iyi galiba. Bir de nasıl ödeyeceğiz bu 4 milyar Doları? Çünkü biliyorum ki birçok arkadaşın kredi kartı limiti dolu. Kaç taksit yapıyorlar mesela Çin füzelerine? Erteleme yaptırabiliyor muyuz? Benim esas korkum tamam vatanımız için ekmek yemez füzemizi alırız ama mesela ya biber gazı almaya para kalmazsa ne yapacağız? Hafta da bir biber gazı yemeden, duramayan bir çok arkadaşım var. Ayrıca neden uzun menzilli füzeler alıyoruz? Kürtler o kadar uzakta değil ki? 
Bu arada İndependet Türkiye’nin Suriye’li muhaliflere silah dağıttığını yazdı. ABD Dışişleri Bakanı Clinton, yanında İsrail Cumhurbaşkanı Peres ile birlikte yaptığı açıklamada, Halep’te Suriye yığınak yapıyor diyerek Türkiye’nin kırmızı çizgilerini açıkladı. Muhtemel okumuşlardır yazarın kitabını.
Kitabın arka kapağında yazarın vurguladığı bir cümle ile bitirmek istiyorum. ‘Kutsal mesajın ifadesiyle: “içimizdeki beyinsizlerin yüzünden bizi helak eder misin Allah’ım?”‘ ve aman kendinizi barıştan koruyun.