KCK Eğitim Komitesi, Kürtçe konuşmak, yazmak ve yaşamak için ağır bedeller verildiğini ve mücadelenin aralıksız bir biçimde sürdürüleceğini ifade etti.
KCK Eğitim Komitesi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nü kutladı.
Yazılı açıklama yapan KCK Eğitim Komitesi, ‘Kültür kırım, dil kırım ve soy kırım uygulamalarını bir kez daha mahkum ediyoruz’’ dedi.
KCK, çok dilliliğin insanlığın hafızası, ortak mirası ve zenginliği olduğunu belirtti ve ekledi:
‘’Sömürgecilik, sömürge haline getirdiği halkları ve ülkelerin sadece yeraltı ve yerüstü kaynaklarını talan etmekle kalmamış, aynı zamanda sömürge veya bağımlı halkların kültürlerini, dillerini ve toplumsal değerlerini de yasaklamış, asimilasyon politikalarıyla yok etmeye çalışmış, toplum kırımı dayatarak aşağılamıştır.
İnsan ve toplum varlığının bir parçası, ulusal bilincin uyanması, oluşması ve taşınmasının da bir aracı olan anadile yapılan saldırılar, aynı zamanda bir topluma dayatılan soykırım ve insanlık suçu olarak kabul edilmelidir. Bilimsel verilere göre bugün dünyada 2500 dil yok olmakla karşı karşıyadır. Mezopotamya’nın bir çok kadim dili ya sömürgeci sistemler tarafından yok edildi ya da günümüzde yok olmayla karşı karşıya bırakıldı.’’
Kürtçe için ağır bedeller verildi
KCK, Türkiye’de başta Kürt dili olmak üzere Asuri-Süryanice, Lazca, Hemşince, Pomakça, Abazaca, Çerkezce ve hatta Türkmence gibi pek çok dilin asimilasyon politikaları nedeniyle yok olma tehlikesi altında olduğunu ifade etti.
Çocuk Hakları Sözleşmesinde de açıkça belirtildiği gibi bireyin anadilinde eğitim alması en temel insan haklarından biri olduğuna dikkat çeken KCK şöyle dedi:
‘’Bireylerin kendi anadillerinde eğitim almasının engellenmesi de en büyük insan hakkı ihlallerinden birisidir ve bir insanlık suçudur. Sömürge devletler Kürt halkına karşı her gün bu suçu tüm dünyanın gözü önünde işlemeye devam etmektedirler.
Türkiye Cumhuriyeti, kuruluşundan bu yana Kürt ulusal varlığını, Kürdistan gerçekliğini ve Kürt dilini yok sayarak ağır baskı ve asimilasyon mekanizmalarıyla ve akıl almaz inkâr ve soykırım politikaları temelinde ortadan kaldırmaya çalışmıştır. Ancak Kürtçe konuşmak, yazmak ve yaşamak için sürdürülen mücadele ağır bedellere rağmen aralıksız biçimde sürdü, sürüyor. Bu onurlu mücadelede Kürt halkı, Özgürlük Hareketi ve Önder Apo öncülüğünde görkemli ve tarihi bir mücadele örneğini vermektedir.
Asimilasyon politikasına son verilmeli
Zengin Mezopotamya kültürü ve uygarlığı da yıllardır uygulanan tekçi, inkarcı ve barbar politikalar sonucunda adeta çoraklaşan bir çöle dönüştürülmek istenmektedir. Diller, kültürler ve inançlar karşısında yıllardır süregelen yasakçı zihniyet, bugün AKP-MHP faşist iktidarı tarafından en barbar ve vahşi yöntemlerle sürdürülmektedir.
Dünya Anadili Günü’nde milyonlarca çocuk anadilini kullanamadığı, anadilinde eğitim göremediği için ağır bir mağduriyeti yaşamayı sürdürmektedir. Dolayısıyla bilimsel ve demokratik eğitimin ayrılmaz bir parçası olan farklı anadiller üzerindeki sınırlandırma ve asimilasyon politikalarına son verilmeli, her bireyin ve toplumun kendi anadilinde eğitim ve öğrenim görmesi önündeki bütün engeller ortadan kaldırılmalıdır.
Baş döndürücü bir iletişim gerçekliğinin yaşandığı, demokrasi ve insan hakları kavramlarının dillerden düşürülmediği çağımızda, bunun tam tersi bir biçimde dillere ve kültürlere yönelik faşizan ve soykırımcı uygulamalar hiçbir biçimde izah edilemeyeceği gibi bu durumu izaha dönük ifade ve girişimler de aynı uygulamalar kapsamında değerlendirilmelidir.
