Almanya Gündemi


Cumhuriyetin Aleviler üzerinde yarattığı en talihsiz algılardan biri de zaten öteki olan inancını tek bir kimlik olarak sunup, onu etnik kökeninden ayırmaktı. Bunu haliyle Türk-İslam sentezi projesi doğrultusunda Kürt kimliğinden kopararak yaptı.  Dolayısıyla bu bir nevi kimliksizleştirme operasyonuydu. Devletin ince ince işlediği bu plan, hiçbir zaman erk ile barışamayan Aleviler üzerinde maalesef başarılı oldu. 

Tarihi boyunca katliamlardan geçirilen Aleviler sol ve demokrat görüntüsü veren CHP’ye yöneldi. Atatürk kutsal, dokunulmaz, Atatürk’ün partisi CHP ise sığındıkları bir liman oldu. CHP cepte gördüğü Alevi oyları ile iktidardaki/ meclisteki yerini sağlamlaştırdı, fakat bugüne kadar Aleviler için dişe dokunur bir adım atmadı. Çok yakın bir geçmişte dönemin CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen Meclis’te demokratik açılımın tartışıldığı oturumda, "Kurtuluş Savaşı’nda, Şeyh Said isyanında, Dêrsim isyanında, Kıbrıs’ta analar ağlamadı mı? Kimse ‘analar ağlamasın, mücadeleyi durduralım’ dedi mi?" sözlerini sarf etmiş ve CHP’nin hem Kürtlere, hem de Alevilere bakış açısını bir kez daha netleştirmişti. AKP’nin bu sözlerden nemalandığını saymıyorum bile. ‘Tuncelili’ Kılıçdaroğlu’nun partinin başına gelmesi ile temsiliyet boyutunda büyük umutlara kapılan Aleviler maalesef büyük hayal kırıklığı yaşadı. Fakat buna rağmen CHP’deki kemikleşmiş Alevi oyları sabit kaldı, çünkü Aleviler CHP dışında kendilerini ifade edecekleri alternatif bir parti görmüyordu. 

Yeni bir yaşam projesi ile iddialı bir çıkış yapan HDP, bütün inanç ve etnik kimliklere temsiliyet şansı verdiği için, yıllardır hiçbir partinin kıramadığı CHP tabusunu kırarak, Alevilerden büyük oranda oy aldı. Totaliter rejime karşı, demokratik bir sistem öneren HDP rüzgarı, önemli bir oranı Almanya’da bulunan Alevileri de etkiledi. 7 Haziran seçimlerinde meydana gelen sinerji, 1 Kasım’a doğru daha da canlı. 

Pazar günü Köln, HDP’den Alevi kimlikleri ile seçilen ve 1 Kasım seçimlerinde tekrar aday gösterilen İstanbul milletvekilleri Turgut Öker, Ali Kenanoğlu, İzmir milletvekili Müslüm Doğan, Mersin milletvekili Çilem Öz, ve Avrupa oyları ile milletvekilliğine hak kazanan Kocaeli milletvekili Ali Haydar Konca’yı ağırladı. Alevi kitlesi ile buluşan milletvekillerinin performansı da oldukça iyiydi. Farklı etnik kimliklerden Alevileri birleştiren HDP’nin Aleviler üzerindeki olumlu etkisi böyle bir atmosferde bir kez daha ortaya çıktı. 

Fakat hala Avrupa’da bulunan Alevi örgütlerinde (üye, yöneticiler ve hitap ettiği kitle) CHP tabusunun büyük oranda yıkıldığını söylemek için henüz erken. Yaratılan ‘Kürt’ten Alevi mi olur’ gibi akıllara zarar algının devamı politikalar bir argüman olarak kullanılmaya devam ediyor. Milletvekilleri de (özellikle Öker ve Kenanoğlu) kendi deneyimlerinden yola çıkarak hala bu algı ile boğuştuklarının altını çizdi. Bir başka noktada bir bütün olarak Kürtlere olan ön yargı. Hubyar Ocağı mensubu olan Ali Kenanoğlu’nun bir söylemi dikkat çekiciydi. HDP’den aday olduğu için hala eleştirilerle karşılaştığını belirtti. Nedeni ise onların deyimi ile Kürtlerin peşine takılması. Bu noktada Cizre deneyiminin kendisini korkunç derecede etkilediğini "Kürde niye dağa çıktın diyorlar. Bu şartlarda 10 gün kalan 11. gün dağa çıkar" sözleri ile ifade etti. Bu algıyı değiştirmek için milletvekillerine büyük görev düşüyor. 

Mecliste Alevi kimliğinin temsil edilmesi oldukça önemli. Böyle bir tablonun kitleler üzerindeki etkisi de. Bu etkiye şöyle bir örnek verebilirim: Koçgirililer’in yoğunluklu bulunduğu bir alanda bir kaç saat içinde yüzün üzerinde kişi toplanarak bir söyleşi daha talep ettiler, uzun bir söyleşinin ardından milletvekilleri bir ikinci söyleşi daha gerçekleştirdi ve üstelik aynı motivasyonla. Bu motivasyonun nedeni de kuşkusuz yoğun ilgi. Oluşan bu sinerjiyi HDP Avrupa’da iyi değerlendirmek zorunda. 

Zira 7 Haziran sonuçlarından yola çıkarak CHP’de yaşanan kırılmanın önüne geçmek için CHP’lilerin Alevi Örgütlerindeki çalışmalara ağırlık verdiğini biliyoruz. Yıllarca Alevi oylarından nemalanan, inanç ve kimlik siyaseti yapmadığının her defasında altını çizen partilerin bu politikalarına son vermek için 8-25 Ekim tarihleri arasında her Alevi’nin elini vicdanına koyarak sandık başına gitmesi gerekiyor.