Bilinen yazar, çizer ve gazeteler bu Kürt fobisini derinleştirmek için ellerinden geleni yapıyor.
Bu kızılca kıyametin sebebi nedir? Kürtler yıllardır kimliksizliğe mahkum edildikleri kendi topraklarında, kendilerini yönetmek istiyorlar. Sadece Kürtleri esas alan bir yönetim de değil, Rojava’daki farklılıkların da kendini ifade etmesini sağlayacak bir sistemin oluşması.
Fakat sorun tam da burada başlıyor.
Kürtlerin birinci yıl dönümünü şenliklerle karşıladığı Rojava devrimi, dünya tarihinin kansız devrimleri arasındaki yerini aldı. Olgunlaşan şartların doğru değerlendirilmesi ile gelişen bu devrim; izlediği strateji ile de farklılık göstermiş, kadınları ve toplumun fiili olarak yönetimlerinde ve devrim sürecinde yer alması ile gelişim gösterdi. Devrim kararına ve sürecine katılan halk, Rojava’da demokratik sistem inşasını da fiili olarak gerçekleştirdi.
Uzun süre farklı kesimlerin Suriye’de yaşanan savaşa çekme yaklaşımlarına karşı Rojavalıların üçüncü yol diye adlandırdıkları strateji ile savaşa katılmadı ve taraf olmadı.
Bu anlatım çok kısa ve kolay gibi dursa da bir yıl boyunca Rojava Kürtleri; savaşın tarafı olmamak için bedeller ödediler. Ama yine de bir yıl boyunca belirledikleri stratejiyi korudular. PYD’nin etkili olduğu Rojava’da diğer Kürt oluşumlarının da katıldığı Yüksek Kürt Konseyi'ne bağlı meşru savunma birliklerini oluşturdular.
Seçim ile esas yönetimi oluşturma gündemine geçildiğinde El Kaide'nin uzantısı olan El Nusra’nın saldırısına maruz kaldı Rojava kentleri.
Kürtler egemen siyasetin yol yöntemi dışında çözümler olduğunu Ortadoğu haklarına gösterdikçe, saldırılar daha fazla arttı.
Rojava devrimi; dünya tarihinde ender görülen devrimlerden biridir. Gerek farklı halkların da içinde yer alması, gerekse de kadın öncülüğü daha başından itibaren demokratik bir içerik kazandırdı..
Böylesi bir gerçeklik Rojava devrimine karşı tahammülsüzlüğü arttırmıştır.
* Türkiye yüz yıllık Kürt fobisinden dolayı Rojava halkının elde ettiği başarıları ve kazanımları bir tehdit olarak algılamaktadır.
* Uluslararası güçler Rojava’da ortaya çıkan modeli; Ortadoğu’da kurmak istedikleri sisteme aykırı buldukları için, bir yıldır gelişen saldırıları ve kazanımları görmezden gelmektedir.
* El Nusra, Rojava’da ki halk devriminin demokratik özüne, hele hele de farklı inanç ve mezheplere karşı hassasiyetini; kadının devrimde ki öncülüğünü kabul edemediği için saldırıları geliştirmiştir.
* Yine El Kaide bağlantılı El Nusra’nın uluslararası güçlerden bağımsız olduğunu düşünmekte gerçekçi olmayacaktır. Yine İslamın siyasallaştırılarak halklara karşı bu denli kullanılması ise, bu tür oluşumların her geçen gün inançlı kesimlerin tepkilerine yol açtığı bilinmektedir.
* Türkiye’nin ise El Nusra’ya sınırını kullandırtması, Kuzey Kürdistan’daki çözüm sürecine yaklaşımı ortaya koymaktadır.
Rojava devriminin Ortadoğu’da yaratacağı etkiyi de hesaba kattığımız da birçok kesimin engel olmaya çalışacaklarını düşünmek gerekmektedir.
Rojava halkının bu gerçeklikle gelişmelere yaklaştığını geçen bir yıl içerisinde gördük. Her an değişmeye müsait, hassas dengeleri içerisinde toplumsal inşayı gerçekleştirmeye çalıştıklarına şahit oldu.
Burada Türk hükümetinin yaklaşımlarını tekrar gözden geçirmesi, başlayan çözüm sürecinin geleceğini belirleyecektir. Güney Kürdistan oluşumunu engelleme çabaları nasıl sonuç vermediyse, Rojava'da gelişen sistem de engellenemeyecektir. Kürtlere saldıran, kazanımlarını ortadan kaldırmak isteyen her oluşuma ve örgüte kapı aralamak, Türkiye'nin zaman ve ekonomi kaybı kadar; Kürt halkı açısından zaten problemli olan imajını daha da derinleştirmekten öteye gitmeyecektir. Yine Kürt fobisinin Türkiye'ye zarar vermekten öteye gitmeyeceği deneyimlerle ortaya çıkmıştır.
Diğer yandan Güney Kürdistan hükümetinin yaklaşımı da ele alınmaya değerdir. Dün yapılan Ulusal Konferans Hazırlık toplantısı son derece önemli bir adımdı Kürtler açısından. Ancak bu önemli adımı gölgeleyen bir sorun halen çözülmeyi beklemektedir. Semelka sınır kapısının kapalı olması Güney Kürdistan hükümetinin yaklaşımınlarını da şaibeli kılmaktadır.
Kürtler açısından ulusal bütünlüğün hayatiyet kazandığı bir dönemde sınır kapısı kapalı olamaz olmamalıdır...
Kürt fobisi ve Rojava
Türkiye Ortadoğu’dan gelen sahra sıcaklarının etkisine girdi. Bu sıcak mevsimsel değil elbette. Son bir haftadır Türkiye’nin güney sınırında yaşanan gelişmelerden kaynaklanıyor bu sıcaklık. Kürt fobisi ile yıllarını korku, paranoya ile geçiren devlet aklı ve bu aklın yarattığı algı yine şahlanmış durumda.