KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu, Şengal’de eski siyasal düzen, eski sosyal yaşam ve eski zihniyet olacaksa Êzîdîlerin kendilerini kuruyamayacaklarını söyledi. Karasu, “Şengal’in kurtuluşu, Şengal’in Demokratik Özerkliğiyle taçlanmalıdır. Bunu herkes kabul etmelidir. Êzidilere saygının gereği budur. Bunu kabul etmeden kimse Şengal’i özgürleştirdim, kurtardım diyemez. Bunun için bütün Şengalliler her neredeyseler derhal Şengal’e dönmelidirler” diye konuştu.

Şengal’de yürütülen operasyonun kapsamı ve arka planını anlatır mısınız?

3 Ağustos’ta DAİŞ Şengal’e saldırdıktan sonra oradaki Pêşmerge güçleri direnmeden çekilmişlerdi. Bunun üzerine YPG güçleri müdahale etmiş ve belirli alanları tutarak DAİŞ’in Şengal’in dağlık alanlarına girmesini engellemişti. Dağlık alanları ele geçirmesini önlemek çok çok önemliydi. Nitekim şehir ve çevre köyler DAİŞ‘in eline geçti ama kesin hakimiyetin sağlanacağı alan olan Şengal Dağı gerilla güçlerinin denetiminde kaldı. Gerilla güçleri bununla yetinmeyip onbinlerce insanın güvenli bir biçimde Rojava’ya geçişini sağladı. Aynı zamanda 10 bin civarında Êzîdî insanımız dağda kalarak yaşamını sürdürdü. Şengal’in bugün nasıl kurtarılmaya çalışıldığını değerlendirirken bu gerçekliği görmek gerekir. Çünkü yaklaşık beş aylık gerilla direnişi olmasaydı ve Şengal Dağı tümden bırakılmış olsaydı Şengal’e bir daha girilemezdi.
Şengal, civar köy ve kasabalarda bulunan DAİŞ’e karşı sürekli gerilla tarzıyla eylemler yapıldı. DAİŞ’i hiçbir zaman rahat bırakmadı. Şengal Dağı’nda üslenen gerillaların sürekli DAİŞ’e saldırarak çete güçlerini yıpratması aslında giderek DAİŞ’in Şengal’de tutunmasını zorlaştırdı.
Hareketimiz bir ayı aşkın süredir KDP’ye ortak operasyon yapma önerisinde bulunuyordu. Çünkü DAİŞ, Cezaa tarafından saldırarak Rojava’ya açılan insani koridoru kapatmıştı. Bu nedenle erzak ve çeşitli yaşam ihtiyaçlarının ulaştırılması sıkıntılı oluyordu. KDP’ye defalarca başvurduk fakat KDP, ‘bu gün olur, yarın olur’ şeklinde sürekli oyaladı. ‘Yok’ demedi fakat hiçbir zaman da ortak operasyona gelmedi. Halk artık zorlanmaya başlamıştı. Bundan dolayı Hareketimiz kendi imkanlarıyla bir koridor açma çabalarına girdi ve bunun planlamasını yaptı.

KDP neden sürekli oyaladı?

Oyalamasının esas nedeni şuydu: KDP Şengal’de büyük itibar kaybına uğradı. Büyük bir travma yaşadı. Direnmeden çekildiler. Bu dünya ve Kürt kamuoyunda KDP’nin imajını sarstı. KDP’nin moral değeri ve ciddiyeti zayıfladı. Bu durum KDP’yi çok zor duruma düşürdü. Düştüğü yerde imajını düzeltme hesapları içerisine girdi. Bunun için Özgürlük Hareketi’yle ortak bir operasyon yapmaya yanaşmadı. Aslında prestijini kurtarmak için kendisi bir harekât yapmak istedi. DAİŞ’in yıprandığı, zayıfladığı ve artık Şengal’de tutunamaz hale geldiği bir dönemde ise çeşitli Güneyli güçlerle ilişki içine girerek bir koridor açma planlamasına gitti.

KDP’nin hareket tarzı mı operasyonun zamanlamasını belirledi?

