
KCK İstanbul Davası’nın dün görülen üçüncü duruşması avukatların yaka kartı ve üst arama uygulamasına tepki göstermesi ile başladı. Silivri İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 140’ı tutuklu 205 kişinin yargılandığı davada avukatlar, giriş yaka kartı ve arama zorunluluğunun kaldırılmasını talep etti. Avukatlar yaka kartı almadan ve üst araması yaptırmadan duruşmaya girdi. Taleplerini duruşmada da yineleyen avukatlara Mahkeme Başkanı Ali Alçık, bu konuda bir şey yapamayacağını söyledi. Mahkeme heyeti, avukatların, savunmaya yönelik engel anlamına gelen güvenlik önlemlerinin kaldırılması yönündeki talebini reddetti.
Kürtçe konuştu
Duruşmada mahkeme heyeti, tutuksuz yargılananlara kimlik tespiti sırasında sorulara Türkçe yanıt verip vermeyeceğini sordu. “Hayır” yanıtı alınca da “Kürtçe konuştu” denerek kimlik tespiti yapılmadı. Kürtçe konuşma karşısında gerilen mahkeme başkanı, “Sadece adınızı söyleyin kardeşim” diye tepki gösterdi.
Avukatlar tercüman istedi
Savunma avukatları müvekkilerinin anadilde savunma yapabilmeleri için tercüman talebinde bulundu. Duruşmada söz alan avukatlardan Abdülbaki Boğa, iddianamede müvekkillerine ait telefon tapelerinin Kürtçeden Türkçeye çevrildiğini belirterek, “Benim müvekkilim telefonda Kürtçe konuşmuş, mahkeme Türkçe konuşmasını istiyor. Bunun için mahkemenin bilirkişi atamasını istiyoruz” dedi. Boğa, müvekkilleri Eşref Yaşar ve Ahmet Yılmaz’ın meramlarını Türkçe mi, yoksa Kürtçe mi daha iyi anlattıklarının bilirkişi tarafından belirlenmesini istedi.
Mahkeme taraf olmasın
Avukat Taylan Tanay, mahkemenin kendisini Kürt sorununda bir taraf olarak görmemesi gerektiğini söyledi ve ekledi: “Mahkeme kendisini Kürt sorununda taraf ilan ederse işin içinden çıkamayız. Bu şekilde Hükümetten etkilenirsiniz, başka kararlardan etkilenirsiniz. Siz çözüm makamı değilsiniz. Gerilime girmeyin.”
Savcı emek vermiş okusun
Tanay, müvekkillerinin neyle suçlandıklarını tam olarak öğrenmesi için iddianamenin hazırlayan savcı tarafından tam olarak okunmasını isteyerek, “İddianamenin çok uzun hazırlanması bizim kusurumuz değil. Savcı emek vermiş o kadar, emeğine yazık. Okusun” dedi.
Avukat Ercan Kanar da, jandarmanın salon içinde ve dışında bulunmasının yargılama üzerinde militer bir baskı olduğunu söyleyerek, “Savaşa gelir gibiyiz” şeklinde tepki gösterdi.
Bir halkı yargılıyorsunuz
Duruşmada söz alan çok sayıda avukat, anadilde savunmanın yapılmasını isteyerek, şu değerlendirmelerde bulundu: “Burası Nazi toplama kamplarını aratmıyor. 12 Eylül’de de Kürtçeye ‘anlaşılmayan dil’ deniyordu, şimdi de öyle. 32 yıl aradan geçti, değişen bir şey yok. Burada bir halkı, Kürt ulusunu yargılıyorsunuz. Onu savunanlara da zorluk çıkarıyorsunuz. Savunanları da cezalandırıyorsunuz. Neden mahkemelere ihtiyaç duyuyorsunuz. Mahkemeler olacağına polis alsın bu insanları içeri atsın. Böyle bir tiyatroya da ihtiyaç duyulmasın.”
