Sanatçı Berivan Alp kendisini, Amed’in Erxenî ilçesi ile Çêrmûg ilçesi arasında Çaya Mezin dedikleri küçük bir çayın kıyısında doğan, Kürtçenin Kurmancî ve Kirmanckî lehçeleri ile yoğun ilişkide, kendi kendisine yeten bir ailenin kızı olarak tanımlıyor. Çocukluğunda dinlediği Erîvan Radyosu ve Bağdat’ın sesi Radyosu’nun Kürtçe yayınlarının, ilk gıdasını aldığı kaynak olduğunu belirtiyor.  Berivan Alp o yıllarda; Meryem Xan’dan Aramê Dîkran’a, Karapetê Xaco’dan Aslika Qadir’a, Kawis Axa’ya kadar pekçok büyük ustanın sesinden kilamlar dinleyerek büyüdüğünü ve  bunların etkilerinin ruhuna işlediğini belirtiyor. Müziğe ise, ilk kez 1989’da İsveç’teki Kürt Kültür derneğindeki koro çalışmalarında başlamış. Ardından festivaller ve konserler gelmiş. Müzik yaşamını kendine ait iki bestesinin de yer aldığı Mir Müzikte çıkan ilk albümü ‘Xewn’ ile taçlandırmış. Geride bıraktığımız 22. Kürt Kültür festivalinde ilk albümü ‘Xewn’ ile dinleyicilerinin karşısına çıkan sanatçı Berivan Alp ile müzik çalışmaları ve albümü hakkında konuştuk.


Ne zamandan beri müzikle uğraşıyorsunuz? Müzikte sizi etkileyen sanatçılar kimler?

Müzikle ilk kez 1989’da İsveç’te uğraşmaya başladım. O dönemler bütün Avrupa’da mülteci olarak yaşayan Kürtler arasında yoğun kültürel çalışmalar vardı. Bu çalışmalar Kültür Dernekleri kapsamında yapılıyordu. Korolar oluşturuluyor, folklor ekipleri kuruluyor, tiyatro çalışmaları yapılıyor, geceler düzenleniyor ve bu çalışmalar sergileniyordu. Ben de İsveç’teki Kürt Kültür derneğindeki koro çalışmalarında yer aldım.  Daha sonra 1990’da Almanya’da yapılan bir festivale kendi bestelerimizle katıldık ve birinci olduk. Sonraki yıllarda da müzik hayatımın bir yerlerinde hep var oldu ancak belli dönemler ara vermek zorunda kaldım.
Kürt Müziğinde etkilendiğim sanatçıları iki dönem halinde aktarabilirim.   Birincisi dengbêjlerden sonra klasik Kürt müziğini enstrüman da kullanarak daha ileri bir mecraya taşıyan daha önce bazılarını andığım Erîvan ve Bağdat’ın sesi Radyosu aracılığıyla duyduğumuz, tanıdığımız büyük ustalar. İkinci kuşak ise Kürtlerin mücadele içerisinde çıkardığı sanatçılar.  Her iki kuşak sanatçılardan da yoğun olarak etkilendiğimi söylemeliyim. Kadın olmam nedeniyle tabii ki en çok da kadın sanatçılardan etkilendiğimi düşünüyorum. Ayşe Şan, Meryem Xan, Zozan, Mizgîn, Gülîstan, Şîrîn gibi sanatçılardan etkilendiğim kuşkusuz.

İlk albümünüz ‘Xewn’de iki parçanın sözü ve müziği size ait. Başka besteleriniz var mı? Albümünüzün çıkış sürecini biraz anlatır mısınız?

Albümde yer vermediğimiz bir iki albüme yetecek kadar bestem var. İlk albümüm olması itibariyle ve biraz da Mir Müzik’teki arkadaşların tavsiyesiyle ilk albümümde sadece iki bestem yer aldı. Dediğim gibi hem ilk albüm olması hem de halk arasında tutulmuş, sevilerek dinlenen ustaları onurlandırmak adına sadece iki bestem yer aldı. Albümün çıkış sürecini sadece beni ilgilendiren yönüyle biliyorum. İşin bir de Mîr Müzik çalışanlarının verdiği emek yönü var. Albüm, üç yılı bulan bir çalışmanın ürünü.

