Kürtler her yerde Newroz alanlarını doldurarak ‘Önderliğe özgürlük Kürdistan’a statü’ diye haykırıyorlar. Tarihin en büyük Newroz’unu kutluyorlar. Bu yaklaşım özgür Kürdistan ve özgür Önderliğin kutlanması oluyor. Çünkü on yıllardır verdikleri mücadele mutlaka Kürtlerin bu özlemlerini ve amaçlarını gerçekleştirecektir. Kürtlerin meydanlara akışı bu gerçeği ortaya koymaktadır.

Dünyada herhalde hiçbir gün toplumları bu kadar etkilememiştir. Kürtler Newroz’da kendiliğinden harekete geçmektedir. Büyük bir özgürlük ve yeni yaşam umuduyla meydanlara çıkıyorlar. Her Newroz’da kendilerini yeniden yaratıyorlar. Herhalde böyle bir durum sadece Kürtlere hastır. Newroz Ortadoğu’nun başka ülkelerinde de kutlanıyor, ama hiçbirinde Kürtlerdeki coşkuyu ve derin etkiyi görmek mümkün değildir. Hiç birinde bir halkın Newroz’la bu kadar bütünleşmesini görmek mümkün değildir. Bu nedenle Kürtlere “Newroz Halkı” denilmektedir.
Kürtler Newrozlarda o kadar bedel ödediler ki, bu değeri korumak için her bedeli ödemeye hazırdırlar. Newroz’un çağrısı da birlik, kardeşlik, özgürlük ve demokrasidir. Kürtler bunun için de her bedeli ödemeye hazırdırlar. Bu nedenle her Newroz’da “an serkeftin, an serkeftin” diyorlar. Kürtler artık özgür ve demokratik yaşam dışında başka bir seçeneği kabul etmiyorlar. Newroz ruhundan aldıkları güçle de bu amaçlarına ulaşmak için sonuna kadar mücadele edeceklerdir. Bunu Newroz meydanlarına bakan herkes görebilir.
Daha Amed Newroz’u kutlanmadı. Ancak İstanbul ve Van Newroz’u bu yıl da Newroz’un nasıl geçeceğini gösterdi. Sadece İstanbul ve Van değil, kutlamanın yapıldığı her yerde meydanlar doldu. Her zamankinden daha büyük, daha coşkulu katılımlar gerçekleşti.
Newroz, Kürt Halk Önderinin demokratik çözüm için yeni bir hamle başlattığı sürece denk gelmiştir. Halk bu Newrozlara katılarak Kürt Halk Önderi ve Kürt Özgürlük Hareketi’ne “savaşta da barışta da yanınızdayız” mesajı vermektedir. Barışa hazır olduğu kadar savaşa hazır olduğunu da ortaya koymaktadır. Yani Kürt halkının bir elinde zeytin dalı, bir elinde silah bulunmaktadır. Belki bu klasik bir fotoğraftır, klasik bir söylemdir, ancak Kürtler söz konusu olduğunda bu fotoğraf gerçektir ve Kürtlerin yaşamını ifade etmektedir.
Bir Kürt şairinin şu dizeleri Kürt gerçeğini ortaya koymaktadır:
“Kürt çocuğunun eline verdim çamurdan bir bebek,
Yaptı elime verdi çamurdan bir tüfek”
Bu dizeler, yüz elli yıldır savaşmak zorunda bırakılan bir halkın gerçeğini ortaya koymaktadır. Kürtlere silahlı direnişten başka bir yol bırakılmadığı için 19.yüzyıldan beri Kürtler silahla iç içe yaşamaktadırlar. Çocuklar oyun oynama fırsatı bulamamıştır. Hep babalarının, ağabeylerinin, kız kardeşlerinin silahlı direnişleriyle büyümüşlerdir. Özellikle son kırk yıl her anı direniş olan bir dönem olarak tarihe geçmiştir. Kürt şairinin şiirde belirttiği gerçeklik bugün Kürtler için daha fazla geçerlidir. Eğer Kürt sorununa demokratik çözüm bulunmazsa çamurdan tüfeklerle büyüyen Kürt çocukları gerillanın silahlı direnişini bir kırk yıl daha sürdürürler.
