2015 yılının başlarında karşılaştığım, yıllarca fakültelerde Türkçe okutmanlığı yaptıktan ve birçok kitap yayımladıktan sonra emekli olan üniversiteden sınıf arkadaşım Kemal Kamanlı Ateş, Yusuf Ziyaeddin Paşa tarafından 1892’de yayımlanan El- Hediyye’l- Hamidiyye fi’l-Lugati’l- Kurdiyye adlı Kürtçe sözlükte; yazarın sözlüğü hazırlarken kaynak kişi ve kitaplar bulamadığından yakındığını vurgulayıp dolaylı olarak Kürt dilinde sözlük geleneği bulunmadığını ima ediyordu. Ben ise kendisinin çok yanıldığını ve bu sözlüğün bile o tarihten yaklaşık 200 yıl önce Ehmedê Xanî’nin çocuklar için kaleme aldığı Nûbar adlı Kürtçe-Arapça Sözlük’ü esas aldığını hatırlattım. Batı’da da Kürt dilinin birçok sözlüğünün yayımlandığını, İtalyan M. Garzoni’nin 1787’de yayımladığı Kürt Dilinin Grameri ve Sözlüğü’nün özge bir yere sahip olduğunu belirttim. Türkiye’de verilen Türkoloji eğitimiyle bilimsel gerçekliğe ulaşılamayacağını vurguladıktan sonra bir örnek olarak ilk Alevi-Türk şairi Yunus Emre’den önce 30 dolayında Yaresan-Kürt şairinin eser verdiğini, bunların 10 kadarının da kadın şairler olduğunu söyleyince, arkadaşımın şaşkınlığı iyice artmıştı. Ayrılacağımız zaman kendisi de, Türk Dil Kurumu’nun çıkardığı Kürtçe-Türkçe Sözlük’ü görüp görmediğimi sorunca, bu defa da ben şaşırmıştım. Doğrusu, Kültür Bakanlığı’nın Mem û Zin yayınından haberim vardı da bundan yoktu.


Kürdoloji biliminin öncüsü Batı

Her şeyden önce belirtelim ki, Türkoloji, İranoloji/Farsoloji, Araboloji ve bir bütün olarak oryantalizmin yani şarkiyatçılığın babası ve öncüsü Batı olduğu gibi Kürdoloji’nin babası da Batı’dır.

Bilimsel anlamda bu halkların tarihleri, etnolojileri, antropolojileri gibi literatürleri ve filolojileri de öncelikle  Batılılarca ortaya konmuştur. Sözgelimi, daha Osmanlı Devleti’nde Türkoloji bir bilim haline gelmemişken, 8. yüzyıldan kalma ilk Türkçe yazıtları bulup okuyanlar Batılılar olmuştur. Yine ilk halk türküleri derlemeleri Batılı bilimadamlarınca  yapıldığı gibi üstte de vurgulandığı üzere Garzoni’nin, “Kürt Dilinin Grameri ve Sözlüğü”nün de 1787’de İtalya’da yayımlandığı hatırlanmalıdır.

Kürtler, gerek “Onbinlerin Seferi” dolayısıyla Xenefon’dan bu yana üzerinde durulan direngen ve çetin bir Ari halk olarak, gerekse Haçlı Seferleri dolayısıyla Batılıların Mezopotamya’daki kutsal topraklarda karşılaştıkları en güçlü devlet adamı ve komutan olarak Kürt Selahaddin Eyyubi dolayısıyla Batı literatüründe önemli bir yer tutmaktadır. 17. yüzyıldan itibaren yüzlerce Kürt gravürüne yer verildiği gibi Kürtler üzerine yüzlerce seyahatname eseri yayımlanmıştır. (“Gravürlerle Kürtler” konulu albüm çalışmamızda bu konudaki yüzlerce eser adına ve gravüre yer verilmiştir).

Ari bir halk olarak Medler’den başlayıp Karduklar’la devam eden bir süreçte Kürtler, Batılıların hep dikkatini çekmiştir. Bu konudaki kaynaklarda Kürtler’in cengaverliğine -yani savaşçı kimliğine-, misafirperverliğine ve kadınların toplumdaki önemli konumuna sürekli vurgu yapılır.


