Ortadoğu kaosunda Kürtlerin etkin bir güç olduğu, olabileceği halen genel kabul gören bir gerçeklik. Rojava ve Şengal’de DAİŞ çetelerine karşı yürütülen mücadele bunu gösterdi. Ancak kapsamı ve derinliği giderek artan bu kaosta Kürtler bu pozisyonlarını koruyabilecekler mi? Şengal’in geleceği ve Êzîdî halkının özgürlüğünde Kürtler arası bütünlük bunda turnusol görevi rolünde.
Şengal bulunduğu coğrafi konum ve farklı dini yapısıyla her an daha şiddetli saldırılara açık bir yer. Coğrafik olarak Kürdistan’da Güney ile Rojava’nın bağlantı yeri. DAİŞ açısından da Musul-Telaffar üzerinden Rojava’ya hatta buradan Suriye üzerinden tüm bölgeye açılma kapısı. Yine Êzîdî inancının merkezi konumunda olması itibariyle aşırı dinci-mezhepçi yapıların saldırılarına açık hedef durumunda. Dolayısıyla Şengal hem Kürtler hem de DAİŞ açısından oldukça stratejik bir konumda.
Şengal’in bu stratejik durumu ve Ortadoğu’da kaosun giderek bütün bir coğrafyaya yayılması Kürt güçlerine yeni dönemde tarihsel görevler yüklüyor.
Birincisi; Şengal’in DAİŞ çetelerinden kurtarılması ve yeni saldırılar karşısında güçlü bir savunma sistemine kavuşturulması. İkincisi; Şengal’den başlayarak kalıcı bir Kürt birliğinin geliştirilmesi.
Hatalardan ders çıkarılacak mı?
Bu iki hususun gerçekleşmesi Kürtlerin DAİŞ savaşında yaşadıklarından doğru dersler çıkarmasıyla bağlantılı. Ancak bunun için Kürtlerin kendi iç engellerini de aşması gerekli.
Birincisi; Kürt güçleri parti ve parça siyasetinden kurtulmalı. Birinin kazanımı diğerini kaybı olarak değil, aksine birinin kazanımı hepsinin kazanımı olarak görülmeli.
İkincisi; Kürtler doğru stratejilerle bölgesel ve küresel güçlerle ilişkilenebilmek kadar ulusal birlik bağlamında, öz güçleriyle hareket etmeyi esas almalıdır. İşte Şengal’in turnusol görevi burada ortaya çıkıyor. Çünkü Şengal’de bunu yapmak hem bir gerekliliktir, hem de bunun imkan ve olanakları mevcuttur.
Bunlar olmazsa ne olur?
Eğer Kürtler Şengal’den başlayarak böylesi bir birliği, ortak savunmayı ortaya çıkarmazlarsa, yarın hem güney Kürdistan’da hem Rojava’da daha büyük tehlikelerle karşı karşıya gelebilirler. Bu durum Kürtler açısından daha zor bir sürecin başlaması demek olur.
Bölgesel güçlerin küresel güçlerle derin ilişki ve ittifakları düşünüldüğünde ulusal birliğini ve ortak askeri gücünü oluşturamamış olması, Kürtlere söz söyleme fırsatı vermez ve Kürtler statü kazanmada elde ettikleri tarihi fırsatları kaybedebilirler.
Bu açıdan Kürtler Şengal’den başlayarak yeniden gündeme gelen ulusal birlik tartışmalarını ete kemiğe büründürebilirler. Bu birlik, Kürtleri bölgenin en etkin demokrasi gücü haline de getirir.
Şengal ve Êzîdîleri DAİŞ çetelerinden kurtarmak Kürtler açısından bir yönüyle de tarihi ve vicdani bir görevdir. Tarihte kendi halkı tarafından bile zulüm görmüş, ötekileştirilmiş olduklarından ve DAİŞ tehlikesi ilk belirdiğinde gerekli tedbirler alınmayıp bu katliama maruz bırakıldıklarından dolayı da Şengal ve Êzîdîler Kürt güçlerinin bir araya gelmelerinin gerekçesidir.