Eğer KDP oyalamasaydı birlikte hareket ederek çok önceden koridor açılabilirdi. Ancak KDP bir taraftan bizi oyalarken öte yandan tek başına ama sadece bulunduğu alanda bir koridor açma planı ve hareketliliği içine girince, gerilla güçlerimiz Rojava’dan hem koridor açtı hem de Şengal’de üslenmiş olan DAİŞ’in üzerine yürüdü.
Zaten Şengal’deki hakim yerler gerillanın elindeydi. Gerilla hakim yerden saldırarak Şengal’i kuşattı. Ancak gerilla Şengal’in içine girdikten sonra Pêşmerge de motorize güçleri ve araçları karayolundan çıkarak Şengal’e geldi.

Yani ortak hareket etme yok mu?

Gerilla burada tam 4 ay 20 gündür ciddi bir direniş sergileyip eylem yapıyor. Kısa bir süre önce DAİŞ‘in elindeki çok önemli bir vadiyi gerilla kurtardı. DAİŞ’i oradan söktü, attı. DAİŞ aslında o zaman önemli bir darbe yedi ve giderek tamamen şehre sıkışmaya başladı. Gerillanın saldırısı sonrası Pêşmerge de Şengal’e girdi. Gerillalar, “niye geliyorsunuz” demeyecekti her halde. Zaten hiç kimsenin böyle bir şey demeye hakkı da yoktur. Şengal bütün Kürtlerin onuru ve namusudur. Bütün Kürtler o konuda ahlaki ve politik sorumluluğa sahiptir. Hiçbir güç, bir diğerine ‘siz gelmeyin’ diyemez. Ne biz Pêşmergeye ‘gelmeyin’ deriz ne de Güneyli güçler YPG’ye ‘gelmeyin’ diyebilir. Şengal’deki en ufak bir olumsuzluk, bütün Kürtlerin onurunun ve namusunun çiğnenmesidir.

Şengal Kürtler açısından neden bu kadar önemli?

Çünkü Êzîdî Kürtler insanlığın ve tarihin Kürtlere mirasıdır. Kürtlerin içinde Sünniler, Aleviler ve farklı mezhepler var. Ama en az sayıda olanlar Êzîdîlerdir. Êzîdîlik bir nevi Kürtlerin İslamiyet öncesi veya tarihteki ilk inançlarıdır. Korunmaları ve varlıklarını sürdürmeleri lazım.

Şengal’in durumu bundan sonra nasıl olmalı, nasıl bir ele alış gerekiyor?

Bu katliamla Êzîdî toplumu bitirilmek istendi. Binlerce kadını kaçırıldı. Her türlü hakaret yapıldı. Topraklarından kopartıldılar. Yalınayak, dağ taş demeden yürüyerek canlarını kurtarmaya çalıştılar. Bu, vicdanımızı sızlatmıyor mu? Onu gören Kürt, onurlu yaşayabilir mi? Bu duruma düşmüş Êzdi Kürt ortadayken, Kürtler namuslu olabilir mi? Bu kadar vatanı parçalanacak, binlerce kadın kaçırılacak ondan sonra Kürt “ben onurlu ve namuslu yaşıyorum” diyecek böyle olabilir mi? Bunda KDP’nin sorumluluğu gözardı edilemez ama bu konu, sadece KDP’nin ve Güney Kürdistan’daki siyasi güçlerin sorunu olabilir mi? Hayır. Bütün Kürtlerin sorunudur. Bütün Kürtlerin onuru ve namusu çiğnenmiştir. Bu açıdan onur ve namus sorunudur. Böyle bir onur ve namus sorunu olduğu için de bütün Kürtler sorumluluk duymak zorundadır. KDP artık “Burası benimdir, başka kimseye ait değil” iddiasında bulunamaz. Bunu herkes söyleyebilir ama KDP söyleyemez. Pratiği ortadadır. Kürtlerin onuru ve namusu olan Êzîdîler neredeyse tarihten silinecek ve yok olacaklardı çünkü.
Şengal artık bir partinin, siyasi gücün egemenliğinin olacağı bir yer değildir. Bütün Kürtlerin onur ve namusudur. Goran’ın da, Yekiti’nin de, KDP’nin de, PKK’nin de, Yekgurti’nin de, Doğu’daki örgütlerin de, PYD’nin de namus ve onur sorunudur. Şengal’in durumu böyledir.

