Mehmet YÜKSEL

Kürdistan da tarihin gidişatını değiştiren 15 Ağustos Atılımı’nın 34. yılını geride bıraktık. Bu atılımın ortaya çıkardığı değişimi daha iyi görmek ve anlamak için hangi şartlarda başladığını bilmek gerekir. Kürdistan’da, Kürt toplumu şahsında insanlık ayaklar altına alınmıştı. Bir halkı kendi kendini inkara zorlama ve adeta tarihten silme ile aslında bir insanlık cinayeti işleniyordu. O koşullarda Kürt toplumuna dayatılan insanlık dışı uygulamalara karşı sessiz kalmak, insanlıktan çıkmakla eşdeğer bir anlama geliyordu. Eğer, vicdan, onur adına bir şey kalmışsa bu insanlık dışı gidişata karşı çıkılması gerekiyordu. 15 Ağustos Atılımı tamda budur. Dolayısıyla bu atılım aynı zamanda insani yönü ön planda olan bir insanlık atılımıdır ve insan olmanın bir gereği bir sorumluluğu olarak ortaya çıkmıştır.  Çünkü  esas itibariyle, insanlık dışı uygulamaları kabul etmemenin sesi 15 Ağustos Atılımı ile çığlığa dönüşmüştür. O şartlarda yapılması gereken en doğru tutum bu vahşi ve insanlık dışı uygulamalara karşı direnişin geliştirilmesiydi.

15 Ağustos Atılımı Kürt bireyi ve toplumu açısından özgürlük çizgisi temelinde inkâr ve imhaya karşı çıkarak kendine gelmenin başlangıcını ifade etmektedir. Kürde yeni bir duygu, cesaret ve fedakârlık kazandırmıştır. Kürt toplumunu özgürlük ruhuyla yeniden yaratarak onu özgür düşünceye ulaştırmıştır. Özgür yaşama tutku düzeyinde bağlı, bunun için her türlü bedeli ödemeye hazır, bu temelde en yüksek cesaret ve fedakârlıkla mücadele eden bir insan ve toplum gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Her şeyden önce, 15 Ağustos Atılımı’nın  halkımıza kazandırdığı şey; direnme ve zafer kazanma çizgisi olmaktadır. Her türlü teslimiyete, örgütsüzlüğe, köleliğe karşı; bilinç, örgüt, direnme ve zaferin çizgisini ifade etmektedir. Kürt halkına, gençliğine ve kadınına böyle bir direniş ve zafer çizgisini kazandırmayı temsil etmektedir. Diğer yandan, Bugün Kürdistan’da ulusal ruh, özgürlük, irade, cesaret, fedakârlık, bilinç, birlik, ulusal kimlik adına ne varsa bunların hepsinin otuz dört yıllık 15 Ağustos Atılımı temelinde yürütülen kahramanca mücadeleyle yaratıldığı tartışma götürmezdir.

15 Ağustos Atılımı yaşanan kahramanlıklar, verilen bedellerle gelişen bir çizgidir; bir Önderlik çizgisi, şehitler çizgisi, halk çizgisi, zafer çizgisi, özgür ve iradeli yaşam çizgisi, özgür yaşamı uğrunda ölecek kadar sevme çizgisidir. Bu çizgi kahraman şehitlerimizin öncülüğünde her türlü geriliği ve gericiliği ret ederek, fedai çizgisinde en büyük zaferleri yaratma gücüne sahip olduğunu herkese göstermiştir. Bu çizgide yürüyen, onu özümseyen, doğru bir tarz, üslup ve yeterli bir tempoyla hayata geçiren kişiler hiç kuşkusuz yenilmezdir. Her zaman ve her yerde zafer kesinlikle onlarındır. Gerçekten de Kürt halkı ve gençliği, 20. yüzyıl sonunda ve 21. yüzyıl başında insanlık için büyük bir mucize yaratmayı başarmıştır. Dünya gericiliğinin kendisi için merkez yapmak istediği Kürdistan’ı bu konumdan çıkartarak, insanlık için büyük bir özgürlük ve demokrasi kalesi haline getirmeyi bilmiştir. Kürt’e biçilen kölelik, inkâr, imha, yok olma kırılarak, onun yerine iddialı, iradeli, özgür yaşam tutkulu var olma gerçeği ortaya çıkartılmıştır. Deyim yerindeyse 15 Ağustos Atılımı Kürt’ün makûs talihini de yenmiştir. Kürtler için kötü günlerin yenilip yeni, güzel, özgür yaşam ifade eden günlerin kazanılmasını sağlanmıştır. Bu bakımdan da gerçek bir Kürt miladı olmaktadır.

15 Ağustos Atılımı; bütün imkânsızlıklara ve zor koşullara rağmen halkın, gençliğin, kadınların, eğer doğru örgütlendirilir ve öncülük edilirse ne büyük mucizeler yaratma potansiyeline sahip olduğunun en somut kanıtı durumundadır. Şanlı 15 Ağustos Atılımı’nın otuz dördüncü yıl dönümünün önemli derslerinden biri de bu olmaktadır. Demek ki halkın gücüne dayanmasını bilen, gençliğin dinamizmini harekete geçirebilen, kadının cesaretini ve fedakarlığını ortaya çıkartabilen bir hareket, nerede olursa olsun, ne tür zulümle, faşizmle, terörle karşı karşıya bulunursa bulunsun, her türlü zorluğu yenme, engeli aşma, her ortamda büyük zaferler kazanma gücüne sahiptir. şte son otuz dört yılda Kürt halkının, gençliğinin ve kadınının kahramanlık çizgisinde yürüttüğü mücadelenin kanıtladığı en önemli bir gerçek bu olmaktadır.