DTK, HDK, KJA, DBP ve HDP önceki gün yaptıkları ortak açıklamayla, Öcalan ile hukuk kuralları çerçevesinde görüşme yapılması talebiyle 5 Eylül’de aralarından 50 kişiyle açlık grevine başlayacaklarını duyurdu. Öcalan’ın Kürt sorununun çözümü ve barış için rolüne işaret eden siyasi parti temsilcileri tecride bir an evvel son verilmesini istedi. ÖDP, BHH, EHP, EMEP, ESP, DP ve BDP, Kürt siyasetine desteklerini açıkladı.


ÖDP: Yangının sönmesi için 

ÖDP Başkanlar Kurulu Üyesi Alper Taş, Kürt Halk Önderi Öcalan üzerindeki tecride tepki göstererek, “En insanı haklara da aykırı bir gasp ile karşı karşıyayız” dedi. Türkiye’nin yangın yerine döndüğünü kaydeden Taş, “Bu yangını söndürmek için su sıkmamız gerekiyor. Benzinle gitmememiz gerekiyor. Öcalan üzerindeki tecridin kalkması Kürt sorunundaki çatışmalı atmosferin dağılması açısından da bir işaret fişeği olabilir. O nedenle yangının sönmesi için bir an önce Öcalan ile ailesi, avukatları, HDP’den ya da aydınlardan oluşan bir heyetin görüşmesi gerekmektedir” dedi. 


BHH: Barışın en önemli ayağı

Birleşik Haziran Hareketi (BHH) Yürütme Kurulu Üyesi Erkan Baş, her geçen gün biraz daha bataklığa sürüklenen Türkiye için barışın önemine vurgu yaparak, barışın bir ayağının da Öcalan olduğunu dile getirdi. “Kalıcı bir barışın tesis edilmesi için halkın tamamına açık, şeffaf bir biçimde görüşmelerin başlaması gerekiyor” diyen Baş, barış için atılan her adımının önemsenmesi gerektiğini kaydetti. Amed’deki ortak açıklamayı “Hep beraber bu barış bayrağını yükseltmemiz adına bir çağrı olarak değerlendirmek gerekiyor” diyen Baş, barış, özgürlük ve eşitlik için hep birlikte mücadele edeceklerini söyledi. 


EHP: Yanlarındayız 

Emekçi Hareket Partisi (EHP) Genel Başkanı Sibel Uzun, “Bu savaş ortamında Kürt hareketinin çözümün en önemli ayağı olarak gündeminde tuttuğu Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin kalkması, görüşmelerin başlaması talebinin sonuna kadar yanında olacağız” diye konuştu. “Bir önceki çözüm sürecinde nasıl Abdullah Öcalan ile görüşme başlangıç kabul edilmişse yine aynısının olması kaçınılmazdır” diyen Uzun şunları ekledi: “Savaş ortamını durdurmak en yakıcı en acil gündemimizdir. Bu süreçte daha fazla kan akmaması için siyasetçilerin açlık grevi ile mücadeleyi büyütmeleri çok kıymetlidir. Bu mücadelelerinde tüm imkanlarımızla yanlarında olacağız.”



EMEP: Taleplerine sahip çıkıyoruz

Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan, “Kürt halkının ‘Önderim’ dediği bir şahsiyet ve aylardır kendisiyle görüşülmüyor. Çözüme gidecek yolda Öcalan’ın üzerindeki tecridin kaldırılması önemli bir adım olacaktır” dedi. Açlık grevini eylem biçimi olarak çok da tercih etmediklerini kaydeden Gürkan, “Ancak Kürt hareketi kamuoyunun dikkatini çekmek üzere böyle bir karar almışsa biz de desteğimizi sunacağız. Kürt halkının çözüme giden yoldaki bütün taleplerine sahip çıkacak, bir parçası olacağız” diye konuştu. 