Mücadele edeceğiz
KCK Eğitim Komitesi olarak söz konusu kültür kırım, dil kırım ve soy kırım uygulamalarını bir kez daha mahkum ediyor ve bu uygulamalar karşısında ilerici insanlık ile birlikte Özgürlük Hareketi olarak mücadelemizi zafere dek kararlılıkla sürdüreceğimizi ifade ediyoruz. Bu temelde, tüm farklılıkların, renklerin, dillerin ve kültürlerin özgürce yaşandığı bir dünya ve insanlık ailesinin geliştirilmesi mücadelesi dileği ve umuduyla 21 Şubat Dünya Anadil Gününü kutluyoruz. Halkların ve dillerin önündeki bütün “yasal” ve fiili engellerin kaldırılması için mücadele azim ve kararlılığımızı belirtiyoruz.”
HABER MERKEZİ
Kürt kadınları dil için direndi
Dünya Anadil Günü’nün tek bir gün ile sınırlandırılmayarak her alanda anadil için direniş sergilenmesi gerektiğini belirten Tevgera Jinên Azad (TJA), dil üzerindeki tecridin kaldırılması için Kürtçe konuşulmasını, okunmasını ve yaşanmasını istedi.
TJA, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada ”Dil halkların ruh ve direnişinin önceliğidir” dedi. Bu yüzden sömürgecilerin halkaları yok etmeye dillerinden başladığı ifade edilen açıklamada, Dünya Anadil Günü’nün de halkların mücadelesi sonucu ilan edildiğinin altı çizildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ”Türkiye’de yapılan askeri darbelerde öncelikle dili hedef almıştır. Fakat bugüne kadar dilleri yok edemediler. Kürt kadınları dilin yok edilmesine karşı savunma zırhını giyerek mücadelelerini aralıksız sürdürüyor. Darbelere karşı direniyor. Kadınlar 12 Eylül faşizminden AKP-MHP ittifakının olduğu bugünlere zindanlarda da dili için direndi. KCK davalarının olduğu süreçte ‘ez livir im’ denildiği için 5 yıl ceza alan arkadaşalarımız oldu. Kararlılıkla sürdürülen mücadele sonucu adliyelerde anadilde savunma yapılması kabul edildi. Bu arkadaşlarımızdan biri de yaklaşık 400 arkadaşı ile birlikte bugün 106 gündür İmralı tecridine karşı bedenini açlık grevine yatıran Leyla Güven’dir.
Kürtçe konuşun, okuyun, yaşayın ve tecridi kırın
Biz TJA’lılar olarak asimilasyona karşı dilin tek bir gün ile sınırlandırılarak savunulmaması gerektiğini düşünüyoruz. Dilin üzerindeki tecrit kırılıncaya kadar, her alanda ve yaşamda anadil için mücadele edilmelidir. Kürtçe konuşun, okuyun, yaşayın ve tecridi kırın. Böylelikle açlık grevindeki yüzlerce direnişçi dille yaşasın ve yaşatsın.”
Dilimiz varlığımızdır, diline sahip çık
Kürt Dil Platformu (PZK) 21 Şubat Dünya Anadil Günü nedeniyle Amed’in Yenişehir ilçesinde Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) binasında basın toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıdan sonra Amed Milletvekilleri Saliha Aydeniz, Semra Güzel, Remziye Tosun, İmam Taşçıer, Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkan Adayları Hülya Alökmen Uyanık ile Selçuk Mızraklı ve Yenişehir Belediyesi Eşbaşkan Adayı İbrahim Çiçek bir yürüyüş yaptı. Polis ablukasında yürüyen kitle, yol boyunca Kurmancî ve Kirmançkî, ”Dilimiz varlığımızdır, Kürtçe düşün, Kürtçe konuş, Kürtçe oku, Kürtçe yaz” yazılı bildiriler dağıttı.
Zimanê me nasnameya me ye
21 Şubat Dünya Anadil Günü’ne ilişkin Kuzey Kürdistan ve Türkiye’nin birçok kentinde yapılan açıklamalarda, “Anadil haktır engellenemez” mesajı verildi.
Van’da Dil Kültür ve Sanat Araştırmaları Derneği’nde yapılan açıklamaya çok sayıda kurum temsilcisi katıldı.
”Zimanê me nasnameya me ye. Bila ziman bên axiftin da ku gel bên jiyandin” pankartının açıldığı açıklamada konuşan DÎSA-DER Eşbaşkanı Salih Sertkal, “DÎSA-DER olarak hiçbir dilin kaybolmasını istemiyoruz. Dil halkların kimliğidir. Dilin yaşanmasını istiyoruz. Kürt dili ve diğer dillerde eğitimler verilmelidir. Tüm dillerin özgür bir şekilde yaşatılmasını istiyoruz. Dilimiz kimliğimizdir” şeklinde konuştu.