Bugün Kürdistan’da gerilla efsanedir. Her çocuk gerilla olmak ister. Bugün gerillanın simgesi “leşkerî” denen elbiseleridir. Çocuklar bugün belki çamurdan tüfek yapmıyor, ama bu elbiseleri giydiklerinde coşuyorlar, dünyalar onların oluyor. Bunu yaratan toplumsal ruh halidir. Bu toplumsal ruh halini anlamayanlar Kürt sorununu çözemez. Bu toplumsal ruh halini anlayanlar Kürtlerin direnişini kırmanın mümkün olmadığını görüp çözüme yönelir. Şimdi Türkiye’nin önünde iki tercih vardır. Ya Kürt sorununu demokratik temelde çözecektir ya da Kürt çocuklarının, Kürt gençlerinin gerillaya koşmasını engelleyemeyecektir.
Kürt Halk Önderi bu gerçekliğin anlaşıldığını düşünerek demokratik çözüm için inisiyatif almıştır. Hiç kimse yanlış anlamasın, Kürt Özgürlük Hareketi’nin en güçlü olduğu dönemde bu inisiyatif başlatılmıştır. Bu, aynı zamanda Kürt Halk Önderinin makul çözüm arama iradesini göstermektedir. “Kürtlerin direnme imkanları vardır, ama tercihim bu değil” demektedir. Bunun herkes tarafından doğru anlaşılması gerekir. Gerillaya en fazla katılımın olduğu ve PKK’nin Ortadoğu’da itibarının en yüksek olduğu dönemde Kürt Halk Önderi bu inisiyatifi almıştır.
Kürt Halk Önderi Kürtlerin savaşmak için savaşmadığını, Türkiye’yi sıkıştırmak için savaşmadığını bir kez daha göstermiştir. Eğer amaç Türkiye’yi sıkıştırmak olsaydı 2013 yılı daha büyük bir savaş yılı haline getirilmiş olurdu. Çünkü PKK tarihinde savaşı en fazla geliştirme imkanını mevcut Ortadoğu konjonktüründe bulmuştur. Kürt halkının özgürlük iradesi PKK’de gerillanın tecrübesi, Kürdistan’ın diğer parçalarındaki olumlu durum ve savaşın içindeki Ortadoğu gerçeği PKK’ye savaşı her bakımdan yükseltme imkanı vermektedir. Nitekim 2012 yılındaki savaşın yükselmesi ve PKK’nin siyasi gücünü yükseltmesi bunun kanıtıdır. Rahmetli Mehmet Ali Birand ve birçok yazar PKK şu anda en güçlü aşamasında, bu nedenle uzlaşmaya yanaşmaz değerlendirmesi yapmaktaydı. Hatta şimdi bile PKK en güçlü dönemindeyken Abdullah Öcalan’ın talimatını dinlemez gibi değerlendirmeler yapılmaktadır.
İşte Kürt Halk Önderi böyle bir ortamda en doğru yol olan demokratik çözüm tercihini ortaya koymuştur. Bu çözüm iradesine tüm PKK ve Kürt halkı da uyacaktır. Çünkü PKK de bu önderliğin eğittiği ve öncülük ettiği parti olarak Kürt Halk Önderi gibi düşünmektedir. Çünkü PKK’nin ideolojik ve siyasi zihniyeti bu Önderliğe aittir.
Newroz meydanları savaş anında da, demokratik çözüm anında da Kürt Halk Önderliği ve PKK’nin yanında olduğunu göstermiştir. Bu halkı bu Önderlik ve bu hareketten ayırmak mümkün değildir. Halkın bu Önderliğe ve harekete bağlılığı bir siyasi harekete ve siyasi liderlikten bağlılıktan ötedir. Newroz bu gerçeği bir daha göstermiştir.
2013 Newrozu Kürt halkının “Önderliğe özgürlük, Kürdistan’a statü” mücadelesini yükselterek 2014 Newrozu’nu Önderliğe özgürlüğün ve Kürdistan’a statünün kutlanacağı gün haline getirmek istediği şimdiden görülmektedir.
Newroz Pîroz be!