Albümünüzdeki parçaların seçimini nasıl yaptınız? Parçaların içeriğini kısaca anlatır mısınız?

Mîr Müzik ile albüm çalışmasına başladığımızda tabii ki kafamda bir liste vardı. Sonra çalışma sürecinde yeni öneriler ortaya çıktı ve böylece hem Mîr Müzik’te bu işi profesyonelce yapan arkadaşların önerileri hem de benim gönlümde yatan, seslendirmeyi istediğim eserlerden oluşan bir albüm oldu. Bu albümde yer alan her parçanın bir hikâyesi olduğunu düşünüyorum. Bunu kanımca dinleyici de fark edecektir. Mesela Binefşa Robari, halkı, halkının özgür geleceği, kendi idealleri için giriştiği mücadelede hayatını kaybetmiş bir kadın gerillayı anlatıyor. Kadın gerillaların sanatta, edebiyatta yoğunca işlenmeleri hem kadının erkek egemenliğine karşı mücadelesi, hem de bin yıllardır kadın üzerinde devam edegelen diğer baskı sistemleri karşısında özgüven kazanması açısından önemlidir. Parçanın sözleri tabii ki bu kahraman kızın yaşanmış hayatına, anılarına, hikâyesine dair çok şey söylemiyor. Ama biliyoruz ki insanlar eğlence olsun diye ölüme gitmiyorlar.
Albüme ismini veren Xewn, sözleriyle, müziğiyle bana ait. Ne kadar anlatabildim bilemiyorum ama bana sorarsan rüyasında beyaz atlı prensini bulmuş, mükemmel aşkı yakalamış bir bayanın uyanmasıyla uğradığı hayal kırıklığını anlatıyor. Tabii ki bu benim kendi algılayışım, her dinleyenin de kendine göre bir algılayışı olacaktır. Bir de Awaz parçası… Şehit Hozan Serhad üzerine söylenmiş bir çalışma. Hozan Serhad’ı yakından tanıma şansım da oldu. Hozan Serhad bana göre tam anlamıyla mükemmel bir sanat adamıydı. Kişiliği, duruşu, sahnedeki performansı, dinleyici ile kurduğu duygu ortaklığı, keza sahne dışında halkla kurabildiği diyalog çok farklıydı. Hozan Serhad halkımızın çok geç bulduğu ama çok erken kaybettiğimiz bir sanatçıydı. Dediğim gibi albümde yer alan her parçanın bir hikâyesi var.

Kürt müziği hakkındaki düşünceleriniz?

Kürt müziği henüz emekleme aşamasında, çok işlenmemiş bakir bir alan. Bu önemli bir birikim olmadığı anlamına gelmiyor. Ciddi bir birikim var ama potansiyel olarak bakarsak okyanusta damla bile değil şimdiye kadar müzikal anlamda yapılmış olanlar. Son yıllarda pekçok sanatçı, değişik tarzlar deniyor Kürt müziğinde. Tabii ki onları da dinlemeye çalışıyorum. Ve çok da olumlu buluyorum. Ama sadece sözlerinin Kürtçe olması bir müzik eserini Kürt müziği yapmaya yetmiyor. Mesela bir Alevi bağlama çalış tarzı vardır. Üzerine hangi dilden söz okursan oku onun bir Alevi müziği olduğunu, Alevi kültürüne ait nakışlar taşıdığını hemen anlarsın. Bu mesela tezenenin vuruş şeklinde, notalardaki tonlamada veya genel olarak melodisinde fark edilebilir.
Bence genel anlamıyla bir ulus olarak Kürt müziğinin de hangi lehçeden olursa olsun böyle ortak bir “ruhu” var. Bu konularda ne kadar derin araştırmalar yapılabildiğini bilmiyorum. Müzik konusunda akademik bir temelim de yok zaten ama dinlediğimde bazen sözleri Kürtçe, bağlama ile ya da geleneksel müzik aletleriyle çalınıyor olmasına rağmen bazı eserler benim kulağıma sanki hiç Kürtçe değilmiş gibi gelebiliyor. Kürtçenin, Kürt müziğinin bu ortak ruhunu kaybetmemek önemlidir diye düşünüyorum.


MURAT ALPAVUT