Kürtçe, 'KCK' davalarında anadilde savunma ısrarı sonucu mahkemelerde "bilinmeyen bir dil", "Türkçe dışında bir dil" gibi tanımlamalardan çıkarılarak "Kürtçe" olarak adlandırıldı, ancak Kürt avukatların anadilde savunma hakkı yine engellendi. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yaptıkları için tutuklanan Kürt avukatların dün 3. duruşması görüldü. Mahkeme heyeti, davanın başından beri anadilde savunma ve Kürtçe tercüman talebini reddettiği için avukatların savunma hakları engelleniyor.

Avukatlar protesto etti

Dünkü duruşmada, tutuklu avukatlar Doğan Erbaş ve Hatice Korkut, anadillerinde savunma yapma talepleri kabul edilmediği için savunma yapmayacaklarını söylediler. Av. Doğan Erbaş, önceki gün anadilde savunma hakkı engellenen avukatlara dikkat çekerek, "Ben de arkadaşlarım gibi Kürtçe konuşmak istiyorum, ama siz yasakladınız. Bu kararı protesto ediyorum ve savunma vermiyorum" dedi. Avukat Hatice Korkut ise Türkçe, "Meslektaşlarımın savunma yapamadığı, anadile saygı gösterilmeyen bu duruşmalarda, bu koşullarda savunma yapmayacağım" diyerek savunmasını vermedi. Avukatlar Cemal Bulut, Emran Emekçi ise tercüman getirildiği durumda savunma yapacaklarını ifade etti.
Avukatlar mahkeme başkanın sorduğu sorulara da Kürtçe yanıt verdi. Tutuklu avukatların "raste", "na", "belê" gibi yanıtları, tutanağa "Kürtçe cevap verdi. Ne dediği anlaşılmadı" şeklinde geçirildi.
Avukatlar, müvekkilerinin yaptıkları savunmaları incelemek istediklerini belirterek, söylenenlerin tutanağa bu şekilde geçmesine karşı çıktı. Mahkeme heyeti başkanı, avukatların ses kayıtlarını alabileceğini söyledi. Engin Çeber'in öldürülmesine ilişkin davanın ses kayıtlarının kaybolduğunu hatırlatan avukatlar, yazılanların aynen tutanağa geçmesinde ısrar etti.

'Kendi irademle Öcalan'ın avukatıyım'
Tutuklu avukatlardan Davut Uzunköprü, Cemo Tüysüz, Yaşar Kaya savunmalarını Türkçe yaptı. Avukat Davut Uzunköprü, tamamen kendi isteğiyle İmralı'da tutuklu olan Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'ın avukatı olduğunu, iddia edildiği gibi hiçbir örgütün baskısı ya da isteğiyle olmadığını belirtti. Uzunköprü, haklarında hazırlanan iddianamenin, 'Öcalan'ın müvekkili olmak isteyen herkesin örgüt üyesi olduğu' mantığıyla hazırlandığını kaydetti. İspanya'da bir savcının, avukat ile müvekkili arasındaki görüşmeyi gizlice kayıt altına alması ve bunu mahkemede delil olarak kullanması nedeniyle 11 yıl hapse mahkum edildiğini belirten Uzunköprü, "Ama Türkiye'de, dünyada ve tarihte eşi görülmemiş bir operasyonla onlarca avukat alındık, yargılanıyoruz. Gerekçe müvekilimiz ile yaptığımı görüşme" dedi.

Bomba yalanı tutanakta yok
Urfa'da gözaltına alındığını söyleyen Avukat Cemo Tüysüz, "Kendi iradem ile Öcalan'ın avukatı oldum. Herhangi bir örgütten talimat almadım" dedi. Bürosunda arama başladıktan 3 saat sonra bürosuna gittiğini belirten Tüysüz, orada olmasına rağmen savcının aramanın dışında kaldığını kaydetti. Tam çıkarıldığı sırada polislerin elinde yuvarlak bir madde ile geldiğini ve bağırarak "el bombası bulduk" dediklerini anlatan Tüysüz, ancak dosyada ve tutanaklarda böyle birşey olmadığını söyledi.
Duruşmada, mahkemenin konuşmak isteyen tutuklu avukatlara söz vermemesi, avukatlarının sözünü kesmemesi, Kürtçe konuşan tutuklu avukatların sözlerini aynen geçirmemesi üzerine sık sık tartışma yaşandı.

Tahliye talebi
Gazetemiz yayına hazırlandığı sırada devam eden "Avukatlar Davası"nın dünkü duruşmasında müdafii avukatların tutukla avukatlar için yaptığı tahliye taleplerinin karara bağlanması bekleniyordu.

İSTANBUL




Kendi davalarında konuşamıyorlar

İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşma öncesinde hukukçular yine Adliye binası önünde basın açıklaması yaparak, "tüm meslektaşlarına özgürlük" istedi. Avukatlar adına açıklama yapan Av. Leyla Tüzel, "Bu davanın temellerinden birisi de İmralı'daki Öcalan'ın tecrididir. Arkadaşlarımız buna ilişkin düşüncelerini dile getirmek istiyorlar. Ancak mahkeme, anadilde savunmayı reddederek savunmayı kısıtlıyor" dedi. Mahkemenin gelen tüm talepleri reddettiğini belirten Av. Tüzel, "Mahkeme bu davayı sıradan bir dava olarak görüyor. Bu sıradan bir dava değildir. Mahkeme burada şekil şartlarını yerine getirerek, bazı arkadaşlarımızı bugün (dün) tahliye ederek, bu konuda kamuoyunda bir yumuşama havası yaratarak, bu davadaki sorumluluğundan kurtulamaz. Buna asla izin vermeyeceğiz" dedi.
Avukat Fırat Epözdemir ise avukatların PKK lideri Abdullah Öcalan'ın avukatlığını yaptıkları için tutuklandığını hatırlattı, "Ancak bu operasyonun ardından 400 avukat, müvekkilimizin savunmanlığını üstlendi. Bizler, müvekkilimizi savunmansız, avukatsız bırakmayacağız" dedi.
Avukat Ercan Kanar da davayı "hukuk darbesi" olarak tanımladı, "Siyasal rehin olarak tutulan meslektaşlarımızın derhal serbest bırakılmasını istiyoruz" diye konuştu.