2014 Newroz’u çok yönlü değerlendirilebilecek bir özelliğe sahiptir. Bu Newroz görüntüleriyle birlikte Kürt halkının kendine özgüveni çok fazla artmıştır. Bu özgüvenle her türlü mücadeleye hazır bir halk olduğunu herkese göstermiştir. 2014 Newroz’unun herkese verdiği mesajlar çok güçlü olmuştur.
Onlarca yıldır Kürtler ve dostları böyle güçlü Newrozlar kutlarken Türkiye halkı sadece bu Newrozları seyretmiştir. Böyle bir gün olduğunu Kürtlerle hatırlamıştır. Her Newroz’da Kürtlerin kimliğini ve farklılığını ortaya koyduğunu öğrenmiştir. Hatta Türk devleti Newrozları kriminalize etmek için Newroz günleri öncesi kara propaganda yapmıştır. Newrozlara saldırmanın gerekçesini yaratmıştır. Bu açıdan Türkiye halkında olumsuz Newroz algısı oluşturulmuştur. Bunun dışında Türkiye halkının Newroz’a ilgisi olmamıştır. Kürtler ise günler öncesinden Newroz coşkusunu yaşamaya başlamış, Newroz’u varlığının göstergesi ve gövde gösterisi haline getirmiştir. İnkarcılığa en güçlü biçimde bu günlerde cevap vermiştir. 2014 Newroz’u da Kürtlerin nasıl farklı bir kimlik ve ulusal topluluk olduğunu bir daha ortaya koymuştur.
2014 Newroz’uyla birlikte hala Kürtleri egemenlik atlında tutacağını ve kültürel soykırım politikası uygulayacağını düşünmek, devekuşu gibi kafayı kuma gömmektir. Bu Newrozları görüp hala Kürt sorununu çözmemek baltayı kendi ayağına vurmaktır. Ya da başka güçler adına Kürt sorununu çözümsüz bırakmaktır. Böyle ayağa kalkmış bir halkın özgür ve demokratik yaşam isteğini reddetmek, kendini bir kördöğüşe mahkum etmektir. Böylece dış güçlerin bu zayıf karnını kullanarak Türkiye üzerinde politika yapmasına fırsat sunmaktır. Tayyip Erdoğan sık sık “Ben bu ülkede operasyon yaptırmam” diyor ya, aslında bu politikayla Türkiye’de operasyon yaptırmaya uygun zemin bırakılmaktadır.
2014 Newroz’u tüm Türkiye’ye bu sorun çözülmelidir çağrısı olarak görülmelidir. 2014 Newroz’una rağmen bu sorunu çözümsüz bırakmak aslında Kürtlere karşı savaş yürütme ısrarıdır. Böyle ayağa kalkan bir halkın taleplerini karşılamamak, bu halka “Seninle savaşacağım” demektir. Bu düzeyde ayağa kalkan bir halk özgür ve demokratik yaşamını mutlaka gerçekleştirecektir. Bu da bugünkü siyasi ortamda direnişten başka bir anlama gelmemektedir. Bu durumu görmemek ve anlamamak, 2014 Newroz’una gözleri kapamaktır. Özcesi böyle bir halkı siyasal sömürgecilik ve kültürel soykırım sistemi altında tutmak mümkün değildir.
Kürt Halk Önderi ve KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı Newroz mesajlarında bu gerçekliği çok açık biçimde ifade etmişlerdir.
Kürt Halk Önderi, Kürt sorunu gibi çok önemli bir sorunun oyalamayla, sözde paketlerle çözülemeyeceğini ortaya koymak için radikal demokrasiden söz etmiştir. Radikal demokrasiye ulaşmak da ancak demokratik devrimlerle olur. Öyle andımızı kaldırdık, Kürtçe öğrenilebilir, ya da yabancı bir dil gibi özel okullarda eğitim verilir demekle çözülecek bir sorun ortada yoktur. Kaldı ki bu söylenenler de bir günde yok hükmünde sayılabilir. Zaten daha hiçbir yasaya ve yönetmeliğe Kürt kimliği ve Kürt dili diye bir kavram girmemiştir.