Böyle görmemek yanlış mı, ne anlama gelir?

Böyle görmemek yanlıştır. Çünkü orada Êzîdîler yok olduğunda sadece KDP, YNK, PKK kaybetmeyecek bütün Kürtler kaybedecek. Bütün Kürtlerin onur ve namusu çiğnenmiş olacak. Zaten Kürt Özgürlük Hareketi olarak bu kadar hassas olmamızın nedeni de budur. Bütün Kürtler ve Kürt Özgürlük Hareketi, Şengal konusunda niye bu kadar hassas? Şengal kurtarılınca bütün Kürtler neredeyse bayram yaptılar, neden mi? Çünkü Şengal ezildiği an, bütün Kürtlerin onuru ve namusu çiğnenmiştir. Artık rahat yaşayamaz ve rahat uyuyamazlar. Êzîdîlerin yok olduğu bir Kürdistan gerçeğinde bütün Kürtler bitmiş ve tükenmiştir. Bu böyle ciddi bir durumdur. Onun için Şengal’e saldırı ve boşaltılması ne kadar ağır bir durumsa Şengal’in kurtarılması da o kadar onur verici büyük bir olaydır.

Şengal’in DAİŞ’in elinden çıkarılması DAİŞ’in hesaplarını nasıl etkiler?

Şengal DAİŞ için önemliydi. Şengal’i tümüyle ele geçirseydi kesinlikle Güney Kürdistan üzerinde yoğun baskı kuracaktı ve birçok alanını ele geçirecekti. Güney Kürdistan’ı küçük bir yere hapsedecekti. Şengal’i ele geçirmekle planladığı buydu. Diğer yandan Şengal’e dayanarak cephe gerisi olarak da Musul’dan güç alarak bir taraftan Dera Zor’dan diğer taraftan Musul’dan hareket ederek Rojava Devrimi’ni boğacaktı. Ama Şengal’de daha ilk günden gerillanın stratejik alanları DAİŞ’e kaptırmaması bu planlarını bozmuştu. Şimdi de DAİŞ’in Şengal’den çıkarılmasıyla birlikte DAİŞ’in Musul’a dayanarak Güney Kürdistan üzerinden Rojava’yı kuşatma planı boşa çıkarılıyor.

DAİŞ’in hedeflediği İslam Devleti Projesi artık Kürdistan’da boşa çıkarıldı diyebilir miyiz?

İslam Devleti demeyelim. Bunlar İslam falan değil. Bunlar Önder Apo’nun da söylediği gibi karşıt İslam’dır. Yani İslam’la alakası olmayan, sapkın bir harekettir. İslam bu toprakların bir kültürüdür. Hak adalet, eşitliği ve vicdanı esas alan bir kültürüdür. İnancı ve yaşamının en doğal parçasıdır. Ortadoğu halklarının çoğunluğu Müslüman’dır. Bu açıdan bunlar gerçekten de Müslüman değillerdir. Aksine Müslüman karşıtlarıdır. Bu gün İslam’a ve Müslümanlığa en fazla karşıt olan ve zarar veren güç kimdir denilirse tabi ki bunların gösterilmesi gerekir. Nitekim dünyada bunların katliamları ve vahşeti karşısında İslam’ı farklı tanıma yoluna gidiyor. Hâlbuki Ortadoğu, halkları kültürüyle ve toplumsal değerleriyle insanlığa çok değer katmış ve bundan sonra da katacak bir coğrafyadır. Onların öngördüğü İslam’ın iktidara alet edildiği siyasetin başarısı kırılmıştır. Bu yönüyle artık böyle bir iktidar İslam’ı böyle devletçi İslam yaratmak, İslam’ı DAİŞ pratiğinde olduğu gibi devlete alet etmek mümkün değildir. Artık sonun başlangıcını yaşamaktadır.
DAİŞ aslında Kürtler karşısında kırılmıştır. Yanlış hesap yapmıştır. Aslında bunda da etken Türk devletidir. DAİŞ’i bu kadar Kürtler üzerine süren Türk devletidir. DAİŞ‘i bir yönüyle de tuzağa düşmüştür. Hem beslemiş ve desteklemiştir hem de DAİŞ’i Kürtlerin üzerine sürerek aslında DAİŞ’e kaybettirmiştir. Türk devletinin amacı PKK ile DAİŞ’i savaştırıp Kürt sorunundan kurtulmaktı. AKP Hükümeti Kürtleri DAİŞ’le uğraştırıp güya kendi iktidarını pekiştirecekti. Sonradan da Kürt Özgürlük Hareketi’ni zayıflatıp tasfiye edecekti. Ama bu hesapları boşa çıkmıştır.

