1985 yılında Doğu Kürdistan’ın Baneh kentinde doğan Kürt yönetmen Keywan Karimi, ‘Şehri Yazılamak’ belgesel filmiyle ‘Egemen sisteme karşı propaganda yapmak’ ve ‘dini kutsallara hakaret etmek’ gerekçeleriyle Ekim 2015 tarihinde İran İslam Devrim Mahkemesi tarafından 6 yıl hapis ve 223 kırbaç cezasına çarptırıldı. Tutuksuz olarak yargılanan yönetmen Karimi, kendisine verilen cezaya itiraz hakkını kullandı. Mahkeme ise, Karimi’nin itirazını bugün ele alarak karara bağlayacak. 

Rojhilatlı yönetmen Karimi’nin yargılanmasına neden olan ‘Şehri Yazılamak’ belgeseli, 100 yıl öncesinden günümüze Tahran’da grafiti kültürü ve duvar boyama ile ilgili. Almanya, Hindistan, Tayland ve Rusya gibi ülkelerde sinema atölyelerine katılan Karimi, Ayrılmış Sınır (2012) ve Evli Bir Çiftin Macerası (2013) isimli filmleriyle bir çok festivale katılarak ödüller aldı.

 

Gösterimi yapılmadan suçlandı 

Keywan Karimi ‘Şehri Yazılamak’ belgesel filmi nedeniyle ‘Egemen sisteme karşı propaganda yapmak’ ve ‘dini kutsallara hakaret etmek’ gerekçeleriyle Ekim 2015 tarihinde İran İslam Devrim Mahkemesi tarafından 6 yıl hapis ve 223 kırbaç cezasına çarptırıldı. Gazetemize konuşan Karimi, belgesel filmi nedeniyle gerçekleşen gözaltı ve sonrasındaki gelişmeleri şöyle anlattı: “14 Aralık 2013 tarihi sabahında Devrim Muhafızları bir tutuklama kararı ile evime geldi. Bana ait hard disk ve diğer materyallere el koyarak, beni Evîn Hapishanesi’ne götürüp iki hafta boyunca tecrit koşullarında sorguladılar. YouTube üzerindeki bir fragmanı dışında hiç bir şekilde kamusal alanlarda gösterimi yapılmamış ya da online şekilde paylaşılmamış olmasına rağmen, hard drive’da bulunan bir müzik klibi ve belgeselin bulunması gerekçe gösterilerek rejime hakaret etmek ile suçlandım. 26 Aralık 2013 tarihinde 100 bin dolarlık kefalet ile salıverildim. 2014 Mart ve 2015 Eylül ayı tarihleri arasında sekiz kez hakim karşısına çıktım. Bu yıl 22 Eylül tarihinde yeniden duruşmaya katıldım ve en son 13 Ekim tarihinde İran Devrim Mahkemeleri tarafından ‘egemen sisteme karşı propaganda’ ve ‘dini kutsallara hakaretten’ ceza aldım.”  İran otoritelerini bu kadar kızdıran şeyin ne olduğunu sorduğumuz Karimi, filminde İran hükümetini irite eden kimi dönemlere ait bazı resimler ve arşiv fotoğrafları olduğunu söyledi. 

Örneğin 6 yıl önce ‘Yeşil Devrim’ süresince yaşananları yansıtan bir resim yer alıyor. Yine bazı bölümlerde yer alan karma müzik, fotoğraf ve seslendirmenin onlar için problem teşkil ettiğini ifade etti. 


Umutlu değil

Şu anda yaptığı itiraza mahkemenin vereceği kararı bekleyen Karimi, oradan çıkacak sonuca dair fazla umutlu olmadığını söyledi. Karimi “Ancak şu an mahkemenin vereceği kararı  düşünmüyorum. Çok çalışıyorum. Tecritte tutulduğum iki haftalık gözaltı süresinde de çok çalıştım. Şu anda senaryo ve yazdığım kitaplarım üzerine çalışıyorum. Belki yazdıklarımı yayınlayamayabilirim ancak, çalışmaya devam ediyorum. Her gün İran’da bir şeylerin değişmesi için mücadele ediyorum. Bizler kent gerillalarıyız. O nedenle film yapmaya devam edeceğiz. Örneğin bizler küçük kameralar kullanırız ve aktörler yerine sıradan insanlarla çalışırız. Küçük bir ekiple film yaparız ve arkadaşlarımızın sertifikalarını kullanarak sokaklarda çekimler yaparız” dedi. Karimi kendisine yönelik açılan dava ve verilen cezayı ifade özgürlüğüne karşı bir girişim olarak değerlendirirken, bu durumu artçı bir deprem olarak ele aldığını da söyledi. 