Der Löwe von Kurdistan ve diğerleri

Sözgelimi, daha 19. yüzyılın başlarında Almanya’da Selahaddin Eyyubi üzerine Der Löwe von Kurdistan (Kürdistan Arslanı; Würzburg; 1827) başlıklı tiyatro eserleri yazıldığı gibi 1854 yılında Osmanlıların Fransız ve İngilizlerle birlikte Ruslara karşı giriştiği savaşa 300 gönüllünün başında katılan Maraşlı Kızılbaş-Kürt kadını Kara Fatma (Fataraş), Batı literatüründe görsel ve yazılı olarak en çok yer tutan insanların başında gelir.

İngiliz gezgin Millingen’in Wild Life Among The Koords (Kürtlar Arasında Vahşi Hayat; London; 1870) veya Alman politikacı ve gezgin Paul Rohrbach’ın Unter Kurdischen Raubern (Kürt Eşkıyaları Arasında; Karlsruhe; 1921) türünden birer eseri bulunmakla birlikte; geriye kalan yüzlerce eserde genellikle Kürtler‘den övgüyle söz edilir. Millingen, seyahati sırasında bazı olumsuzluklarla karşılaşmış, Rohrbach ise Alman militarizminin temsilcisi ve İttihatçıların işbirlikçisi olarak Kürtler arasında kimi zorluklarla karşılaşmıştır. 

Kürtlerin inanç olarak İslam’ın yanı sıra Kızılbaş, Ehl-i Haq (Yarsanist), Êzîdî, Şemsi, Musevi ve kısmen Hristiyan olmaları da Batılıların dikkatini çekmiş ve bu kimlikler üzerinde de özenle durulmuştur. Sözgelimi Kızılbaşlık, Yaresanlık ve Êzîdîlikle İslm arasındaki derin çelişkiler dikkatlerinden kaçmamış, bu konularda yüzlerce kitap veya makale yazılmıştır. Bu konulara ilişkin çalışmaların bir bölümü misyoner belgeleri olsa da, çoğunluğu bilimsel makalelerdir. Bugün Kürtlerin dinsel tarihini irdelerken başvurabileceğimiz başlıca kaynaklardır bunlar. 


Batı literatürüne borçluyuz

Bu noktada şunu vurgulamalıyım ki, Batı literatürünü bilmeden, tanımadan bilimsel üretim yapılamaz. Türkiye’de resmi ideoloji, aydın ve bilim insanı geçinenler dahil insanların beynini öylesine kuşatmıştır ki, bu tabuları kırmadan bilimsel üretim yapılamayacağı gibi konuya ilişkin Batı literatürünü bilmeden de doğru ve bilimsel üretim yapılamaz. Düşünün ki, sözgelimi son elli yılda ancak Türkçe’ye kazandırılabilen önemli Şark eserleri, daha birkaç yüz yıl önce çevrilerek Batı literatürüne kazandırılmış. Şark toplumlarına ait birçok önemli tarih eseri geçmiş yüzyıllarda Batı literatürüne kazandırıldığı gibi sözgelimi Zerdüşt’ün Zend-Avestası da, daha 19. yüzyılın ortalarında Batı dillerine çevrilmiş. Bu örnekleri alabildiğine çoğaltmak mümkündür.

Bu nedenle diğer Doğu toplumları gibi Kürt halkı da Batı literatürüne çok şey borçludur. Doğu toplumlarında resim yapmak yasakken yüzyıllar boyu Kürtleri gravürler yoluyla 19. yüzyıldan sonra da fotoğraf ve kartpostallar yoluyla resmeden, bir bakıma Kürtlerin görsel tarihini yazan Batılılar olmuş. Bu halkların milliyetçi unsurları, 19. yüzyıldan itibaren gazete veya dergilerini Batı’da çıkarabilmiş ve kitleye ancak öylece ulaştırabilmişlerdir. Dolayısıyla, gerek bu tür periyodik yayınlar, gerekse Batı literatüründe yer alan Kürtler’e ilişkin kitap ve yazılar, Kürt ulusalcılığında da bir itme görevi yapmıştır.  


