Hükümet son günlerde terörle oturup terörle kalkıyor. Kürt sorununu ”terörle mücadele” olarak sunuyor. "Kürt sorunu yok, Kürt kardeşlerimin sorunu var” diyor ve yine yeniden başa dönülüyor. Kürt sorununu güvenlik meselesine indirgiyor, çatışmalar sürüyor. Önceden denenmiş, iflas etmiş politikalarda ısrar ediyor başbakan. Askerler bölgeden çekilerek, özel timlere görev verilerek yine sorun polise havale ediliyor!
Sözleşmeli erler, özel timlerin bölgeye yeniden gönderilmesi, sınır güvenlik polisi, silah ruhsat yaşının indirilmesi konusu, usulsüz tahliye edilen Hizbullahçı katillerin cemaatlerine silah alma kolaylığı… Öte yandan KCK davalarının halen sürüyor olması, rehin tutulan milletvekilleri, oy hırsızlığı ile Dicle’nin yerine AKP’den milletvekili gönderilmesi… Başbakan’ın ırkçı ve şovenizm şerbetiyle sarhoş olmuş vaziyette "terör örgütü ve uzantıları bizden asla iyi niyet beklemesin” diyerek BDP’yi ve  kitle tabanını topyekûn terörist ilan etmesi… Ve gerçekleştirilen operasyon sonunda yaşanan çatışma ile tartışma konusu olan Silvan olayını da bahane ederek açıkça hiç bitmeyen adı da konulmayan "savaşın” devamını geçmişte olduğu gibi özel timlerle çözme girişimi…
Evet yine başa döndük, yine yeniden savaşa devam. 30 yılda,45 bini Kürt, 50 bin vatandaşını adını bir türlü koyamadıkları savaşta kaybetmenin utancını taşımadan.
Seçimle gelmiş partiyi yok sayıyor, adını ileri demokrasi koyuyor. Kürt sorununun çözümü için, İçişleri bakanı açıklama yapıyor; "elbette Meclis’teki diğer partilerle bu konuların görüşülebileceğini ama BDP ile görüşmeyeceklerini...” Aklı başında olan herkes merak ediyor, meselenin esas sahipleriyle görüşmeyecekse,  MHP ve CHP ile ne görüşecekler?
Bu tutuma, MHP "hükümet nihayet bizim çizgimize geldi” diyor. CHP şehit edebiyatına devam ediyor. Kısaca her iki parti de hükümetin savaş stratejilerine karşı çıkmıyor. Sahi Kürt sorunu görüşülecekse ve bu meselenin asıl sahipleri dışlanıyorsa, hükümete moral desteğinden başka CHP ve MHP ile ne görüşecekler dersiniz?
Girilen tehlikeli bir yoldur, ülke için, insanlarımız için. Belli, devlet/hükümet açılım-saçılım derken savaşta karar kıldı. Direniş odaklarını, PKK'yi tasfiye etmeyi çözümün ön koşulu sayıyor. Bunun için 90'larda denenmiş kirli yöntemleri, bölgede korku imparatorluğu kurmayı, yeniden gündeme getiriyor, tek tek yaşama geçiriyor. Bu hal tehlikeli bir dönemeç herkes için.  Bu dönemeçten kurtulup, kazasız yol almak oldukça zor, ancak olanaksız değil. Hangi yöntem denenirse denensin bu aşamadan sonra ne Kürt halkı ne de gerilla, bulundukları mevzilerden geri adım atmayacaklardır.
Hedefleri bellidir; "Barış hemen şimdi!” Bütün demokrasi güçlerinin direnmesi ve birlikte mücadelesi ile barış mümkün. Ayrıca bu sorun sadece Kürtlerin değil, Türklerin de sorunu…Huzur ve barış herkes için…