
Müzik sanatçısı Mem Ararat, Türk devletinin Kürt diline karşı asimilasyon politikalarını sürdürdüğünü söyledi. Türk devletinin asimilasyon politikaları nedeniyle Kürtçe müzik yapan sanatçıların da çok ciddi zorluklar yaşadığına dikkat çeken Ararat, “Bırakın Kürtçe’yi biraz muhalif şarkılar söylediğinizde, bu size müthiş bir baskı olarak geri dönebilir, nitekim yazarlar, sanatçılar bugün cezaevlerine atılıyor” dedi. AKP hükümetinin 15 Temmuz’da Kürtlere karşı savaş ilan etmesinin ardından Kürt sanatçıların konserlerinin de iptal edildiğini belirten Ararat, konser yapamaz hale geldiklerine dikkat çekti.
Ararat, 80-90’lı yıllarda Kürtçe’ye karşı büyük bir asimilasyon politikası uygulandığını belirterek, ‘’Kürtçe’yi asimile etmek öyle kolay değildir’’ dedi.
Müzik adına kötü işler yapılıyor
Mem Ararat, Kürt müziğinin çok değerli sanatçıları olduğunu, bu sanatçılara her zaman saygı duyduğunu ifade etti ve ekledi: ‘’Ama Kürt müziği adına çok kötü şeyler de yapılıyor. Unutulmaması gerekir ki, sanat içtenlik, duygu emekçiliği gerektirir. Sanat insanların yarasını ya da zaaflarını kullanarak bir şeyler elde etme yolu değildir. Biraz daha merhametli biraz daha vicdanlı olması gerekiyor sanatçılarımızın, kendi inanmadığı bir şeyi kimseye söylememeleri lazım.”
Her alanda mücadele etmeliyiz
Kürdistan’da bugün yaşanan baskıların ve savaşın son bulması için vicdanını muhafaza eden insanların kormadan çekinmeden mücadele etmeleri gerektiğine dikkat çeken Mem Ararat, “Her alanda mücadele etmeliyiz, yaşadığınız yerde bir acı varsa o sizin de acınızdır, kulağınızı kapatamazsınız. Komşunuzun evi yanıyorsa ve yardıma koşmuyorsanız o ateş sizinde evinizi de sarar. İnandığımız şeyleri daha yüksek sesle söylemek zorundayız, yoksa daha kötü günler bizleri bekliyor. Canımız yansa bile mücadele etmeliyiz’’ dedi.
Kendi sesimize kulak verelim
Ararat, müzikle uğraşan gençlere ise şu mesajı verdi: “Müzikle uğraşan gençlere şunu söylemek istiyorum, inandığınız şeyleri yapın aksi takdirde samimi olmaz. Güzel davranışlar sergilemeliyiz, bu şekilde güzel bir hayata yetişeceğimize inanıyorum. Gençlerimiz üretsinler ve kendi seslerine kulak versinler, kendi farklılıklarımızın bir tür zenginlik olduğunu unutmayalım, üretimlerimizi nitelikli ele alalım.”
EREM KANSOY / LONDRA