MEHMET TARHAN  /  MONTEVIDEO


Uruguay'ın başkenti Montevideo'da sürmekte olan ‘Kurdistan en Uruguay’ (Kürdistan Uruguay'da) etkinlikler" dizisi devam ediyor. Program kapsamındaki ilk panel Cuma günü MUMI/Montevideo Göç Müzesi'nde gerçekleştirildi. Ortadoğu ve Kürdistan Kültüründe Kadınların Rolü başlıklı panelin konuşmacıları Kürt sanatçı Sosin ile Uruguaylı Akademisyen ve Ortadoğu Uzmanı Susana Mangana idi.  Çok sayıda dinleyicinin katıldığı paneli pek çok kişi ayakta ya da merdivenlere oturarak izlemek zorunda kaldı.

Devlet değil, Demokratik Konfederalizm 

Konuşmasını Kürtçe yapan Hozan Sosin, Kürt halkının fiziki, siyasi soykırımın yanında kültürel soykırım yaşadığını söyledi. Kültürel soykırımın sadece müzik, dans, geleneksel kıyafetlerin kaybolması olarak anlaşılmaması gerektiğini kaydeden Sosin, şöyle devam etti: “Kültür bir insanın yaşam biçimidir. Bir halkın tarihi, dili yok ediliyor. Değişik halkların, inançların birlikte yaşadığı çok kültürlü bir coğrafyadır Kürdistan. Dolayısıyla tüm halkların kültürlerine yönelik bir soykırım sözkonusudur.  Bu açıdan Kürt halkının kültürel soykırıma karşı yürüttüğü mücadele bütün halkların özgürlük mücadelesidir. Bunun en önemli göstergesi de Kürt halkının bir devlet kurmak için değil Demokratik Konfederalizm mücadelesi vermesidir. Bu mücadele Rojava'da hayat buluyor ve Kürt halkının kültürel mücadelesi Ortadoğu'daki tüm halklar için bir cesaret kaynağı oluyor."

Mücadele dün bireyseldi, bugün örgütsel

Halklar arasındaki bağların kültür ve sanat yoluyla hayata geçtiğini belirten Sosin, sömürgecilerin de bu yüzden kültürel soykırımlar yaptığını söyledi. Sosin, Ortadoğu’da kadim bir kültüre sahip olan Kürtlerin olabilecek en ağır kırıma uğratıldıklarını aktararak, bugün Kürt kadınlar öncülüğünde Kürt kültürünün canlandırılmak ve geleceğe aktarılmak istendiğini kaydetti. Sosin, ‘Bugün Kürt kadınlarının mücadelesi, tarihte erkek egemen sistem tarafından ellerinden alınan bu rolün geri alınarak doğal toplum kültürünün yeniden hayata döndürülmesi ve yaşatılması mücadelesidir. Kürt kadın sanatçıların toplumsal geriliklere karşı verdikleri bireysel mücadele bugün örgütlü olarak veriliyor. Bu açıdan biz kültürden bahsederken bir mücadele kültüründen bahsediyoruz" diyerek sözlerini bitirdi.

Ortadoğu’da kadın ve kültür

Hozan Sosin’ın ardından Akademisyen Susana Mangana söz aldı.  Konuşmasının bir bölümünü Kürdistan ve Ortadoğu'nun tarihine ayıran Mangana, Türkiye'nin Neo-Osmanlı, Erdoğan'ın da Neo-Sultan olma heveslerinden bahsetti ve Uruguay'da da çok izlenen Türk dizilerinin bu yayılmacı anlayışın bir aracı olduğunu söyledi. 

Ortadoğu ve İslam kültüründe kadının yerine değinen Mangana, ”Ortadoğu ve İslam dünyasında kültürden bahsedilirken kadından neredeyse hiç bahsedilmez. Edildiğinde ise gerici toplumsal normlara uygun kadın rolü tanımları yapmak için kullanılır. Kuşkusuz kadınların buna karşı mücadeleleri olageldi. Fakat bu mücadeleler zaman zaman batılıların oryantalist, üsttenci yaklaşımlarını da beraberinde getirdi. Örneğin kadının çarşafı çıkarıp mini etek giymesi ya da batılı bir kadın gibi görünmesi özgürlük olarak tanımlandı."

Kürt kadınların mücadelesi örtbas ediliyor

Kürt kadınların mücadelesine de değinen Mangana, "Bugün silahlı mücadele yürüten kadınların görüntüleri sürekli öne çıkarılıyor. Zaman zaman güzel yüzlü kadınlar batılı ünlü bir oyuncuyla benzeştiriliyor. Burada bir algı oluşturulmak isteniyor. Kürt Kadın Hareketinin mücadelesi erkek egemen estetik yargılara hapsetmekle kalınmıyor, aynı zamanda  kadının toplumsal alandaki mücadelesini örtmek için bu imgeler araçsallaştırılıyor. Silahı öne çıkararak, onun arkasındaki toplumsal mücadeleyi gözardı ediyor, aslında silahlı mücadeleyi de anlatmıyor" diye konuştu.

‘Demokratik Konfederalizmi inceleyin’

Asıl önemli olanın Kürt kadınların yürüttüğü kültürel mücadele olduğunun altını çizen Akademisyen Mangana, şöyle devam etti: “Kürt kadınlar egemen gericiliğe karşı mücadele yürütürken kültürel soykırıma da cevap olmaya çalışıyorlar. Mücadeleyle dini ve toplumsal gerilikleri eleştiriyorlar ama dini ve toplumsal kimlikleri reddetmiyorlar. Bu açıdan burada herkese Demokratik Konfederalizmi dikkatle incelemesini öneriyorum. Çünkü tüm halkların, kimliklerin, kültürlerin ortak yaşadığı bir alanı öngörmekle kalmıyor, bütün bunlar pratikte kadınların öncülüğünde inşa ediliyor ve yaşatılıyor. Bu inşada da kadın özgürlüğü temel alınıyor."

Mangana “Kürtlerin diğer halklarla aynı haklara sahip oldukları bir statü kazanmaları için hep birlikte çalışmalıyız“ diyerek, konuşmasını bitirdi. 

Panel, katılımcıların soru ve değerlendirmeleri ardından sona erdi.