Kürt gençleri askere gitmesin

Haberleri —

Kışlalarda sık sık yaşanan Kürt asker ölümlerinin sistemin en büyük tehdit olarak Kürtleri görmesinden kaynaklandığına dikkat çeken Oğuz Sönmez ve Ercan Aktaş, "AKP'nin bu kadar kin içinde Kürtlere saldırmasının nedeni budur. Kürtleri, muhalifleri katletme işi TSK bünyesinde bu şekilde devam ediyor" dediler.
Kamuoyunun asker ölümleri karşısında sessiz kalmasını eleştiren Sönmez ve Aktaş, Kürt gençlerine de "vicdani retçi olmaları ve askere gitmemeleri" çağrısında bulundu.

Bir haftada 7 ölüm

Türkiye'de, kışlada şüpheli asker ölümlerine her gün yenileri ekleniyor. Son bir haftada Wan, Colemêrg, Elezîz, Dîlok (Antep), Kastamonu ve Çanakkale'de 7 Kürt asker yaşamını yitirdi.
Bunlar gerçekten intihar mı, yoksa Kürt düşmanlığından mı kaynaklanıyor? Bu konuyu vicdani ret ve anti militarist hareket içerisinde mücadele eden Ercan Aktaş ve Oğuz Sönmez’le konuştuk.

Son günlerde şüpheli asker ölümlerinde bir artış görüyoruz, bunu nasıl yorumlamak lazım?

Oğuz Sönmez: Yaklaşık 10 yıldır görülmeye, ortaya çıkarılmaya çalışılan asker ölümlerinin ne kadar çok olduğu artık görünür oldu. Şu çok açıktır ki; askerlik, disiplin adı verilen emir-komuta-itaat sistemi üzerine kurulmuştur. Savaş sendromu askerleri sonraki yaşamlarında da terk etmemekte, onları ruhsal olarak çökmüş, yaşamdan kopmuş bir insan haline getirmektedir. Askerlikte 'disipline sokmak' ya da 'askeri eğitim vermek' adı altında yapılan dayak ve işkence sonucu bedensel ve psikolojik anlamda sakat kalan insanlar hala görünmemektedirler. Asker ölümlerinin bir başka şekli de 'kaza'lardır. Hiçbir sivil denetime tabi olmayan koşullarda eğitim ve iş gören genç askerlerin başlarına gelen 'kaza'lar normalleştirilmekte, olabilecek bir soruşturma da yukarıdaki gibi dava süreciyle sonuçlanmaktadır.

Ercan Aktaş: Sadece 2012’nin ilk dört günü içinde, karşımızda kışlada 6 genç insanın ölü bedeni duruyor. Bu korkunç bir durumdur. Burada 'bu ölümler şimdi mi çoğaldı?' sorusu ister istemez insanın aklına geliyor. Ancak Türkiye'deki siyasi iklim ve savaşın boyutuna baktığımızda bütün alanlarda insan hayatları üzerinde yaşanan korkunç bir durum ile karşı karşıya kalıyoruz. Diğer bir durum ise eskiden kışla içinde yaşanan insan ölümleri, yaşanan işkenceler çok bilinmezdi. Ana akım medya zaten bu konulara girmez, muhalif basında da buna dair pek bir şey bulamazdık. TSK de insanları bir şekilde 'kol kırılır yen içinde kalır' kültürüne alıştırmıştı. Ancak şimdi gerek soysal medya, gerekse de muhalif basın bu konuda daha duyarlı.

2000'den 2011'e kadar sivil toplum örgütleri ve Meclis verilerine göre 600'e yakın şüpheli asker ölümü yaşanmış, çok ciddi bir rakam, bu nasıl olabilir?
Oğuz Sönmez: Bugün bizlere ulaşan bu sayılar ne kadar yüksek görünüyorsa da gerçek rakamların çok daha yüksek olduğu ve bunu yalnızca TSK'nin bildiği bir başka gerçektir. Bu yılki rakamlara bile baktığımızda 10 yıl için söz konusu 600 rakamının hiç gerçekçi olmadığı görülecektir. Kaldı ki 'şüpheli asker ölümleri' yalnızca 'intihar'larla sınırlı da tutulamaz. 'Kaza' adı verilen ölümler de -Ordunun sivil demokratik denetimi gerçekleşmediği sürece- 'şüpheli'dir.