Ceza almasına sebep olan bu tür girişim ve çabaların yakın gelecekte her şeyin daha iyi olacağına işaret olduğunu belirten Karimi, “filmlerimde eşitlik için mücadele etmeye ve işçi sınıfını etkilemeye çalışıyorum. Herşeyin değişmesi, her açıdan daha iyi koşullarda olunmasını gerçekten istiyorum. Bir sosyalist olarak sınıflar arasında ciddi uçurumlar yaratan İran Liberalizmi’nin uzun ömürlü olması konusunda kaygılıyım” dedi. 


Kürt olmanın etkisi

Kürt olmasının yargılamada etkisi olup olmadığını sorduğumuz Karimi, “Evet, ben Kürdüm. Yaklaşık otuz yıl kadar önce biz Kürtler şiddet yanlısı ve bölücü olarak düşünülüyorduk. İran’daki Kürtlerin 30 yıl kadar öncesinden toplumun bakış açısını değiştirdiğini söylemek mümkün. Üniversitelerde ve medya aracılığıyla kendimizi birebir anlatıyoruz. Bizlerin geleceğe dair umutları var. Ekonomi, kültür ve siyasette, yönetimde yer edinme çabası içerisindeyiz. Bu da dikkat çekici düzeyde…” dedi. 



Kürt sanatçı ve yönetmenler sessiz

Ulusal ve uluslararası düzeyde yeterince destek gördüğünü belirten Karimi, dört parça Kürdistan’daki Kürt sinemacılara da sitemde bulundu. Karimi ‘’Le Monde, Associated Press, Washington Post, New York Times, Republica, L’Humanite, The Guardian gibi uluslarası düzeyde önde gelen yayınlar durumuma yer verdi. Yine Avrupa Parlamentosunun 45 üyesi, dünyanın her yerinden aydınlar, sinemacılar ve ARP, REF Fransa, 100 autori, SNCGI İtalya, San Sebastian Film Festival gibi sinema kuruluşları ve festivallerden destek gördüm. İran’dan Jafar Panahi, Raxşan Bani Etemand gibi sadece 137 İranlı sinemacı ortak bir mektup yazıp basına verdi. Fakat Kürt film yönetmenleri ya da kuruluşları hiç bir çaba içerisine girmediler. Dört parçadaki Kürtler tamamen sessiz kaldılar ve bunu tarihi açıdan büyük bir ayıp olarak değerlendiriyorum. Basında durumuma fazlasıyla yer verildi. O nedenle Kürt yönetmenlerin ya da sanatçıların haberdar olmadıklarını dile getirmelerini kabul etmiyorum. Böyle bir durum karşısında tepki göstermek insani bir sorumluluk gereğidir, diye düşünüyorum. Sadece İranlı bir Kürt sinemacıya verilen cezaya tepki göstermekten bahsetmiyorum. İnsanlık meselesine dair bir tepkiden söz ediyorum” dedi.


‘Kaynağımdan kopamam’

Duruşma sonucundan umutlu olmadığını ifade eden Karimi “Başka bir ülkeye gidip yerleşebilirim ancak ben İran’da kalmak istiyorum. Çünkü ben kendi toplumuma dair film yapan bir sinemacıyım. Aktörlerim, hikayem, her şey burada. Eğer burayı terk edersem, yaratıcılık kaynağımdan kopmuş olurum. Bunun yanı sıra ben bir aktivistim. O nedenle ülkemin yeniden inşası benim için önemli bir mesele. Evet, kolay değil biliyorum. Belki hayal kırıklığına uğrayacağım fakat denemek zorundayım. ‘Şehri Yazılamak’ belgesel filmim için iki yıl boyunca çalıştım fakat el konuldu ve hiç bir festivale gönderemedim. Böyle bir durumda kişi ne hissedebilir? Tüm bu yaşananlar hayatım ve çalışmalarım üzerinde bir etki bıraktı. Buna rağmen ayaktayım ve yürümeye devam ediyorum’’ dedi.



SUNA ALAN/LONDRA