• 20 yıl önce bugün vefat eden İbrahim Ehmed, Kürt edebiyatı ve siyasetini eserleri ve mücadelesi ile etkilemiş 20. yüzyılın önemli Kürt aydınlarından.
İBRAHİM BULAK Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı yıl yani 1914’te Güney Kürdistan’ın Silêmanî kentinde doğan İbrahim Ehmed hem Kürt siyaseti içinde hem de Kürt edebiyatı cephesinde tanınan, yakın dönem Kürt harekinin etkili isimlerinden biri. İbrahim Ehmed 9 yaşında ilkokula gittiği yıl yani 1923’te Simko Şikak Silêmanî’ye gelir, onun ardında da Mehmud Berzencî. Her iki Kürt liderinin de Silêmani’de oluşuna tanıklık eder. Üniversite okumak için Bağdat’a giden İbrahim Ehmed burada Komeley Lawanî Kurd (Kürt Gençlik Derneği) çalışmalarında yer alır. Dernek, dönemin Kürt gençlerinin önemli merkezlerinden biridir. İbrahim Ehmed dernekle ilgili çalışmaları hakkında şunları söyler: ''Dernek için bir yerimiz vardı. Duvarında Şêx Seîd ve onun oğlu Selahaddin’in resimleri vardı. Yılda bir Kürtçe kitap çıkarıyorduk. Ben de derneğin çalışmalarına katıldım ve o zamanki Bağdat’ta yaşayan büyüklerimizin desteğiyle Kürt davası üzerine bir kaç kitapçık çıkardık. Benim emeğim de o kitapçıklarda var fakat yakalanmamak için adımı kullanmıyordum.’’ (Kurdistanpress 89, 1991) Latin alfabesine geçmesi hataydı Bağdat’ta iken Celadet Âli Bedirxan ve çıkardığı Hawar dergisi ile ilişki kurar. Daha sonra sadece Latin alfabesinde yayın yapacak olan Hawar o vakitler hem Arap hem de Latin alfabesiyle çıkar. İbrahim Ehmed de Hawar’da yazar ve Bağdat’ta Kürt öğrencileri arasında Lawanî Kurd derneği vasıtasıyla 200’e yakın Hawar dağıtılır. Fakat Hawar’ın 24. sayıdan itibaren yalnızca Latin alfabesiyle yayınlanmasıyla işler değişir. İbrahim Ehmed bu değişikliği 'hata' olarak değerlendirir ve şunları söyler: "Hawar, büyük bir fırsattı standart bir dil için. Bu alanda çok adımlar atabilirdik. Çünkü o zamanlar Kürdistanî ruh da güçlüydü. Kürdistan’ın ortasındaki sınırlar daha tazeydi. Türkiye, Irak, Suriye bunlar yeni oluşumlardı. Kürtler arasındaki ilişkiler güçlüydü.'' Hukuktan siyasete İbrahim Ehmed, Bağdat Üniversitesi'nde hukuk eğitimi alır ve 1937 yılında mezun olur. 1942-1944 yılları arasında Helebce ve Hewlêr'de yargıçlık yapar. 1939 yılında Kürt aydınlanmasında önemli bir yere sahip Gelawêj adındaki dergiyi Alaaddin Sajadi ile birlikte çıkarır ve dergi 1949 yılına kadar yayınlar. Daha sonra Jiyanawey Kurd (Kürt Yaşamı) örgütünde siyasete atılır ve bu örgütün genel sekreteri olur. Bu dönemde Mele Musatafa Barzanî ile de ilişki kurar. Örgüt, Mahabad’da kurulan Kürdistan Cumhuriyeti’ne de yardım eder. Jiyanawey Kurd, 1945 yılında adını Demokratik Kürt Partisi (KDP) olarak değiştirdiğinde İbrahim Ehmed, partinin yöneticisi olur. Partinin merkezi, İbrahim Ehmed editörlüğünde Dengî Rastî (Doğruluğun Sesi) adlı bir dergi yayınlar. 