AKP çevreleri ya da bazıları hala Kürt Halk Önderinin mesajını kendilerine göre ele alarak kendilerini kandırmaya ve toplumu aldatmaya çalışmaktadırlar. Seçim öncesi sanki yürüyen bir çözüm süreci varmış, AKP Türkiye’ye barış getirmiş ya da getiriyormuş gibi toplumu aldatıp oy almaya çalışmaktadırlar. Kürt Halk Önderi defalarca kendilerinin attığı adımlar olduğunu, ama AKP’nin buna karşı hiçbir adım atmadığını, tek yanlı bir durumun var olduğunu özellikle vurgulamıştır. 17 Aralık öncesi özellikle AKP’ye Aralık ayının sonuna kadar mühlet tanımıştır. Ama 17 Aralık’la birlikte muhataplık ve diyalogda fırsatçı bir duruma düşmemek için AKP’ye adım atması için uyarılar yapmıştır. AKP’ye açıkça şunları söylemiştir; Kürt sorunu gibi bir sorun hegemonik zihniyetle çözülmez, ancak köklü demokratik adımlarla çözülür.
“Artık ara yollarla olmaz” demek de AKP’ye, hatta devletin tüm kademelerine de son bir uyarıdır. Yani radikal demokratik temelde çözülecek bir sorunu oyalamakla, farklı yollarla çözmek mümkün değildir mesajı vermiştir. Bunun anlamı bu sorunu ya çözülecektir ya çözülecektir. AKP dini kullanarak Kürt Özgürlük Hareketi’ne karşı mücadele eden bir parti olarak klasik iktidar blokları tarafından şimdiye kadar desteklenmiştir. Zaten “Kürtleri en iyi ben oyalarım, en iyi ben ezerim” diyerek 12 yıldır iktidarını sürdürmüştür. Artık ne oyalayarak ne de bu iddiada bulunarak iktidarını sürdürebilir. En başta da Kürtler artık bu biçimde oyalanacak bir halk değildir. Bunu Newroz’da da açıkça ortaya koymuştur. AKP için oyalayarak ve siyasal dengelere oynayarak yürüttüğü çözümsüzlük politikasının sonuna gelinmiştir. Bu açıdan radikal demokratik adımlar dışında AKP’nin iktidarını sürdürme şansı kalmamıştır. Kürt Halk Önderi’nin AKP demokrasiden değil, hegemonya ve baskıdan medet umarak kendi sonunu getirmektedir, değerlendirmesi bu gerçeğin farklı biçimde ifadesidir. Kürt Halk Önderi 2013’teki süreci esas olarak AKP için başlatmamıştır. Ama AKP de Türkiye siyasetinin bir parçası olduğundan son bir defa daha uyarısını yapmayı gerekli görmüştür. 2013 Newroz’unda başlattığı demokratik çözüm hamlesinin yıldönümünde diyalogdan müzakere ve çözüme geçmenin kapısını açık bırakmak istemiştir. Ama bu yeni bir kredi vermek ve zaman tanımak değildir. Nitekim Kürt Halk Önderi, “artık ara yol olmaz” diye uyarmıştır. Zaten daha önceki mesajında uzun süre Araf’ta kalınmayacağının altını çizmiştir.
Son mesajında, diyalog sürecinin bittiği vurgusunu anlamamak, kafayı kuma gömmektir. Herhalde Kürt Halk Önderi devlet ve hükümet denetiminden geçmiş mektupta durumu başka türlü ifade edemezdi. Aslında AKP böyle bir mesajın da okunmasına fırsat vermezdi; ancak çok zorlandığı için buna izin vermiştir. Kürt Halk Önderi bu mesajıyla müzakere ve radikal çözüm dışında başka bir yol olmadığını herkese hatırlatmaktadır.
