Bildiri de tarihten beri iktidarların tiyatrodan ne kadar korktuğunu ve yasaklarını anlatıyor. Bu bildiriden şunu anlıyoruz: Tüm dünyada iktidarların korkulu rüyası olan tiyatroyu yasaklamanın elzem olduğu gerçeği!

Türkiye'de tiyatronun geldiği noktayı birçok insanın bildiğini sanıyorum. İktidarın tiyatroyu getirdiği nokta sahnelerin kapatılmasıdır. Bu mevzu iktidarlar var oldukça devam edeceğe benziyor. Bu kadar dünya ve ülke gerçeği ortadayken, daha zor olanı yani Kürt tiyatrosunu icra edenlerin durumuna bir göz atalım.

Konferansta alınan kararlar


2012'ın sonunda Diyarbakır'da 1. Kürt Tiyatro Konferansı düzenlendi. İlk kez Kürt tiyatrocular ve topluluklar biraraya geldi ve genelde iç sorunlarını konuştu, tartıştı, çözüm aradı. Bu konferans pozitif bir hava ile birlikte bir beklenti yarattı. Çünkü sonuç bildirgesinde bazı önemli maddeler vardı. Kürt Tiyatrolar Birliği’nin kurulması, Amed’de Tiyatro müzesinin kurulması, Kürt tiyatro konferansının her yıl yapılması ve uluslararası boyuta getirilmesi, çocuk oyunları için atölyeler yapılması, arşiv ve araştırma komisyonları kurulması ve bu önerilerin takipçisi olacak 9 kişilik bir inisiyatif kuruldu. Fakat aradan 6 ay geçmesine rağmen bu sonuç bildirgesinde yer alan maddelerin hayata geçmemesi veya bir çaba harcanmaması bu heyecanı bir nebze de olsa yok etti.

Kürt tiyatrosunun politik kimliği


Kürt tiyatrocuları tüm engellemelere rağmen ürün vermeye devam ediyor. Her yıl veya iki yılda bir de olsa repertuarlarına yeni Kürtçe oyunlar aldılar. Bu oyunları çok zor şartlarda da olsa turneler yapıp sahneden kopmadılar. Gerek kendi yazdıkları gerekse çeviri oyunlarla varlıklarını sürdürdüler.
Sahneledikleri oyunlarda genelde toplumsal olayları ele alması, Kürt tiyatrosuna politik bir kimlik kazandırdı. İlk başlarda daha çok halk tiyatrosu formunda gelişen Kürt tiyatrosu, son dönemlerde modern ama politik oyunlarla devam etti. Kürtçe sahnelenen tüm bu oyunlar düşünüldüğünde Kürt tiyatrosunun "Politik Tiyatro" kavramına daha uygun olduğu söylenebilir.
Her yıl programına bir veya iki oyunu alan Taksav Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali ve Ethos Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali'nin yanısıra bu yıl ikinci kez İstanbul Tiyatro Festivali(İKSV) de programına Kürtçe oyunlar almaya devam etti. Tüm bunlar Kürt tiyatrosunu görünür kılıyor. Uluslararası düzeyde tanıtıyor, festival seyircisi ve eleştirmenlerce izleniyor.
Fakat genel olarak siyasilerin, basının, devlet ve kurumlarının Kürt tiyatrosu ile arasında hala ciddi bir mesafe koyduğunu ve bu mesafenin bir önyargıya dönüştüğünü görmek mümkün. Tüm bu saydıklarımın Kürt tiyatrosunu 'öcü' olarak görmeleri, sorunu daha da çıkmaz kılıyor.
Kürt tiyatro icracıları bugüne kadar bir oyunun tüm aşamalarıyla kendi emeği ve çabasıyla sahnelemiş, seyirci ile buluşmuş, festivallere katılmış ise bundan sonra da bu serüvenine devam edecektir. Perdesini açacak, oyunlarını sahneleyecek, sahnelerden Kürtçe repliklerini toz zerrecikleriyle fırlatıp seyirciye, her seferinde yeni bir dünya sunmaya devam edecektir.  

AYDIN ORAK