Siyasi Ergenekon’un başını çekenler Doğu Perinçek, Yalçın Küçük ve Tuncay Özkan olarak tarihe geçecekler.
Askerleri saymıyorum.
Sonra, bir de Kürt Ergenekonu ortaya çıkarılmalı dendi.
Eğer Türkiye’de “Ergenekon” varsa neden Kürdistan’da da olmasın ki?
Ben bir “Kürt Ergenekonu” olduğunu değil, Türkiye’nin, Kürdistan’ı işgalden bugüne süregelen bir Kürdistan Ergenekonu olduğu tezini daha gerçekçi buluyorum.
Cevap vermek için, yakın tarihe bakalım:
Olağanüstü Hal Bölge Valilikleri’nin Kürdistan’ın Başkenti Diyarbekir’e kurulduğu dönemi hatırlatmak istiyorum.
Adı hala hafızalarda kalan Valilerden biri Ünal Erkan, diğeri Hayrı Kozakçıoğlu.
Onlara hükmeden “tek adam” Mehmet Ağar’dı.
Kürdistan’daki Ulusal ve Sosyal Kurtuluş Mücadelesi’ne karşı “özel harp” aygıtlarının görünenleriydi bunlar.
Sonra JİTEM ortaya çıktı.
Bir de, Hamidiyeler’e benzeyen “yerlilerden” oluşan karşı devrimci “düzensiz” bir ordu kuruldu:
Korucular.
Korucular, çoğunlukla aşiret bağına dayandırıldı.
Ve o karanlık yıllarda, bir de devletin “özel celladı” vardı: Yeşil.
Alaattin Kanat gibi özel katiller devreye sokuldu.
Yeşil, Olağanüstü Hal Bölgesi Valilikleri ve “büyük kardeş“in Kürtler’i katl makinesiydi.
Cizre Newroz’undaki katliam; Kulp’un virane edilmesi; Lice’nin yakılması için Kolonyal askeri güçler harekete geçirildiler.
Silvan’da ne kadar devrim yüklü yürek taşıyan önder adamların tek tek öldürülmesinden, Nusaybin’de, Batman’da yüzlerce insanın sokak ortasında alanen katledilmesinden sorumlu olan bir mekanizma oluşturuldu: Hizbullah.
Bunların hiçbiri Kürdistan’daki kurtuluş mücadelesini durduramadı.
Ve devlet, yeni yapılanmalara gitti.
Hizbullah’ı susturdular.
Yeşil, muhtemelen diplomatik bir statüye kavuşturularak, Avrupa veya Gülen’e komşu bir kente gönderildi.
Yukarıda özetlediğim tarihte olanların tek yöneticisi vardı. Kolonyal Faşizm.
Evet aşiretler rol oynadılar.
Ama aşiretleri ayakta tutan güç, Ankara’ydı.
Aşiretler’in reisleri veya entelektüellerini meclise seçtiren mekanizma, aşiretler arasındaki rekabeti körükleyerek, Ankara’yı ayakta tuttu.
Kürdistan’daki kadınları “felç“ eden mekanizma, Ankara’ya bağlı ayakta tutulan feodal geleneklerdi.
Yalçın Küçük’e ağırlaştırılmış müebbet veren mekanizma; Mehmet Ağar’ı, küçük bir sıyrıkla “affetti”.
Ve bu mekanizmanın başı şimdilik Tayyip Erdoğan’dır.
Ve bu çoğunlukla sıcak ve ara dönemlerdeki soğuk savaş mekanizması, Kürdistan Türkiye’den kurtuluncaya kadar devam edecek.
Ve Erdoğan’ın oluşturduğu sistem, istediğinde Kürtler’in kendilerini pazarlayanlarını, koparıp alacak ve görevleri bittiğinde koparıp atacaktır.
Ve Kuzey Kürdistan’da kendisini pazarlayan “okumuş adam”ların sayısını arttırmak istemektedir.
Bunun birinci adımı TRT’nin Kürtçe versiyonuyla atıldı.
İkinci adımını Anadolu Haber Ajansı’nın Kürtçe şubesini açmakla atacaklar.
Saddam Rejimi de “son çare” olarak, Kürdistan Bölgesi için özel bir kültür mekanizması oluşturmuş, Kürt “entelektüelleri”ne yol açmıştı.
İsveç’te yaşamını yitiren Şerko Bekes’e ödül vermek istemişti.
Bekes ödülü reddetmişti.
O’nun tersine, uzun yıllar İsveç’de ve Batı Avrupa’da yaşayan Murat Civan, Firat Ceweri, İhsan Aksoy vb. Erdoğan sisteminin tuzağından kurtulmak istemediler.
Bu kısa tarih kesitini gözden geçirince, soruyorum.
Gerçekten bir Kürt Ergenekonu mümkün mü?
Türk sömürgeciliğinin finanse ettiği, korucu sistemi kime dayanıyor?
Vedat Aydın’ı katlettiren gücün arkasında Kürtler mi vardı?
Musa Anter’in tetikçisi Kürt’tü, azmettiren Çiller hükümeti değil miydi?
TRT 6’yı Kürt kapitalistleri mi yayına geçirtti?
JİTEM olmasaydı, Kürdistan’daki ihalelerin Kürt işadamları tarafından alınması mümkün müydü?
Mehmet Metiner örneğinde ortaya çıktı: diğerleri gibi Erdoğan da, kendisine bağlı “Kürt”ün “yediği lokmaya ihanet” ettiğini gördüğü an, işini bitirir.
Böylece, varsa bir “Kürt Ergenekonu”, doğumu “düşük”tür.
Ömrü Ankara’ya bağlıdır.
“İkinci sınıf Ergenekon”dur.
Yani bir yerde, katil, suçlu, düzenbaz, menfaatçi kariyeristtir.
Ama Ergenekon değildir.
Ergenekon Ankara’da.
Kürdistan’dakilere “ihale” ediyor.
Kürdistan’da olsa olsa, Türkiye’deki Ergenekon’un “taşeronları” var.
Kürdistan’a hükmeden “Ergenekon” devletin kendisi oluyor.
Ve Kürdistan asker çizmesinden kurtuluncaya kadar da bu, biçim değiştirerek böyle devam edecek.
Kürt Ergenekonu mu?
Türkiye’de askeri ve siyasi Ergenekon yargılandı.