Kürt dengbêjlik geleneğinin önemli isimlerden biri olan Karapetê Xaço, Ermeni kimliği ile de Kürt-Ermeni halklarının kültür mozaiğinin bileşkesi olarak tanınıyor. Karapetê Xaço’nun yaşamı, aynı zamanda 20. yüzyılda Mezopotamya coğrafyası üzerinde çizilen sınırlarla birlikte halkların yaşadığı büyük acıların da bir fotoğrafı niteliğinde. Özellikle de Ermeni ve Kürt halklarının acılarını, kederlerini, sevinçlerini, kahramanlıklarını ve toplumsal ıstıraplarının izlerini Karapetê Xaço’nun yaşamında görebiliriz. 102 yıl boyunca tanık olduğu ve yaşadığı zulmü tıpkı yüzündeki ince çizgiler gibi kısa ama saf bir sesle notalaştırdığı stranlarda aktardı, kendinden sonraki kuşaklara...


Dengbêjlik ile acılarını sarar

İki ayrı halkın, aynı mekanda fakat farklı zamanlarda yaşadıkları zulmün aynı ezgide birleştiği isimdir, Karapetê Xaço. 1902 yılında Xerzan (bugünkü Êlîh ve civarı) bölgesindeki Bilêyder köyünde dünya gelen Karapetê Xaço’nun yaşamı da dünyaya geldiği coğrafya gibi acı ve umutlarla doludur. Zira kişinin yaşamı yaşadığı coğrafyanın tarihi, kültürü ve siyasi atmosferinden azade ol(a)maz. 1915’lere doğru Osmanlı devleti Ermeniler için ölüm fermanı çıkarır. Ermeniler için çıkarılan bu ferman ve fetvalara iştirak eden ve pratikte yaşamsallaştıranların bir kısmının yüzyıllardır bu coğrafyada birlikte yaşadıkları Kürtlerin olması da apayrı bir utanç olmaktadır.
Hamidiye çeteleri evlerinin kapısını çaldıkları vakit, Xaço henüz 12 yaşındadır. Annesi ve babası ile beraber ailesinden beş kişi katledilir. Xaço, katliama katılmayan Reşkotan aşiretinin reisi Filîtê Quto’nun köyünde gelin olan ablasının yanına sığınır. Orada hizmetçilik yaparak yaşamını sürdürür. Düğünlerde, şevbêrklerde dengbêjlik yapmaya başlar. Kendi deyimiyle dengbêj olduktan sonra, o güne kadar hiç eksiltmediği ağlamayı bırakır. Hatta küçük kardeşinin ölümüne bile ağlamaz. Dengbêjlik onun için yaralarının sağaltım süreci olur. Filîte Quto’nun diwanının dengbêjliğini yapar.

Batı Kürdistan'a göç

1925’lere gelindiğinde ise ferman ve fetvaların hedefindeki halk bu defa Kürtlerdir. Şêx Said isyanından sonra Binxetê’ye (Batı Kürdistanı) göç etmek zorunda kalan bazı Kürt aşiretlerinin göçüne Xaço da katılır. Karapetê Xaço, soydaşlarının on yıl önce geçtiği yollardan geçerek geç kalmış olsa da göçünü tamamlar. Bundan sonra Qamişlo, Derazor ve Hasekê’de 15 yıl 3 ay Fransız ordusunda paralı askerlik yapar. Bu hizmetlerinden sonra kendisine Fransa’ya gelebileceği ve vatandaşlık verileceği teklifinde bulunulur. Fakat Karapetê Xaço bunu kabul etmeyerek Ermenistan’a gitmek ister. Karapetê Xaço, bu geçen süre içerisinde birçok şeyden vazgeçtiğini yalnızca stran söylemekten vazgeçmediğini dile getirir. Kendi deyimiyle kahırlı ömrünün tek ortağı olan Yeva ile Qamişlo’da evlenir ve oğlu Sêrop dünyaya gelir. 1946 yılında Xaço ile ailesi Ermenistan yoluna düşerler. Büyük zorluklardan sonra Ermenistan’a varırlar.

Erivan radyosunda çalışır

Karapetê Xaço, 1946'da Ermenistan’a ulaşır. 1950 yılında Erivan Radyosu'nda çalışmaya başlar. Kürt sözlü edebiyatında önemli bir yere sahip olan Erivan radyosunda dengbêjlik sanatının bütün inceliklerini ilmek ilmek dokur. İlk başlarda kendisinden ağalık, beylik ve şeyhlik gibi temalarda söylenmemesi istenir. Fakat o, buna karşı çıkar: “Benim söylediklerim toprak ağalığına methiyeler değildir; kahramanlıkları, cömertlikleri ve mertlikleri anlatır” der. Bundan sonra kendisine ‘Ne biliyorsan, nasıl biliyorsan öyle oku’ denilir. Böylelikle radyodaki kimi sansürleri delmiş olur. Xaço , Ermeni olmasına rağmen Kürt kültürünü, müziğini, gelenek ve göreneklerini, çelişkilerini çok iyi biliyordu. Bunu da stranlarına yansıtıyordu. Ay lo Miro, Lawikê Metinî, Salih û Nûrê ve Eyşana Eli ve çok sayıda Kürtçe kilam seslendirdi. Çıplak bir sesle ve enstrümansız söylediği kilamları, insanı bir anda geçmiş zamanlardaki kültürel mozaiğin zenginliği ve muhteşem hazzına götürür.

Son Homeros’un ölümü

Kendisi ile yapılan bir röportajda; “Dengbêjlik kolay gelişmeyen bir sanat. Herkes dengbêjlik yapamaz. Yapan kişinin bunun hakkından gelmesi gerek. Örneğin biri, şu anda zindanda olan o yiğit insan üzerine bir kilam yapmak isterse; doğru dürüst bir kilamla değerini yaratamazsa o kişiye yalancı denilir. Kürtlerin iyi dengbêjlere ihtiyacı var” diyordu, Karapetê Xaço. Yine aynı röportajda bugüne kadar sayısız kaset doldurduğunu ve bunların hiçbirisinde herhangi bir ekonomik kaygı gütmediğini ifade ediyor. Hatta “Dengbêj adam için para karşılığı kilam söylemek çok ayıp bir şey” der. Türkiye’de de iki tanesi bandrollü olmak üzere onlarca kaseti var.
2000 yılına kadar Erivan Radyosu’nun Kürtçe bölümünde çalışan Karapetê Xaço, 102 yıllık ömrünün 90 yılını dengbêjliğe verdi. Yasaklı bir dilin sözlü geleneğinin kayda geçmesinde ve günümüze ulaşmasında ciddi bir emek ve katkı sahibi oldu. Kürt müziğinde Evdalê Zeynikê ekolünün son temsilcisi olan Karapetê Xaço yani son Homeros, sekiz yıl önce bugün yaşamını yitirdi. O, Xerzan’da bir soykırım mağduru, Reşkotanlar arasında bir ‘fileh’, Suriye'de bir Fransız lejyoneri, Kafkasya’da Xweşawazê Denge Radyoya Erivanê, bugün ise Kürtçe’nin son Homeros’udur.


ERSİN ÇAKSU