
Kürdistan’ın dört parçasından genç gazeteci, oyuncu ve aydın, Kürt filmlerini ve kültürünü tanıtmak için İsveç’te yeni bir örgütlenmenin temelini attı. Oluşturdukları „Stockholm Kürt Film Festival“ (SKFF) adlı derneğin amacı İsveç’te sinemalar, okullar, kütüphaneler ve televizyonlarda Kürt filmlerinin gösterimini sağlamak ve her yıl Stockholm’de „Kürt Film Festivali“ düzenlemek. Böylelikle hem Kürt kültürünü tanıtmayı, hem de Kürdistan’da egemen devletlerin baskılarına karşı verilen mücadeleyi kamuoyuna duyurmayı hedefliyorlar. „Stockholm Kürt Film Festivali“ Başkanı Yasemin Salık konu ile ilgili sorularımızı yanıtladı.
İsveç’te Kürt Film Festivali yapma düşüncesi nasıl oluştu?
Bu sıralar bir belgesel film hazırlıyorum. Diyarbakır’da kısmen çekimler yaptım. Çekimler sırasında Kürdistan’da filme ilginin yoğun olduğunu, filmcilik yapan pek çok kişi olduğunu gördüm. Ben İsveç’te doğduğum ve büyüdüğüm için burada kültür ve filmle uğraşan kesimlerle yaygın bir ilişkim var. Ama Kürdistan’da iken Kürt sineması hakkında bilgim olmamasını bir trajedi olarak değerlendirdim. İsveç’te filmcilik yapan bir Kürt olarak kendime neden ben bugüne kadar Kürt filmcilerle ilişki kurmadım sorusunu yönelttim. Kürt filmlerinin diğer ülkelerin filmlerinden farklı olarak yaygın olarak gösterilmemesi ve tanıtılmaması beni çok üzdü. İsveç’te film yapımcılığı ile uğraşan pek çok Kürt var. O nedenle de burada bir festival düzenleyebileceğimizi ve böylelikle Kürt filmlerinin daha yaygın gösterilmesine ve tanıtılmasına katkıda bulunabileceğimizi düşündüm. Kürt fimi baskı altında ve zor koşullarda yapılıyor ama buna rağmen dağıtım ve gösterimi minimum düzeyde. Kürt Film Festivali yeni bir şey değil. Londra’da 7 yıldır yapılıyor. Roma, New York ve birçok Avrupa kentinde Kürt Film Festivalleri düzenleniyor. Bizlerin İsveç’te yapmakta geç kaldığımızı düşündüm. Kürt filmine İsveç’te bir pencere açmak için böyle bir girişimin gerekli olduğuna inanıyorum.
Zanyar Adami gibi Kürt filmciler de böylesi bir festivalin gerekli olduğunu düşünmüş, girişimlerde bulunmuşlardı. Bunu öğrenince kendileri ile ilişki kurdum. Çalışmalarımıza ocak ayında başladık. Şimdi festivali organize edebilecek 40 kişilik bir kadromuz var.
Kadronuz sadece Kürtlerden mi oluşuyor?
Çoğu Kürt ama aramızda İsveçliler de var. Biz kadromuzu sadece Kürtlerle sınırlı tutmak istemiyoruz. Tersine değişik ülkelerden insanların bizlerle birlikte çalışmasını istiyoruz. Ancak Festival Komitesi’nde Kürdistan’ın dört parçasından filmciler ve sanatçılar ağırlıkta. Bu değişik parçaların ve lehçelerin filmlerin festivalde temsil edilmeleri için oldukça önemli. Komite içinde değişik sınıf ve katmanlardan, mesleklerden insanların yer almalarını sağladık. Böylelikle daha geniş bir perspektifle hareket etme olanağını elde ediyoruz. Komitede çok deneyimli arkadaşlarımız da var, bu işe yeni başlayanlar da.
Festivalde hangi tür filmleri göstermeyi düşünüyorsunuz?