İntihar etti denilen askerlerin hemen hemen hepsinin Kürt kökenli olmasını nasıl yorumlamak lazım? Acaba neden sadece Kürtler askerde 'intihar' ediyor?
Ercan Aktaş: Cevabı çok açık; bugün sisteme en çok itiraz edenler kimlerdir? Kürtler. İşte cevabı budur. Devlet kendisine itiraz eden, hak talebinde bulunan, özgürlük isteyenleri bu taleplerden vazgeçirmek için bütün eğitim kurumlarını, akademisini, cezaevlerini, hukuk/yargıyı kullanmıyor mu? Kullanıyor. Bunlar yetmediğinde 'şüpheli şekilde' diyerek sokak ortasında kurşuna dizmiyor mu? Diziyor. Daha iki gün önce Diyarbakır'da muhalif iki Kürt gencini bu şekilde öldürmedi mi? Ölürdü. Yani devletin temel faaliyeti kendi iktidarı için bütün muhalif kesimleri bir şekilde temizlemektir. Bugün de en büyük muhalif güç Kürtlerdir. Bunun yanında yoksul/emekçi ve Alevi gençlerin de bu şekilde kışla içinde yaşamlarını yitirdiklerini görüyoruz. AKP'nin bu kadar kin içinde Kürtlere saldırmasının nedeni budur. Kürtleri, muhalifleri katletme işi TSK bünyesinde bu şekilde devam ediyor.

Bu ordu içi cinayetleri ırkçı cinayetler olarak yorumlayabilir miyiz?

Oğuz Sönmez: Elbette hem Kürtlere karşı hem de Ermeni, Rum, Süryani gibi etnik ile Alevi gibi dinsel farklılığı olan insanlara karşı işlenen cinayetler ya da onların 'şüpheli' ölümleri ırkçı cinayetleridir. Bu yargımızın ortadan kaldırılması için 'şüpheli' ölümlerin araştırılması ve soruşturulmasının aynı kurumca yani askerlerce yapılmaması birinci şarttır.

Bu ölüm vakaları ile ilgili sivil toplum, vicdani ret hareketi ve anti militaristler ne yapabilir?
Ercan Aktaş: Bu ölümlere hiçkimse sessiz kalmamalı. Her yapı ve bireyin yapabileceği mutlaka bir şeyleri vardır. Öncelikle 'askerlik borcu', 'vatan borcu' gibi ezberletilmiş yalanlardan kendimizi arındırmalıyız. Bu ülkede hiçbirimizin kendi yaşamından bir kesiti köle olarak o kışla duvarları içinde terk etmesi beklenmemelidir. Ancak bu ülkenin sosyalistleri, muhalifleri de askerlik meselesini ısrarla gündemlerine almadılar. Ya da onlar da o 'makbul vatandaş' standardına razı edildiler. Düşünebiliyor musunuz, devrim diyorsun, özgürlük diyorsun, isyan ediyorsun, sokaklardasın, askerlik sürecin geliyor ve sen 'bir mola' diyor gidip TSK'nin bir ferdi oluyorsun. Bu ülkede bütün düşmanlıkların, katliamların sorumlusu olan ordunun bir parçası olmaktan bir beis görmüyorsun. Kürtler , neredeyse bir asırdır bu militer/Kemalist sisteme karşı özgürlük mücadelesi veren bir halk. Sokaklarda işkencelere uğruyorsun, devletin kurşunu ile sakat kalıyorsun, özgürlüğünü çalıyorlar, yıllarca cezaevlerinden kalıyorsun ve çıktığında askere gidiyorsun. Bu ülke de hiçbirimizin bu devlete hiçbir borcu yoktur. Devlet yaşattığı katliamlar, soykırımlardan dolayı bizlere borçludur. Özellikle Kürt gençlerine seslenmek istiyorum, hiçbir şekilde TSK'nın bir parçası olmamalıdırlar. Vicdani ret haklarını kullanmalıdırlar. Devlet vicdani reddi tanımıyor olsa bile bu bir insan hakkıdır, kendisinin de imza attığı uluslararası sözleşmelerde bu hak vardır. Emin olun ordusu olamayan bir devlette hepimiz çok daha özgür oluruz.


VEYSİ ALTAY - ANF/İSTANBUL

paylaş

Haberler


   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2026 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.