Desteklediği muhalifler aracığıyla Kürtlerin kazanımına engel olmayan Türkiye, şimdi BM aracığıyla bir tampon bölge kurulmasını istiyor. Ankara yönetimi böylelikle Esad rejimine karşı elleri güçlenecek olan muhalifler rejimi ele geçirdiğinde Kürtlerin kazanımlarını engelleyebileceğini hesaplıyor.
Türkiye’nin Suriye politikası Kürtlerin kazanımına endekslenmiş durumda. Ankara yönetimi Kürtlerin haklarını gaspetmek için Esad rejiminin devrilmesini ve yerine desteklediği muhaliflerin gelmesini istiyor. Ancak homojen bir yapıya sahip olmayan Ulusal Konsey’in içindeki çatlak seslerin yükselmesiyle Türkiye’nin elinde sadece silahlı muhalifler kaldı. Sözkonusu silahlı militanlar da verilen bütün desteğe rağmen Esad rejimini yıkamadığı gibi bir kurtarılmış bölgeye sahip değil. Türkiye, Birleşmiş Milletler’in eliyle böyle bir tampon bölge oluşturulmasını istiyor.
Suriye politikasını ‘insani’ nedenlere bağlamaya çalışan Türkiye Dışişleri Bakanı, BM Güvenlik Konseyi’nin toplantısına gitmeden önce yaptığı açıklamada Suriye’de bir tampon bölge kurulmasının vaktinin geldiğini savundu. Bugüne kadar „kapılarımız sonuna kadar Suriyeli kardeşlerimize açıktır“ kılıfı altında Kürt karşıtlığını saklamaya çalışan Davutoğlu, ABD’ye gitmeden önce yaptığı basın toplantısında Suriye’deki çatışmalardan kaçan halkın artık topraklarında kalması gerektiğini söyledi. Davutoğlu, „Suriye içinde bu sığınmacıların korunması, orada mümkünse kamplarda barındırılması konusunda BM’nin devreye girmesini bekliyoruz. Bununla ilgili uygun yöntemlerin ve modalitelerin geliştirilmesi lazım ki bu mesele Suriye’den dışarı ihraç edilen bir sorun olmaktan çıksın“ dedi.

Sivilleri ateşe atacaklar
Tampon bölgenin kurulması için bundan sonra kapılarını mültecilere kapatabileceklerini ima eden Türkiye, böylece sivilleri ateşin ortasına bırakacak. Zira, sözkonusu tampon bölgelere Esad rejimiyle çatışan silahlı muhalifler de istihdam edilecek. Böylelikle Suriye sokaklarında yaşanan çatışmalar buraya taşınacak. Medya aracığıyla kamuoyuna sivillerin katledildiğini işleyecek olan Türkiye, Suriye krizini uluslararası sorunu haline getirip Esad rejimine karşı bir askeri müdahalenin önünü açmaya çalışıyor.
Böylece Batı’nın desteğiyle yıkılacak olan Baas rejiminin yerine Türkiye’nin bugüne kadar canla başla desteklediği muhalifler başa gelecek.
Sözkonusu muhalifler ile Türkiye arasında geçtiğimiz yıl yapılan anlaşmaya göre, yeni yönetim Kürtlerin hiçbir hakkını vermeyecek.
Ancak evdeki hesabın çarşıya uyup uymayacağı bugün yapılacak olan Güvenlik Konseyi toplantısında ortaya çıkacak. Zira Güvenlik Konseyi’nde veto hakkına sahip olan Rusya ve Çin, uçuşa yasak bölgenin kurulmasına karşı.

Esad: Gerçekçi değil
Bu arada temmuz ayında Şam’da gerçekleşen saldırının ardında nerede olduğu hakkında çeşitli söylentiler bulunan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, tampon bölgenin ‘gerçekçi bir fikir’ olmadığını söyledi.
Şam’daki başkanlık sarayında Suriye’nin Addounia televizyonuna konuşan Esad, Suriye içinde tampon bölge kurulması önerisine ilişkin bir soruya „Öncelikle bu gündemde değil. İkincisi Suriye düşmanı ülkeler tarafından ileri sürülen gerçekçi olmayan bir fikirdir“ cevabını verdi.
Suriye hükümetinin „Hem bölgesel hem de uluslararası düzeyde bir mücadele verdiğini“ söyleyen Beşar Esad, „Kesinlikle belirleyici sonuca getirmek için zamana ihtiyacı vardır. Ancak tek cümleyle özetleyebilirim: Biz ilerliyoruz“ dedi.
Rejimi terk ederek muhalifler katılanlar asker, diplomat ve siyasetçilerle ilgili olarak da açıklamada bulunan Beşar Esad, saf değişimleri ‘rejimin kendini temizlemesi’ olarak tanımladı.

ANKARA/ŞAM




Ulusal Konsey çatırdıyor

Batı güdümündeki Suriyeli muhalifler arasındaki görüş ayrılıkları giderek derinleşiyor. Fransa’da yaşayan Besma Kodmani, Suriye Ulusal Konseyi adlı örgütün sözcülüğünden istifa ettiğini duyurdu.
Örgütün kurucularından olan Konsey içerisinde Fransa’nın görüşlerini temsil ettiği belirtilen Kodmani istifa gerekçesi olarak da „Konsey, kuruluşu sırasında halk tarafından kendisine gösterilen güveni hak etmek için gerekli olan adımları atamadığını ve kuruluş amacından sapması„ olarak gösterdi.
Örgütün öngördüğü hedeflere ulaşamadığını ve gerekli itibara sahip olmadığını söyleyen Besma Kodmani, „Bugün Hula’dan Daraya’ya korkunç katliamlar karşısında en küçük korunmamız olmadan mücadele ediyoruz; kendi şehir ve kasabalarımızda halkın kanı akıyor“ dedi.
Ulusal Konsey’in üyeleri arasında uzlaşmanın olmadığını belirten Kodmani, örgütün başına buyruk hareket ettiğini ve diğer muhalif gruplarla işbirliği yapmadığını söyledi. Kodmani muhalefetinin rejimin saldırılarına karşı gerekli mücadeleyi sergileyemediğini de sözlerine ekledi.

PARİS