Henüz bir tema belirlemedik. Oluşturduğumuz program grubu bu konu üzerine çalışma yürütüyor. Ama zaman söz konusu olduğunda herhangi bir sınırlama getirmeyi düşünmüyoruz. 1950’lerde çekilen bir filmi de gösterebiliriz. Festivalin biçimini önümüzdeki süreçte yapılacak tartışmalar belirleyecek. Bir plan ve strateji hazırladık. Ona uygun olarak hareket edeceğiz. Bugüne kadar çekimi yapılan tüm Kürt filmlerini gözden geçirdikten sonra hangilerinin gösterileceğine karar vereceğiz. Ancak çizgi filmden tutun da belgesellere kadar tüm filmleri göstermeyi amaçlıyoruz.
Festivalde gösterilecek filmler için hangi kriterler geçerli?
Öncelikle Kürtçe konuşulan filmlere öncelik vereceğiz. Kürtçe’nin lehçelerinin eşit bir biçimde temsil edilmesine özen göstereceğiz. Festivale katılacak filmler için belirlediğimiz üç kriter var. Birincisi, film Kürtleri veya Kürdistan’ı konu alacak. İkincisi yönetmenin Kürt kökenli olması, üçüncüsü de filmin Kürdistan’da çekilmiş olması. Ancak Kürt yönetmenlerin Kürdistan dışında çekimini yaptıkları filmler de festivalde temsil edilebilecek.
Festival ne zaman olacak?
Önümüzdeki yılın 21-24 Şubat’ında olacak. Ama festivale hazırlık niteliğinde bir dizi etkinlik yapacağız. Kasım ayında „Film Kahvaltısı“ adını verdiğimiz bir etkinlik düzenleyeceğiz. Şehrin merkezindeki Bio Rio’da insanlar kahvaltı yaparlarken Kürt filmlerini izleyebilecekler.
Kürt sinemasının şu andaki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kürt sineması istenilen ve arzu edilen düzeyde değil. İsveç bunun kanıtı. İsveç’te 100 bin civarında Kürt yaşıyor. Neredeyse kimse Kürt filmini tanımıyor, herhangi bir Kürt filmi izlememiş. Yeteri kadar film üretilmediği gibi dağıtımı da yapılamıyor.
Neden?
Öncelikle halkımız baskı altında yaşıyor. Kürdistan’da film yapmak için finansman bulmak güç. Örneğin Türkiye’de yoğun bir sansür var. İran’da durum tam bir felaket. Kürt kültürü ve filmi ağır baskı altında.
Kürt filmcilerin ve yönetmenlerin karşılaştıkları sorunlar neler?
En büyük problem sansür. Kürtlerin çok zengin kültürel mirasları var. Dilleri, kültürleri, şiirleri, halk oyunları sayesinde kendi kimliklerini koruyorlar. Bunu da güç koşullarda, baskı altında ve gizlilikle yapıyorlar. Örneğin Kuzey Kürdistan’da Kürt dilinin konuşulması serbest olmasına rağmen Kürtlerin anadillerinde eğitim yapma hakları yok. Kitaplarda Kürdistan adının geçmesi yasak. Kürt kültürüne karşı çok büyük bir baskı ve sansür var. Yazarların, senaristlerin düşüncelerini özgürce ifade edemedikleri ve baskı altında oldukları koşullarda film yapmak oldukça zor. Ama buna rağmen riskleri göze alarak film yapıyorlar.
Film Festivali ile neyi amaçlıyorsunuz?
Kürt kültürü ve flmlerinin tanıtımı için yeni bir platform oluşturmayı, sansüre karşı çıkmayı, demokrasiyi, insan haklarını ve ifade özgürlüğünü savunmayı amaçlıyoruz. Ama en önemlisi de dilleri, kültürleri ve kimlikleri için savaşan ve yaşamlarını yitiren tüm Kürtleri kutlamak ve anmak istiyoruz.
MURAT KUSEYRİ/STOCKHOLM