Rahmetli Mele Mustafa Barzani, halkının geleceğine ihanet edenleri beyinsiz, bilinçsiz diye niteleyip, "Cahş" olarak adlandırıyordu.
Cahşlar, gerçekten doğanın en saf yaratıklarıydı. İlgilerini çeken kedinin, köpeğin, koyun ve keçinin peşine takılıp giderken, bazan annelerinden kopuyor, saflıklarının kurbanı olarak kurtlara da yem oluyorlardı.
Ancak, cahşlık kurnazlığın öteki adıydı. Onursuzluk çukurundaki çıkara örtüydü…
Ruhlarını ve vicdanlarını satışa çıkaranlar, bunu "cahşlık" saflığının yanılgısı olarak sunuyorlardı bize. Ellerinde olmadan ve düşüncelerinin temizliğiyle kötü yola düşmüş görünmeye çalışıyor ve saflıkla saptıkları yolu şevhevi oburlukla savunuyorlardı.
Bunlardan biri, televizyonda Kürtlerin "hati boxe" dedikleri kızışmış, boğa ile birleşme tavına gelmiş, Türkçede "övür", "öger" ya da "öğür" ineği andırıyordu. "Övür" Kars ineğinin böğürtüler kopararak kendalları, tezek yığınlarını boynuzlamasını andıran bir öfkeyle burnundan soluyup Kürtlere saldıran bu kişi, düne kadar CHP badigardıydı. Geleceğin aydın yolunu bu saflarda arıyor, yazılar döşüyordu.
Ancak, kader bu ya CHP aradığını verememişti. Şimdi, bütün enerjisiyle AKP’nin hizmetindeydi. Televizyon ekranında, karşısında oturan Türk milliyetçisi Mümtazer Türköne’ye AKP Türkçülüğünü satıyor, ona itaatsizlik eden Kürtleri şamarlıyor, yerden yere vuruyordu. Türköne bile sonunda, "utan, sen de Kürtsün" diye patlamış, kesini kesmişti.
Ama, ama kazanç yolları görünmüşken utanma umrunda mıydı!..
Övür inek böğürtülü adam, rejimin efendisi AKP’den Milletvekili aday adayıydı.
İkisi bir arada biriyiyle uyumlu bir çiftti. Arkada duran sahibine bakıp ileri, geri hamle eden "zağar" köpeği andırıyordu ikili, Kürtlere saldırıken. Ruşen Çakır şaşkın, yüzünde, istihzayla ayıplayan gülüşle onları izliyordu. Ama çıkarlarını Kürt çıkarı gibi gösterme yarışında hiç bir şeyin farda değillerdi. Çakır dayanamayıp, "ayıp bu kadar da devletçi olmayın" demek zorunda kalınca, derin uykudan fırlamanının şaşkınlığıyla bir ağızdan "biz dururken, Kürtleri savunmak sana mı kaldı?" diye bağırmışlardı.
Ruşen Çakır, "Kürtleri savunmak size kaldıysa ört ki ölem" dercesine gülümsemiş ve şöyle demişti:
"Kürtlerin haklarını savunmak için Kürt olmak gerekmiyor…"
Çakır’ın ne demek istediğini anlayamadan baktılar. Onlar, Kürt aydını kimlikli AKP’nin aday adaylarındandı…
Gecenin geç vaktinde, ulu bir Kürdü koluna takıp katillerin ayağına götürmeyi, yıllar yılı şan ve şeref payı yapmış, kap kapı dolaştıktan sonra AKP eşiğinde kuyruk bükmüş biri de, Kürtlerin hakkı diyen konuşmacıya hırlayan kurt gibi üst dudadığını burnuna kaldırarak, "utanmayı bil" uyarısına aldırışsız destursuz gidiyordu.
TC, seçim sürecinde tekmil cahşlar, eski çeteciler dolu dizgin hedefe koşuyorlar.
Yonca kokusu almış Cahşlar ve çeteciler, çıkar koşusu dolambacını ibretle seyrediyoruz…