Kürt PEN’in üç gün süren etkinlik dizisinde siyasal İslam’ın Kürt edebiyatına etkisi konuşuldu. Tarihte ünlü Kürt yazar ve şairlerin toplumsal normlarda değişim çağrısı yaptığını hatırlatan konuşmacılar, “Edebiyatımızın kaynağı, yönümüzü renkli ve toleranslı bir yola eviriyor” dedi.
ARGEŞ KEHNÎHEJÎRÎ / BRAUNSCHWEIG
Kürt PEN, Almanya’nın Braunschweig kentinde üç gün süren etkinlikler dizisi düzenledi. Aralarında Eskerê Boyîk, Mueyed Teyîb, Fatma Savci, Yıldız Çakar’ın da olduğu 40’tan fazla Kürt yazar, şair ve gazeteci etkinliklerde yer aldı.
Almanya’nın Braunschweig kentinde Şengal Katliamı’nın yıl dönümü olan 3 Ağustos’ta başlayıp üç gün süren seminerlerde ”Siyasal İslam’ın Kürt Edebiyatı’ndaki Rolü ve Etkisi” üzerine tartışmalar yürütüldü.
Toplumsal normlarda değişim çağrısı
Geçen cuma günü Kürt PEN Eşbaşkanı Bêrîvan Dosky’nin yaptığı açılış konuşmasıyla başlayan etkinlikler, seçilen konu üzerine hazırlanan sunumlarla devam etti. Bêrîvan Dosky’nin moderatörlüğünde ilk gün Güney Kürdistanlı şair Mueyyed Teyîb, yazar Eskerê Boyîk ve araştırmacı yazar Êzîdî Pîr Xidir Silêman sunumlar yaptı. İlk konuşmayı moderatör olarak yapan Bêrîvan Dosky, Kürt aydınlarının toplum üzerinde negatif etki yaratan olaylarda oynayabilecekleri pozitif role değinip şöyle devam etti: ’’Belli bir döneme kadar dini şahsiyet ve aşiret liderleri Kürt siyasetine öncülük etti. Fakat bu öncülük Kürt toplumunda değişim gücü olma rolünü oynayamadı. Fakat Ehmedê Xanî, Cegerxwîn ve Melayê Cizirî gibi yazar ve şairler toplumsal normlarda değişim çağrısı yaptı.’’
Eğri oturup doğru konuşalım
Ardından söz alan Êzîdî yazar Eskerê Boyîk, Şengal Katliamı ve Kürt toplumunun aktüel durumuna değindi. Konuşması sırasında zaman zaman duygusal anlar yaşayan Boyîk, Êzîdîlerin son katliamla yaşamak zorunda kaldığı acıları hatırlatıp şöyle devam etti: ’’Gelin eğri oturup doğru konuşalım. Şengal’de olanlar dincilikti. Saldırganlar arasında birçok Kürt de vardı. Bunları söylemezsem, susmam gerek. Evet, onların içinde Kürtler vardı. Eğer olmasaydı, bunu demezdim. Eğer Müslüman Kürtler kalkıp Êzîdîlere arka çıksaydı, şu an bunlardan yakınmazdım. Hepimiz Kürdistan için ömrümüzden verdik, sırf bir şeyler olsun diye. Şu anda da her şeyi yapıyoruz. Fakat Güney Kürdistan’daki Kürtler ne yapıyor? Kalkıp, bir koltuk için Irak Parlamentosu’na gidiyor. Utanç değil mi bu? Sadece bir koltuk mu hak ediyorlar? Elbette hayır. Kürtler yaşadıkları acılardan ötürü çok şey hak ediyor. Şu anda bile Şengal halen viran. Halen Êzîdîlerin yaraları gerçek anlamda sarılmış değil. Bu katliam beni çok ağlattı. Kürt toplumunun kalkıp Êzîdîleri kucaklaması ve yaralarını sarması gerek. Aksi takdirde Şengal’de tek bir Êzîdî kalmaz artık.’’
Aydınlar ne yaptı?
Kürt aydınlarının da Êzîdîlerin acılarına gereken hassasiyeti göstermediğinden yakınan Boyîk, ”Şu an burada Kürt aydınları olarak toplandık. Şimdiye kadar bu acı için kaç kitap, kaç şiir yazıldı? Kaç kişi bu acıyı hikayeleştirdi, söyler misiniz?” diye seslendi.
Kürt edipler nasıldı?
Klasik Kürt Edebiyatı üzerine konuşan Güney Kürdistanlı şair Mueyed Teyîb, o dönemlerde Müslüman Kürt yazarların mutasavvuf ve mütedeyyin olarak ayrıldığına dikkat çekip, şöyle devam etti: ”Mütedeyyin yazarlar dikkatlerini daha çok siyaset ve inanca verdi. Buna karşın mutasavvıf Kürt yazarlar çalışmalarında düşünsel konulara ağırlık verdi. Öyle ki; Melayê Cizîrî‚ Mihrabê wê bi min ra wer da biçîne Laleş/ Mehbûbê wek sitêra govend û işqbazî‘ dizeleriyle Hacca gitmeyle Laleş’e gitmeyi aynı kıymette gördü. Yine Mela Mehmûdê Bazîdî 40 hikayesinde sahtekar şeyh ve imamları ifşa ediyor. Bu toleransa folklorik Kürt edebiyatında da rastlıyoruz. Yani edebiyatımızın kaynağı, yönümüzü renkli ve toleranslı bir yola eviriyor.’’
Kürt şiirinde de böylesi bir hoşgörüye rastlandığına değinen Teyîb, sunumunu Kürtlerin kılıç zoruyla Müslümanlaştırıldığını ifade ederek bitirdi.
Şêrko Bêkes’in fısıltısı ve ölüm fetvası
Etkinliklerin ikinci gününde tartışmalar siyasal İslamın Kürt romanında görünürlüğü tartışıldı. Her ne kadar siyasal İslam adlandırılmasına gidilse de, özünde İslamın siyasal olduğuna değinen Dr. Ahmad Ablakhy, ”Bu tanımlamanın yanında İslam’ın siyasal olduğunu defalarca deklare ettik” dedi.
Kürt ediplerin İslamdaki rollerine de dikkat çeken Ablakhy, kötümser ve sorunlu atmosferden dolayı Kürt yazar ve şairlerin özgür ve diledikleri gibi yazamadıklarını dile getirerek şöyle devam etti: ”Şêrko Bêkes’in Piste Pistek şiirinden dolayı İslamistler Bêkes hakkında ölüm fetvası çıkarmıştı.”
Siyasal İslam iktidarı temsil ediyor
Ardından konuşma yapan yazar ve Kürt Öğretmenler Birliği Eşbaşkanı Abdulkadir Ulumaskan tarikatların Kürt toplumundaki olumsuz etkilerine değindi.
Araştırmacı ve Wêje û Rexne dergisi editörü Dawid Yeşîl, İslamın Kürt romanında iktidarın temsili olduğunu söyleyip, ”Kürt romanı siyasal İslamdan ötürü oluşan yaralara bir nebze de olsa derman olabildi” ifadelerini kullandı.
Sunumların ardından katılımcı şair ve yazarlar, eserlerinden çeşitli bölümler okudu.
Etkinliğin üçüncü günü tarihi Goslar Kalesi’ne yapılan geziyle başladı. Kalenin tarihi üzerine bilgi veren gezi rehberini dinleyen katılımcılar, gezi sonrasında son oturumu yapmak üzere bir araya geldi. Son oturumda yapılan öneri ve taleplerin ardından etkinlik sona erdi.