Sonuç

Sözlük çalışmaları listesindeki sonuncu sözlüğün üzerinde biraz durmak istiyorum. Kürtler üstüne muhtelif çalışmaları bulunan İngiliz yazar Edmonds’la birlikte Kürtçe-İngilizce Sözlük’e imza atan Güney Kürtistanlı ünlü yazar ve aydın Tevfik Vehbi’nin “Destur-e Ziman-e Kurdi” adıyla daha 1929 yılında Bağdat’ta bir Kürt Dili Grameri yayımladığı ve Kürdoloji biliminin birçok dalında makaleler yazdığı biliniyor. Bu sözlüğü, daha 1980’li yılların başlarında, katledilen Prof. Dr. Muammer Aksoy ile TRT’den bir arkadaşımın kayınpederi ve İsmet Paşa’nın doktoru Prof. Dr. Hilmi Akın’ın kitaplığını satın alan bir sahaftan almıştım. Adı geçenin kitaplığından alınan el yazması ve Arap harfli bir kamyon kitabın Ankara-Hacıbayram’daki bir eski kitapçıya sadece 2500 Dolar karşılığında satıldığını, yaklaşık beş kamyon dolusu kitabın da yukarda andığım sahaf tarafından çok düşük bir paraya satın alındığını duymuştum. Bu satın almada üç katlı bir evin tümüyle kitapla doldurulduğunu söylersem, sanırım kitapların çokluğu konusunda bir fikir vermiş olurum.

Satın alma işleminin hemen ardından kitapları görme imkanı bulmuş ve bir duvarın sözlük ve ansiklopedilerle doldurulduğuna tanık olmuştum.

Bu sözlükle birlikte satın aldığım kitaplardan biri 150’lik ünlü Kürt aydınlarından Mevlanzade Rıfat’ın “Türkiye İnkılabının İçyüzü” kitabı; biri de 1930’lu yıllarda Diyarbakırlı aydın Süleyman Savcı’ya yaptırılan Şerefname çevirisinin basılmamış bir nüshasıydı.

Tevfik Vehbi ile Edmonds’un birlikte hazırladıkları Kürtçe-İngilizce Sözlük, Oxford’da basıldığı 1966 yılında salt Kürt coğrafyasında değil İngiltere’de de ilgi uyandırmış ve üstüne çeşitli inceleme yazıları yayımlanmıştır. Bu yazılardan biri de 1967 yılında Journal of the Royal Asiatic Society (Büyük Britanya ve İrlanda Kraliyet Asya Topluluğu) dergisinde yayımlanmıştır. A. Bodrogligeti tarafından kaleme alınan değerlendirme yazısının daha girişinde sözlüğün önemi şöyle vurgulanmaktadır:

“T. Wehbi ve C.J. Edmonds’ın hazırladığı sözlük, Kürtler ve dilleri konusunda uzman olan ve Kürt filolojisi, etnografyası ve folkloru alanlarında çok iyi tanınan yazarlarca hazırlanmıştır. Hazırladıkları sözlük, gerek pratik olarak gerekse bilimsel amaçlar için kullanılabilecek yararlı bir kitaptır.”

Yazarların bir amacının edebiyat dilini belli bir ölçüde standart hale getirmek olduğunu belirten yazar, bir dizi Arapça kökenli sözcüklerin yerine Türkçe terimler getirildiğini bildirmekte ve sözlerini şöyle sürdürmektedir:

“Edebiyat dili, özellikle gelişme sürecindeyken konuşulan lehçelerle çok yakın bir ilişki içinde olmuştur. Edebi kurallar belki kimi farklı lehçeleri belli bir düzeye getirmiştir; yine de lehçelerin edebi dil üzerindeki etkisini kontrol edemez. Bu da sözcük çalışmalarında, lehçelerin, sözlüklerin gelişmesinde ana kaynaklardan biri olarak algılanması gerektiğini gösterir.”

Daha önce yayımlanmış Kürt Dili sözlüklerini de değerlendiren yazar, bu son sözlüğü üçüncü tipte bir Kürtçe sözlük çalışması olarak nitelendirmekte ve sözlerini şöyle bağlamaktadır:

“Xal’ın sözlüğü, yaşayan tüm lehçelere ait zengin Kürtçe sözcük koleksiyonu sunmakta ve Kürtçe ile Farsça lehçe bilimine önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Qanate Kurdo’nun çalışması ise girilen sözcükler açısından Kürtçe’nin daha geniş bir alanını kapsamaktadır ve belli bir bölge veya yöreyle kısıtlı kalmamıştır. Sözcük seçiminde kısıtlama ve lehçe farkları ile gramatiksel öğeler gibi ayrıntılar üzerinde durulması, yazarın açıklayıcı dilbilimi alanında tümüyle bilimsel bir yaklaşıma sahip olduğunu gösterir. Wehbi ve Edmonds’un sözlüğü ise bunun tam tersi olarak, standartlaşma çabaları, anlambilim açısından kesinlik ve tamlık, sözcük girişlerinin organizasyonu gibi niteliklerle daha pratik bir kullanımı amaçlamaktadır. Özetlersek, bu sözlüğün yayımlanması bir bütün olarak İran filolojisi açısından önemli bir olaydır.”