Bu konuyu, yani DAİŞ ile Türk devleti ve AKP ilişkisini biraz daha açar mısınız?

DAİŞ’in destekleyicisi AKP’dir. Geçen gün Cuma Arkadaş “Asıl Halife Ebubekir Bağdadi değil, Erdoğan’dır” demiş. Çok doğru söylemiş. Çünkü Türkiye arkasında olmasa ve desteklemese DAİŞ bu hale gelmezdi. Musul’u bile ele geçirmesi AKP’nin desteğiyledir. Musul’u ele geçirmesi öncesi aslında KDP’de bu DAİŞ, AKP ve Eski Saddam yanlılarıyla ittifakının bir parçasıdır. Yani Sünni blok içerisindedir. Sünni blok içinde politika yapıyorlardı. Sonradan KDP, DAİŞ’in planladıklarını kabul etmeyince DAİŞ’le KDP’nin arası açıldı. KDP, DAİŞ’in Şengal’e, Hewlêr’e, şuraya buraya saldırısını hesaplamıyordu. Bu Sünni cephe içerisinde olduğu için kendisine saldırmayacağını düşünüyordu. Tabi sonradan dengeler değişti, hesapları alt üst oldu ve DAİŞ Güney Kürdistan’a saldırdı. Ama şunu söyleyebilirim ki bütün hepsinin arkasında Erdoğan vardır. Bu gün bile hala “Kobanê stratejik değildir. Niye sahip çıkıyorsunuz” diyor. Adamın kafasında insanın, toplumun, halkın katliamı yok, strateji var. “Halep stratejiktir. O zaman neden Kobanê ile ilgileniyorsunuz, Halep’le ilgilenmiyorsunuz” diyor. “Tamam Halep’le de ilgilenin. Kobanê de, Halep de önemlidir” diyemiyor. Böyle dese anlaşılır. Ama ne diyor? “Orası zaten Aynul Arap’tı” dedi. Yani Kobanê’nin Arapların memleketi olduğunu söyledi. Oranın Araplaştırılmak istendiğini bu nedenle Arapların oranın ismini Türkiye’de olduğu gibi değiştirdiklerini söylemiyor.
DAİŞ aslında AKP ile birlikte hem Rojava’yı hem de Güney Kürdistan’ı Kürtsüzleştirme ittifakı yapmıştı. Musul ve Şengal’i Kürtsüzleştirdiler. Yine bu Kürtsüzleştirme hedefinde Kerkük ve çevresi de vardır. Bu konuda AKP’yle ittifak içindedirler.

Bu açıdan mı DAİŞ çok şey kaybetti?

Evet. Artık o korkutucu gücünü kaybetti. Öyle girdiği yeri silip süpürdüğüne dair ününü kaybetti ve kırıldı. Amiyane deyimle büyüsü bozuldu. Kürt’e çarptı ve kırıldı. Bu açıdan artık baş aşağı gidiş gerçekleşecektir. Tabi ki son çırpınışlarını yapacaktır. İşte Rojava Devrimi’ne saldıracaktır. Çünkü Rojava Devrimi’ne saldırıların arkasında her zaman Türk devleti vardır. Türk devleti’nin desteğiyle Rojava Devrimi’ne saldırıp onu yıkmayı deneyecektir. Ama Şengal’deki yenilgiden sonra Rojava Devrimi’ne de artık eski güçle saldırması kolay değildir. Hatta eğer KDP doğru politika izlese ve doğru bir yaklaşım içerisine girse, Telafer Türkmenleriyle, Süryanilerle, Kürt Özgürlük Hareketi’yle, yine Merkezi Hükümet ile iyi ilişkiler içinde hareket etse DAİŞ Musul’da da kalamaz. Musulu da bırakmak zorunda kalır.