Ardından katılımcılar 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü vesilesiyle Cumhuriyet ve Maraş caddelerinde bildiği dağıttı.
WAN
Kürt sorunun çözümü dilden geçer
LEZGİN AKDENİZ / MA / AMED
Kürtçeye dönük asimilasyon politikalarının sonlandırılması ve eğitim dili olması talebiyle yakın zamanda bir araya gelen 9 Kürt partisinin kurduğu Kürt Dili Platformu’nun sözcüsü Şerefhan Cizîrî yürütecekleri çalışmaların merkezinde “dil bilincinin oluşturulması” yer alacak dedi.
Bir Kürdün anadilinde eğitim görmesinin en tabii hakkı olduğunu hatırlatan Cizîrî, “Kürt dilinin eğitim dili olarak kullanılmasının Kürt kültürel kimliği açısından taşıdığı önemden daha da mühimi, bir insanın en tabii hakkı olan kendi anadilini eğitim dili olarak kullanabilmesidir. Dil insanın ülkesidir, kimliğidir, düşünce özgürlüğü ve yeteneğidir. Bir halkın anadilini yasaklarsanız, düşünmesini, yaratmasını, gelişmesini, özgürleşmesini engellemiş olursunuz. Devlet tam da bu nedenle, boyunduruk altına almak, yok etmek, ikinci sınıf insanlar olarak asimile etmek istediği Kürt halkının yasaklamaya, gelişmesini engellemeye çalışıyor” diye konuştu.
Kürt meselesi özünde bir kimlik meselesi
Kürt meselesinin çözümü Kürt kimliğinin tanınmasından geçtiğini kimliğin en önemli unsurunun ise dil olduğunu ifade eden Cizîrî, “Kürt kimliğinin tanınması ise Kürt dilinin hayatın her alanında kullanılmasına bağlı olduğuna göre, Kürtçenin eğitim dili olarak kabul edilmesi, Kürt meselesinin çözümünde kritik bir önemi olacaktır. Kürt meselesi özünde bir kimlik meselesi olduğundan ve bu kimliğin en önemli unsuru Kürt dili olduğundan, Kürt diline biçilecek statü, Kürt meselesinin çözümünde ya da çözümsüzlüğünde tayin edici bir rol oynayacaktır. Zira Kürt dilinin kaderi, Kürt halkının kaderiyle, Kürtlerin kendi kimlikleriyle Türkiye’de eşit ve özgür vatandaşlar olarak var oluşlarıyla doğrudan ilintilidir” diye konuştu.
Kürtler gasp edilmiş haklarını talep ediyor
Kürt Dil Platformu Üyesi Hayrettin Altun ise her eğitim kademesinde anadilde eğitimin bir lütuf olmadığını, bir hak olduğunu söyledi. Altun, “Kürtler gasp edilmiş haklarını talep etmektedirler ve bu hakkın teslimi siyasal, ideolojik olmaktan önce vicdani bir görevdir” dedi.
Diliyle hayatı tanımlayarak anlamlandıran bir Kürdün dilinin yasaklanması onda bir travmaya neden olduğuna dikkat çeken Altun, “Bir Kürdün doğduğu andan itibaren annesinden dinlediği ninniyle başlayan süreç içerisinde doğal çevresinden öğrendiği anadilinin yasaklanması ya da anadilinde eğitim görmesinin engellenmesi, Kürt üzerinde çok ciddi boyutta travmalara yol açıyor. Başta annesi olmak üzere çevresiyle duygu ve düşüncelerini paylaştığı, onlarla arkadaşlık ettiği kendisini ve hayatı anlamlandırdığı anadiliyle olan bağının kesilmesi demek, bütün bu alanlara ilişkin bilgi ve birikiminin sıfırlanması demektir” diye konuştu.