Savcı: Tüm talepler reddedilsin
Duruşmada savunma avukatlarının talep ettiği “iddianamenin Kürtçe okunması, mahkemenin verdiği iddianamenin özetlenmesi kararının kaldırılması, iddianamenin TRT spikerleri tarafından değil iddianameyi hazırlayan savcı tarafından özetlenmeden okunması, avukatların kapıdan aranmasından vazgeçilmesi, ana dava ile birleştirilen davaların hangi gerekçelerle birleştirildiğinin açıklanması“ gibi taleplerini Mahkeme Başkanı Ali Alçık, Cumhuriyet Savcısı Ramazan Saban’a yöneltti ve görüş bildirmesini istedi. Savcı Saban, tüm taleplerin kamu adına reddedilmesi yönünde görüş bildirdi.
İddianamenin tamamı okunacak
Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, Kürtçe savunma ve tercüman taleplerinin daha önce de değerlendirildiğini belirterek reddine karar verdi. Mahkeme heyeti, sanık avukatlarının 2 bin 401 sayfalık iddianamenin tamamının okunması yönündeki talebini ise kabul etti. Başkan Alçık iddianamenin tamamının iki TRT spikeri tarafından okunmasına devam edileceğini belirtti. Avukatlar da propaganda suçunun yürürlüğe giren 3. Yargı Paketi nedeniyle erteleme kapsamında olduğunu belirterek, müvekkilleri hakkında açılan davanın ertelenerek tahliyelerine karar verilmesini talep ettiler.
Bugün karara bağlanacak
Mahkeme Başkanı Alçık, yeni yasa yönündeki taleplerin bugün öğleden sonraki oturumda karara bağlanacağını belirterek, iddianamenin kaldığı yerden okunmasına geçti. Dava bugün görülmeye devam edecek.
İSTANBUL
10 BDP'li tutuklandı
BDP Dicle İlçe Başkanı Cemal A. Sert'in de aralarında bulunduğu 10 kişi tutuklandı.
Amed'in Dicle İllçesi'nde önceki gün yapılan siyasi soykırım operasyonunda belediye ile BDP örgütleri aranarak, BDP Dicle İlçe Başkanı Cemal Sert'in de bulunduğu 21 kişi gözaltına alınmıştı. Savcılık 21 kişiyi, tutuklama talebi ile nöbetçi mahkemeye gönderdi. Hakim, BDP İlçe Başkanı Cemal A. Sert, Recep Yılmaz ile Mustafa Öztutuş, Zülfiye Kişmir, Necbetttin Aykutbay, Feyza Arıkan, Recep Ateşmen, Zülfü Eroğlu, Mehmet Akgündüz ve İbrahim Koktay'ı "örgüt üyesi olmak", "örgük propagandası yapmak", "suç ve suçluyu övme", "2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etmek" iddiaları ile tutuklamasına karar verdi. Hakim, 11 kişiyi de tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı.
12 BDP’liye 87 yıl hapis
Kızıltepe’de aralarında BDP İlçe Başkanı Ömer Turgay’ın da bulunduğu 12 kişi, 87 yıl hapse çaptırıldı. Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde kurulan Demokratik Çözüm Çadırı’na 28 Mart 2011 tarihinde gece yarısı yapılan polis baskınında darp edilerek gözaltına alınan ve tutuklanan BDP İlçe Başkanı Ömer Turgay’ın da aralarında bulunduğu 12 kişi hakkında açılan davanın karar duruşması dün Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada, savcı esas hakkındaki mütalaasını yenileyerek BDP’lilerin “Örgüte üye olmak ve “örgüt propagandası’ suçlamasıyla cezalandırılmasını talep etti. Kürtçe savunma talepleri reddedilen BDP’lilerden 11’ine savcılığın talep ettiği gibi “Örgüte üye olmak” suçundan 6’şar yıl 3’er ay, “Örgüt propagandası yapmak” suçundan ise 10’ar ay hapis cezası verildi. Ayrıca bir kişi 9 yıl hapse çaptırıldı.