Kürt Özgürlük Hareketi, Kürt Halk Önderi’ni baş müzakereci olarak ilan etmiştir. Bugüne kadar diyalog yaparak irade ortaya koymuş bu Önderlikle sorunu isterlerse çözebilirler. Ama Kürt Özgürlük Hareketi radikal demokrasi sorunu olan bir sorunun en iyi biçimde ve köklü olarak halkla ve mücadeleyle çözüleceğini çok iyi bilmektedir. Devletler ve hükümetler zorda kalırlarsa adım atarlar. Halklar ve demokrasi güçleri ise felsefeleri, ideolojileri ve kendileri için sorunları isteyerek çözerler. Bunun için de her türlü bedeli göze alarak mücadele ederler. Bu açıdan Kürt Özgürlük Hareketi bundan sonra pasif kalarak değil, demokrasi güçleri ve halklarla birlikte bu sorunu çözmeyi esas alacaktır. Bu nedenle bir demokrasi programı etrafında demokrasi güçleriyle birlikte mücadeleyi yükselterek Türkiye’yi demokratikleştirmeyi ve Kürt sorununu çözmeyi esas alacaklardır. Bu, Kürt Özgürlük Hareketi’nin politikası ve mücadele doğrultusu olacaktır. Devlet ve hükümet Kürt sorununu çözmek isterse Kürt Özgürlük Hareketi ve özgürlükçü solun, sosyalistlerin baş müzakerecisi olarak Kürt Halk Önderi’yle müzakere yapıp sorunu çözebilir. Ama Kürt halkı, halklar ve demokrasi güçleri bu sorunun çözümünü AKP’nin ve devletin insafına bırakmayacağına göre, kendi demokratikleşme ve Kürt sorununu çözme mücadelesini de yürüteceklerdir.
Kürt sorunu gibi radikal demokratikleşme isteyen bir konuda hala hegemonya peşinde koşan ve baskıcı yöntemlere başvuran AKP Hükümetini beklemek, halkların özgürlük ve demokrasi mücadelesini AKP’nin adım atmasına endekslemek devrimcilerin ve sosyalist güçlerin tutumu olamaz. Zaten Kürt Halk Önderi en fazla da devletten ve hükümetten çözüm bekleyen yaklaşımları eleştirmiştir. Son bir yıllık süreçte demokrasi güçlerini ve Kürt Özgürlük Hareketi’ni de en fazla bu beklentili durumdan dolayı eleştirmiştir. Bugün de hala hükümetten ve devletten bekleyen yaklaşımı eleştirmektedir. Bunu özgürlük ve demokrasi için en tehlikeli duruş olarak değerlendirmektedir. Özcesi bu çerçevede başta Kürt halkı olmak üzere tüm demokrasi güçleri Önder Apo’nun Newroz mesajını doğru anlamalı, gerçek bir demokrasi programı etrafında demokrasi mücadelesini geliştirmelidirler. Çözümü de sağlatacak olan budur. Devlete, AKP’ye ve tüm diğer güçlere böyle bir demokratikleşme ve çözümü kabul ettirmek de bu yönlü mücadeleyle olacaktır.
Kürt sorunu radikal demokratik mücadeleyle çözülür
Tarihin en görkemli Newrozlarını 2014 yılında gördük. Sadece Amed’de değil, başta Wan, Urfa, Batman ve Mardin olmak üzere tüm il ve ilçelerde Newroz çok coşkulu ve kitlesel geçti. PKK’nin öncülük ettiği Özgürlük Mücadelesinin yarattığı halk gerçekliğinin geldiği düzey 2014 Newroz’unda daha iyi görülmüştür. Herkes de biliyor ki Newrozlar Kürtler açısından sadece bir mitinge gitmek değildir; ulusal demokratik duruş ve mücadele kararlılığı gösterilmektedir. 1990’lı yıllarındaki birçok Newroz gösterisinde onlarca, yüzlerce insan katledilmiştir. Her Newroz Kürt halkının özgürlük iradesini ortaya koymayla bu iradeyi bastırmak isteyen devlet arasında geçmiştir. Newroz kırk yıldır büyük bir mücadele günü olmuştur. İşte bu mücadelenin zirvesi de 2014 Newroz’u olarak tarihe damgasını vurmuştur.