Bazı ‘ferheng’ örnekleri


Prof. Dr. İ. O. Farizov’un 1957 yılında Moskova’da yayımlanan “Russko-Kurdskiyi Slovar/ Ferhenga Urusi-Kurmanci” sözlüğünün çeviri ve uyarlama yöntemiyle Türkçe- Kürtçe Sözlük/ Ferhenga Tirki-Kurdi adıyla 1994’te yayınevimizce Türkiye’de yapılan yayını dahil son dönemlerde çıkarılan onlarca sözlük ve ansiklopediyi bir yana bırakarak neredeyse asırlık sayılabilecek ve bugün önemli ölçüde unutulmuş kimi sözlük/ferheng çalışmalarını sıralamak istiyorum.

* Maurizio Garzoni; Grammatica e Vocabulario della Lingua Kurda; Roma; 1787

* İ.N. Berezin; Kürt Toplulukların Diyalektleri; Kazan; 1853 (Horasan Kürtçesi, s. 25-31) 

* Alexander Jaba/F. Justi; Dictionaire Kurde-Françeis; St. Petersburg; 1860

*  Fr. Müller: Kurmangi; Dialekt der Kurdensprache; Viyana; 1864

* Zaza Dialekt der Kurdensprache; Viyana; 1865

* S. A. Egiazarov; Kurmanci-Russkiy Slovar; 1891

* A. Ardalan; Dictionary of Kurdish Dialects

* Bazil Nikitin; Short Russian-Kurdish Military Interpreter (Küçük Rusça-Kürtçe Sözlük); Urmia; 1916

* Agha Petros Ellow; Assyrian-Kurdish Yizidis; Bağdat; 1920

* V. Petojan/A. Avdal/G. Cındi/C. Genco; Ermenice-Kürtçe Sözlük; Erivan; 1933

* C. Bedirxan/R. Lescot (Ed. K. A. Bedirxan); Dictionnarie Kurde-Français/Ferhenga Kurdî-Fransizî; El yazması olan sözlük 1939’da basıldı.

* Dr. Mohammad Mokri; Namhaye Parandagan dar Lahyaha-ye Kordi (Kürtçe’de Kuş İsimleri); Tahran; 1947

* Ludvig Olsen Fossun; Glosary of useful Kurdish Words; 1948

* Giw (Giyu) Mukriyani; Al-Murşid/Raber (Arapça- Kürtçe Sözlük); Hewler; 1950

* Ali Hasuri; Persien-Luri Glossary; Tahran; 1964

* Giw Mukriyani; Ferhengi Kurdi-Farisi-Erebi-Firensi-İngilizi; Erbil; 1955 (Genişletilmiş yeni basım: Erbil-1966)

* Ayetullah, Ağa u Şeyh Muhammed Marduh Kurdistani; Farhang-e Marduh; Tahran; 1955/57 (1922 sayfa)

* Çerkeze Bakaev; Xebername Kurmanci-Rusi; Moskova- 1957

* Farizov; Russko-Kurdski Slovar; Moskova; 1957

* Şeyh Muhammed-i Hal; Ferheng-i Hal (3 Cilt); Süleymaniye; 1960-1976

* Qanate Kurdo; Ferhenga Kurdi-Rusi; Moskova; 1960

* Giw Mukriyani; Ferheng-e Mehabat (Arapça- Kürtçe Sözlük); Erbil; 961

* Alaaddin Sicadi; Destur-i Ferheng-i Zıman-i Kurdi; Bağdat; 1961

* Şexmuse Hesen (Cegerxwin); Ferhenga Kurdi; Bağdat; 1962

* Musa Anter; Ferhenga Kurdi-Tirki; Ankara; 1965

* J. Blau; Dictionnaire Kurde-Français-Anglais; Bruxelles; 1965

* Tevfik Vehbi-C.J. Edmonds; A Kurdish-English Dictionary; Oxford; 1966



MEHMET BAYRAK