Kimse yasak yok demesin
Kürt dili üzerindeki yasak ve asimilasyon politikalarının sürdüğünü de hatırlatan Altun, şunları söyledi: “Kimse bana, ‘Kürtçe yasak değil ki, bak konuşuyorlar işte, televizyon kanalları bile var’ mavalını okumaya kalkışmasın. Bunu söyleyen ya Türkiye’den, dünyadan habersiz, bilinci köreltilmiş biri, ya da bilinçli bir şoven Türk milliyetçisidir. Tartışma götürmeyen gerçek, Kürtçenin dönem dönem yasalarla ya da yasaya bile gerek kalmadan zorbalıkla engellenmiş olduğudur. Bugün hala, ‘bilinmeyen bir dil’ denebiliyorsa Kürtçeye; Türkçeleriyle birlikte kullanılan Kürtçe yer adları, tabelalar kaldırılıyorsa son olarak bu ülkede hala Kürtçe konuştuğu için hayatından olmuşsa kimse çıkıp da riyakarca, Kürtçe yasaklı değil ki, demesin ve konunun cahili olan kimse de böyle diyene kanmasın.”
2019 yerli diller yılı
UNESCO 2000 yılında ilan ettiği 21 Şubat Anadil Günü’nün 20. yılı. UNESCO bu yıl Uluslararası Ana Dil Günü’nün temasını; Uluslararası Yerli Diller Yılı olarak ilan etti.
UNESCO Genel Direktörü Audrey Azoulay, Uluslararası Anadili Günü için yayınladığı mesajda, ”İçinde bulunduğumuz 2019’un Uluslararası Yerli Diller Yılı olmasından dolayı, bu yıl Uluslararası Ana Dil Günü’nün teması, kalkınma, barış ve uzlaşmanın bir faktörü olarak yerli diller olacaktır” dedi.
UNESCO Direktörü Audrey Azoulay mesajında öne çıkan detaylar şöyle:
- ”Uluslararası Ana Dil Günü’nün bu yirminci yıl dönümünde, tüm anadillerin değerli olduğunu, barışı inşa etmek ve sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek için hepsinin gerekli olduğunu hatırlamalıyız.
- Anadil, okuryazarlık için hayati öneme sahiptir, çünkü öğrencilerin okul yaşamlarının ilk yıllarında temel okuma ve yazma becerilerinin yanı sıra temel sayısal becerilerin edinilmesini de kolaylaştırır. Bu beceriler kişisel gelişim için temel sağlar. Anadil, yaratıcı çeşitlilik ve kimliğin benzersiz bir ifadesi ayrıca bilgi ve yenilik kaynağıdır.”
- Birçok yerli halk, ayrımcılığın, ötekileştirilmenin, yoksulluğun ve insan halkları ihlallerinin kurbanı olmaya devam etmektedir. Uluslararası Ana Dil Günü vesilesiyle tüm UNESCO Üyesi Ülkeleri, ortaklarımızı ve eğitim paydaşlarını yerli halkların haklarını tanımaya ve uygulamaya davet ediyorum.”
UNSECO verilerine göre yerli halklar dünya genelinde yaklaşık 370 milyon nüfusa sahip ve dünyada yaklaşık yaşayan 7 bin dil var. Dünyada dilsel çeşitliliğin en yüksek olduğu ülke Papua Yeni Gine. Nüfusu 8 milyondan fazla olan ülkede 800’den fazla dil konuşuluyor. Dilsel çeşitliliğin en düşük olduğu ülke ise Kuzey Kore.
Tek dile hayatı sürdürmek zorlaşıyor
BBC Türkçe’den Işıl Su Erdoğan’ın sorularını yanıtlayan UNESCO Dünya Tehlike Altındaki Diller Atlası Editörü Chris Molesey, yerli dilleri ”tarih yazılmaya başladığından beri belirli bir coğrafyada konuşulan diller” olarak tanımlıyor.
Chris Molesey, ”Rüya gördüğün, düşündüğün, hatta başka dillerdeki düşünceleri bile fark etmeden çevirdiğin dil anadilindir” diyor.
Molesey’e göre dünyada, özellikle şehirlerde tek bir dille hayatı sürdürmek giderek zorlaşıyor. Herkes anadilinin yanında bir de ”metropolitan” dil, yani şehir dili kullanıyor. Bunun anadil eğitimi dışında temel ekonomik sebepleri var.
Molesey, ”Dünyanın büyük şehirlerinde, doğduğumuzda öğrendiğimiz dil ile hayatımızı sürdürebilme olasılığımız gittikçe azalıyor” diye konuşuyor.
Molesey’e neden ana dili ve dil çeşitliliğinin önemli olduğunu ise, ”Neden ağaçlarda yalnızca bir çeşit kuş yoksa o yüzden” diye cevap veriyor.
Chris Molesey, anadilinden mahrum bırakılan kişilerin hayatta sürekli dezavantajlı konumda kaldığını söylüyor:
”Anadil, hanenin dışına çıkamadığında, anadilin yasal ve kültürel bir statüsü olmadığında, o dili konuşan insanlar da kendilerini daha aşağı görürler.”