Önceki yazımızda dilin kuşaklar arasında aktarımını sağlamanın ve böylece asimilasyona engel olmanın en önemli halkası olarak çocuklara yönelik yapılabilecek çalışmalardan bahsetmiştik. Bu yazıda hem çocuklara hem yetişkinlere hem de bir bütün olarak topluma yönelik dil çalışmalarının planlama aşamasını ele alalım.
Dil planlaması, kamusal alanda hangi dil veya dillerin kullanılacağını, hangilerinin kullanılmayacağını belirlemek, sözlü ve yazılı alanda dil pratiklerini yönlendirmek için yapılan geniş ölçekli çalışmadır. Dil planlamasının statü, corpus (külliyat), eğitimde dil ve prestij planlaması olmak üzere dört ayağı vardır. Amacımız itibariyle burada "prestij planlamasına” daha yakından bakalım.
Dilin toplum içindeki imajının pozitif yönde dönüştürülmesi, dilin bilim, kamu hizmeti, iş, popüler kültür ve diplomasi gibi farklı alanlarda kullanımının özendirilmesi prestij planlaması ile ilgilidir.
Uzun süre yasaklı kalmış, ötekileştirilmiş ve geri kalmışlıkla ilişkilendirilmiş diller bir süre sonra statü kazandıklarında bile toplumsal düzeyde bu dillerle ilgili normalleşme (prestij kazanma) kendiliğinden ve hızlı bir şekilde olamamıştır. İnsanlar, kamu hizmetlerini egemen dil ile yapmaya ve almaya alıştıklarından ve egemen dil dışındaki dillerin toplumsal imajları ciddi zarar gördüğünden bu alışkanlıkların değişmesi ciddi çaba ve zaman gerektirmektedir. Kendi dillerinde eğitim veren okullar açıldığı zaman bile çocuklarını bu okullara gönderme konusunda toplumun hatırı sayılır büyüklükteki bir kısmı isteksiz davranabilmektedir. Bu konuda farklı dünya deneyimleri bulunmaktadır. Bunlardan bazıları amaçlarına ulaşma noktalarında önemli başarılar elde etmiş, önceki duruma göre ciddi sayılabilecek bir fark yaratmıştır. Bazıları ise sadece yasalarda kalan, pratiğe yansıma şansı olmayan örneklerdir.
Başarılı örneklerin ortak özellikleri alınan kararlar ile ilgili somut bir eylem planı çıkarmaları, bu çalışmalar için yeterli finansal ve insan kaynağını ayırmaları olmuştur. Başarısız örneklerde ise alınan kararların sadece yasalarda kaldığı, bunların uygulanması için sadece tavsiye niteliğinde olan ve yeterince bağlayıcılığı olmayan adımların atıldığını görmekteyiz. Başarılı örneklerden bir tanesi Galler’deki "Dil Geliştirme Strateji Planı” deneyimidir.
Galler Deneyimi
Galler’de 1993 yılında başlatılan dil reformunun bir parçası olarak Galce konuşulmasını özendirmek için tüm kamu kuruluşlarının Dil Geliştirme Strateji Planı oluşturması istenmiştir. Bu plan, kamu kuruluşların kendi iş ve işlemlerinde Galce kullanılması için ne tür teşvik edici yöntemler kullanılması, ne gibi çalışmalar yapılması gerektiğini içermektedir. Bu strateji planı önceleri sadece kamu kuruluşlarını kapsasa da zaman içinde özel kuruluşlar üzerinde de bir "mahalle baskısı” oluşturmuş ve bazı büyük özel şirketlerin de Galce konuşulmasını özendirecek plan yapmasını sağlamıştır. Son olarak, "Yaşayan bir Dil, Yaşam için Bir Dil” isimli 2012-2017 yıllarını kapsayan 5 yıllık bir plan hazırlanmış, bu süre içinde Galce kullanımını hem gündelik hayatta hem de eğitim ve diğer alanlarda arttırmak için çalışmaların yapılması teşvik edilmiştir.
Kürtçe deneyimi ile karşılaştırdığımızda, Galler’deki gibi ideal bir yasal zeminin olmadığı açık. Ancak Kürt halkının statü sahibi olması, dilinin ve kültürünün tanınması için verilen uzun soluklu siyasal ve toplumsal mücadele sayesine edinilen kazanımlar sonucu, prestij planlamasına yönelik benzer adımların Kürtçe için de atılması mümkün olabilir.
Şüphesiz Kürtçe yayın yapan medya, bazı yerel yönetimler, dil çalışması yürüten kurumlar ve yayınevlerininin yapmış olduğu çok değerli çalışmalar var. Ancak bu çalışmaların birbirini tamamlayan uzun vadeli somut bir dil planlamasından yoksun oldukları da açıktır.
Başta yerel yönetimler ve siyasi partiler olmak üzere, çokdilli ve çok kültürlü demokratik bir toplum tahayyülü ve çabası olan tüm kurumlarımız Dil Geliştirme Strateji Planı hazırlayabilir; bu planla yapması gereken dil çalışmaları için kısa, orta ve uzun vadeli somut eylem planları çıkarabilirler. İlgili çevreler bu alanda adım atmaya karar verdikten sonra geriye bu konuda profesyonel destek almak ve söz konusu çalışmalar arasında koordinasyon sağlamak kalır. Bunun nasıl yapılabileceği konusunda, başvurulacak başta Galler, Bask Ülkesi ve Katalunya olmak üzere birçok dünya deneyimi mevcut.