1953 yılında KDP'nin genel sekreteri olur. 1949-1956 yılları arasında KDP’nin dergisi olan Rizgarî'yi yayınlar. Partinin bu dergisi 1956 yılında Xebat ismini alır. 1975 yılından sonra siyasi mülteci olarak Britanya'ya göç eder. Kürt edebiyatı ve siyasetinde eserleri ve mücadelesi ile iz bırakmış İbrahim Ehmed 8 Nisan’da 2000 tarihinde yaşamını yitirir. Tekrardan yazar İbrahim Ehmed’in yazarlığı ve eserleri de Kürt edebiyatı için önemli bir süreçtir. Zira Kürtçenin Soranî lehçesinde yayımlanan romanı Janî Gel, Soranî’nin ilk romanı olarak kabul edilir. 1956 yılında yazdığı kitapta yasaklardan dolayı Kürdistan yerine o yıllarda bağımsızlık savaşı veren Cezayir’i kullanır. Kurmancî’ye Ziya Avcı taradından çevirilen roman yazarın aynı zamanda en popüler eseridir. İlk olarak 1956 yılında yazdığı romanın ilk nüshasına polisi ev baskınında el koyar ve kaybedilir. Daha sonra 1972 yılında Londra’da tedavi gördüğü yıl, romanı 8-9 gün içinde tekrardan yazar. Mehmed Uzun’un kaleminden Janî Gel Mehmed Uzun Kürt Edebiyatına Giriş (İthaki Yayınları, 2007) kitabında İbrahim Ehmed’in Janî Gel romanı ve onun yazarlığı hakkında şunları belirtiyor: ''İ.Ehmed’in 1956 yılında yazıp ancak 1972 yılında yayınlayabildiği Janî Gel (Halkın Sancısı) isimli romanı, Kürtlerin yarattığı ilk romanlardandır, bu nedenle halen üzerinde en çok konuşulan romanlardan biri olma özelliğini koruyor. Roman, tüm bir bölgenin ilk romanıdır ve bunun getirdiği edebi eksiklikleri taşımaktadır. Roman, yabancılara karşı ulusal kurtuluş savaşı veren bir ülkede - yazar bu ülkeye zaman zaman Cezayir, zaman zaman da Kürdistan diyor- bir ailenin başına gelenleri konu alıyor. Haksız bir işgalin açtığı yaralar, kendisini, onurunu koruma için bir şeyler yapmaya çalışan ezilmiş, tutuklanmış, ailesi yok edilmiş mazlum insanlar, tümüyle yok olan günlük yaşam, parçalanan aileler, sömürgeleştirilmiş bir ülkenin kan ağlayışı ve kan gölünde yeşeren umut ve onurlu, serbest bir yaşama duyulan özlem… Olaylar örgüsü ve edebi kurgusu oldukça basit, sosyal realist bir tarzla yazılmış Janî Gel’in panoraması kısaca bu. Tümüyle, insanları ve ilişkileri, İ.Ehmed’in kendi ülkesine benzeyen bir panorama. Edebi açıdan başarılı olmamakla birlikte, yazarın bu romanında kullandığı metod, öğretici olması bakımından ilginç. Aynı oranda da bir yazar sorunsalını içerdiği için tipik. Romanın ilk versiyonunda yazar İ.Ehmed, sıcak olayların tam ortasında yaşayan siyasi lider İ.Ehmed’in üstüne üstüne gelen olayların dalgalarını savmak ve kendisi (yazar İ.Ehmed) için bir mesafe (distans) sağlayabilmek amacıyla, olayları ve çevresinde her gün birlikte olduğu insanları başka, uzak bir ülkeye götürüp, oturtuyor. Yazar İ.Ehmed’in yazabilmesi ve edebi olarak başarılı olabilmesi için bir zorunluluk bu.'' Sinemaya uyarlandı 2007 yılında bu romanı Doğu Kürdistanlı yönetmen Cemil Rustemî tarafından aynı isimle sinemaya uyarlanır. Film 2008 yılında Boston Film Festivali ve Moondance Uluslararası Film Festivali’nden ödülle dönmüştü. Ayrıca her yıl İbrahim Ehmed Vakfı tarafından verilen İbrahim Ehmed Ödülü geçen yıl 200 gün açık grevinde kalan Leyla Güven’e layık görülmüştü.