ZABEL MİRKAN / İSTANBUL
Clémence Scalbert Yücel’in “Kürt Edebiyatının Anatomisi” isimli çalışması 2018 yılının Haziran ayında Ayrıntı Yayınları etiketiyle okurla buluştu. Fransızca kaleme alınan kitabı Türkçeye çeviren ise Yeraz Der Garabedyan.
Clémence Scalbert Yücel’in Sorbonne’da doktorasını verdiği tez çalışmasından meydana gelen kitap iki bölümden oluşuyor. Çalışmanın ilk kısmında “Alan Dışı” yazınsal faaliyetleri etkileyen kaynak ve kısıtlara, yani “dış etkenlere” yer verilirken, yazınsal ve siyasal Kürt aktörler ile dillerini hangi ilişkilerin birleştirdiğini anlamak için incelenmesi gereken dil politikaları ele alınıyor. “Çoğul Alan” isimli ikinci kısımda ise Kürt yazınsal alanının oluşumu ve yapılanması anlatılıyor. Özetle, çalışmanın ilk bölümü Türk dil politikalarına, ikinci bölümü ise Kürt dil politikalarına ayrılmış. Araştırma, Türkiye’deki askeri rejimin en faşizan haline büründüğü dönemde, İsveç’te yazınsal yaratım sürecinin gerçek temellerini oluşturan dil ve yazınsal faaliyetlerin analiziyle başlıyor.
Clémence Scalbert Yücel, Toulouse-Le Mirail Üniversitesi’nde coğrafya ve Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Ulusal Enstitüsü’nde Kürt Dili ve Medeniyeti eğitimi aldı. Sorbonne Üniversitesi’nde Siyasal Coğrafya alanında Türkiye’de Kürt yazınsal alanının gelişmesini konu alan doktorasının ardından, Doğu Dilleri ve Uygarlıkları Ulusal Enstitüsü’nün Avrasya bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı. 2007 yılında Exeter Üniversitesi’nde Arapça ve İslami Çalışmalar Enstitüsü’nde araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı ve aynı zamanda Kürt Çalışmaları Merkezi’nde yönetici olarak çalıştı. Eylül 2014’ten 2016 sonuna kadar İstanbul Fransız Anadolu Araştırmaları Enstitüsü’nde Türk Siyaseti Gözlem Merkezi’nde (OVIPOT) bilimsel çalışmalar yaptı.
TRT6 ve devlet
Yazar Çözüm Süreci’yle birlikte değişen ve dönüşen Kürt politikalarından bahsederek açıyor kitabını. 1 Ocak 2009’da yayına başlayan TRT6’e dek götürüyor bu süreci… Şatafatlı bir şekilde yayın hayatına başlayan TRT6’in AKP’li milletvekillerinin katılımıyla açılmasından, başbakanın konuşmasının Kürtçe dublajlı verilmesine dek tüm detayları özenle aktaran yazar şöyle diyor: “TRT6 Kürt hareketini bölecekti; bir yandan taraftarları, Kürtlerin uğruna bunca yıl mücadele verdiği bu tarihi fırsatı değerlendirmek gerektiğini söylerken; muhalifleri, hükümetle ‘işbirliği yapmayı’ veya ‘kendini satmayı’ reddettiler. Bu televizyon kanalının yayına girmesi, devletin Kürt kültürel üretim alanındaki doğrudan müdahalesiyle yeni simgesel ve ekonomik fırsatlar sunan, yeni rekabet biçimleri ortaya çıkaran bir hadisedir.” Ancak her şeyden önemlisi devletin “ince düşünülmüş” siyasi bir hamlesi olduğunu, çünkü kanalın açılışının 2009 yerel seçimlerden hemen önceye tekabül ettiğini söylüyor.
Clémence Scalbert’e göre Kürt kültürel üretim alanına devlet kurumlarının girmesi devletin asimilasyon yönündeki önemli hamlelerinden biri. Çünkü böylelikle devlet Kürt kültürel üretim alanına kurumlarıyla girerek sıkı bir denetim mekanizması da kurabilecekti.
Türkiye’deki, Kürtçe yazınsal alanı üzerine olan çalışma, Kurmancî dünyası üzerine yazılmış. Bu aşamada, Kürt hareketinin içinde 20. yüzyıldan beri varolan tek bir Kürt dili yaratma arzusuna ulaşılamadığını söyleyen yazar Kürtçenin artık tek değil çoğul olduğunu söylüyor ve Soranî, Kurmancî, Zazakî ayrımına gidiyor.
‘İlk Marksist Dil Görüşü: Doktor Şivan’
Kuzey Kürdistan Kürtleri öncelikle sürgünde (1930 ve 40’lı senelerde) Suriye’de, sonrasında 70’li yılların sonunda Avrupa’da, ardından da Türkiye’de bir edebiyat üretimi gerçekleştirdi. İzini sürmenin zor olduğu Kürt edebiyatı, Türkçe kaynaklarda son derece kısıtlı bir şekilde ele alınır. Kürtçe yazılı edebiyatın Elî Herîrî ile 11. yüzyıla dayandığı uzunca bir süre söylenmiş; fakat son zamanlarda, Türkiye’de çalışan araştırmacılar yeni yaklaşımlar getirerek bu tarihi eleştirmişlerdir. Kürtçe, özellikle de Kurmancî klasik edebiyatının doruk noktası, Melayê Cîzîrî veya Ahmedê Xanî ile 15-17. yüzyıl etrafında konumlanmıştır. Yazarların çoğu klasik şiir geleneği olan Divan’a göre çoğunlukla Farsça, Arapça veya Osmanlıca yazan din insanlarıdır. 19. yüzyılda, Kurmancî şiirindeki gerilemeye ve Soranî dilinin konuşulduğu bölgelerdeki siyasi gelişmelere paralel olarak Soranî şiirinde bir ilerleme görülmüştür.
Clémence Scalbert’in kitapta yoğunlaştığı dönem ise 1970’ler ve 2000 arasındaki dönem. Kitap ise bir edebiyat kitabı olmaktan ziyade, sosyolojik bir çalışma olarak Kürt tarihi ve edebiyatı başlığı altında değerlendirilebilir. Sosyolojik bir çalışma, çünkü kitabın bölümlerine dahi bakıldığında Kürt edebiyatının gelişmesi veya engellenmesi üzerine sosyolojik tahliller görmek mümkün. Örneğin “Kürt Dil Politikaları” başlıklı alt bölümde “İlk Marksist Dil Görüşü: Doktor Şivan” ve “PKK’nin Yeni İnsanı” gibi alt başlıklar…
Kürt Edebiyatının Anatomisi
Clémence Scalbert Yücel / Ayrıntı Yayınları 2018