ESP: Herkes destek sunmalı 

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Genel Başkan Yardımcısı Çiçek Otlu, “Tüm demokrat kesimler, Kürt halkının yanında olan herkesin sürece destek vermeye çağırıyorum. 1 Eylül Dünya Barış Günü öncesi böylesi bir çağrının yapılması aslında herkesin barışa ihtiyacı olduğunu gösteriyor. Umarım bu süreçte iyi bir barışın mimarı oluruz. Öcalan’ın özgürlüğünü ve Kürt halkının talepleriyle yerine getirmiş oluruz” dedi. 


DP: Türkiye değerlendirmeli

Devrimci Parti (DP) Genel Başkanı Ufuk Göllü, “Kürdistan’da insanların sokak ortasından katledildiği, evlerini başlarına yıkıldığı ve göç ettirildiği bir süreçte, siyasi bir iradenin çözüm beyanında bulunmasını değerli ve kıymetli buluyoruz” dedi. Bildirinin aynı zamanda barış çağrısı anlamına geldiğini kaydeden Göllü, “Bu konunun muhatabı olanlar durumu iyi değerlendirmeli. Sonuç olarak bu yapılan tarihi bir çağrıdır. Tarihsel anlamı olan bu bildiriyi Türkiye’nin değerlendirmesi gerektiğini düşünüyorum” diye belirtti. 


BDP: Hepimize görev düşüyor 

Birleşik Devrimci Parti (BDP) Genel Başkan Yardımcısı Hakan Aktaş, Türkiye’de yeniden barışın olması için Öcalan’ın çok kritik bir isim olduğunu söyleyerek, “Açlık grevi kararı, Türkiye halkları için, barışın yeniden tesis edilmesi için, yeniden annelerin ağlamaması için alındı. İnsanlar ölmesin diye bedenlerini ölüme yatırma kararı aldılar” dedi. Hem Kürt hareketinin bileşenlerine hem de Türkiye sosyalist hareketlere büyük görev düştüğünü vurgulayan Aktaş, “Mutlaka akan kanın durması, barışın inşası için herkes elinden geleni yapmalıdır” çağrısında bulundu. 


 DİHA/İSTANBUL 






İHD: Tek şans Öcalan 

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, Türkiye’nin 23 yıldır Öcalan ile görüştüğünü ve bu sorunu ancak Öcalan ile görüşecek çözebileceğini bildiğini dile getirerek, “Ancak devlet bunu bilmesine rağmen topluma savaşı dayatıyor. Çıkmazdır, Türkiye’nin tek şansı Öcalan ile görüşerek bu sorunu çözmesidir” dedi. Tecridin “insan hakları ihlali ve insanlık suçu” olduğuna işaret eden Türkdoğan, “Öcalan üzerindeki tecrit hiç bir şekilde izah edilemez. Bu tam bir kanun dışılıktır. Türkiye kendi kanunlarını çiğniyor, uluslararası sözleşmeleri ihlal ediyor, CPT kararlarını hayata geçirmiyor” diye konuştu. “İşin gelip dayanacağı yer müzakeredir” diyen Türkdoğan şu çağrıda bulundu: “KCK açıklamasını ciddiye almak ve bugünkü açıklamaya değer biçip Öcalan ile diyalog’a geçmesini şart olarak görüyoruz. Başka türlü bir krizden çıkış mümkün değil. Yol yakınken yeniden müzakere ve çözüme dönülmesi gerekiyor. KCK ve Kürt siyasetçilerin açıklamalarının önemsenmesi ve acilen masaya dönülmesi gerekiyor.” 


TİHV: Çözümü çok basit 

“Açlık grevleri girişiminde bulunanların sonuç olarak bu noktaya nasıl geldiği önemlidir” diyen Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, “Bu sorunu çözmek gayet basittir ve açlık grevine girecek olanların talebi derhal çözüme kavuşturulmalıdır” diye konuştu.  510 gün değil 1 gün bile bir insanın tecrit edilmesinin hak ihlali ve işkence olduğunu belirten Bakkalcı, “Türkiye’nin de üyesi olduğu Avrupa Konseyi’nin ilgili birimi olan İşkenceyi Önleme Komitesi’nin standartlarına baktığımız zaman 8 saat dış dünya ile bağ kurulmasının engellemesi kabul edilmezken, 510 gün iletişimin kesilmesi de kesinlikle kabul edilemez” diye konuştu.