İleride Musul’a dönük de benzeri bir operasyon bekliyor musunuz?

Şengal kurtuluyor ama ben Telafer’in kurtarılmasını da önemli görüyorum. Aslında Kürtler; Kürt Özgürlük Hareketi, HPG, YPG, YBŞ ve buna Pêşmergeleri de katacak olursak bütün güçlerin ortak hareket etmesiyle Telafer’in de özgürleştirilmesi gerekiyor.

Kürt Özgürlük Hareketi neden Telafer’i bu kadar önemsiyor?

Nasıl ki Êzîdîler inançsal bir azınlıksa Türkmen Şiiler de Sünniler içerisinde bir adacıktır. Bunun için de Telafer’i savunmak demokrasi ve özgürlük güçlerinin vicdani ve ahlaki borcudur. Hem demokrat hem de özgürlükçü olup bir inanç topluluğunun yok edilmesine göz yummak tutarsızlık olur. Bu mümkün değildir ve böylesi bir yaklaşımı kabul edemeyiz. Bu bakımdan biz, Şengal ile Telafer’in kurtuluşunun birleştirilmesini istiyoruz.

Bu konuda bir çağrı yapıyor musunuz?

Tabii. Telafer Türkmenlerine, Şii Türkmenlere de çağrı yapıyoruz: Kürt Özgürlük Hareketi ile ilişkilensinler. YPG ile, HPG ile, Şengal Direniş Güçleri’yle ilişkilensinler. Telafer’i de kurtararak, demokratik özerk bir yaşama kavuşmasını sağlasınlar. Biz Kürtler kendimizi kurtardık ve rahatladık diyemeyiz. Şengal’in yanı başında Telafer Türkmenleri büyük bir zulüm altındadır.
Şengal’den sonra Telafer’in de özgürleştirilmesi için kafa yorulmalıdır. Buna hem biz kafa yormalıyız, hem de Şii Türkmenler, Süryaniler, Êzîdîler, Güney Kürdistanlı güçler, KDP-YNK ve Merkezi Irak Hükümeti bu konuda kafa yormalıdır.

Rojava’ya, Kuzey’e ve Türkiye’ye göç etmek zorunda kalan Êzîdîler bu süreçte ne yapmalı?

73. fermandan sonra artık dünyaya eskisi gibi bakamazlar. Kendilerini eskisi gibi ele alamazlar. Dünyaya yeni bir bakışla ele almaları gerekmektedir. Büyük acılar çektiler. Binlerce kadın kaçırıldı. Yüz binlercesi göç etti. Şengal’in kurtuluşu yeni bir biçime kavuşturulmalıdır. Artık eskisi gibi yaşanamaz. O açıdan, yaşanan acıları anlamlandıracak bir de tabii yüzlerce şehidimizin anısına bağlılığın gereği olarak bir Şengal ve Êzîdî gerçeğinin ortaya çıkarılması gerekir. Bu da, Şengal halkının kendi kendisini yönetmesi anlamına gelen Demokratik Özerkliğe kavuşmasıdır. Eğer 73. fermandan sonra, bunca acı çekildikten sonra hala eskisi gibi yaşanacaksa, hala kendi iradesi ve örgütlenmesi olmayan, kendi kendisini yönetemeyen, kendi meşru savunmasını sağlamayan bir Şengal ve Êzîdîlik, gerçekten de kabul edilemez. Bu kadar acı ve zulüm yaşandı. Biliniyor, KDP bıraktı ve gitti. Eğer Şengal’in öz yönetimi ve bu öz yönetime bağlı savunma güçleri olsaydı, Şengal böyle kolayca terk edilir miydi? Hayır. Êzîdî gençleri direnirdi. Öz yönetime bağlı gençler fedaice direnirlerdi. Hepsi ölürdü ama Şengal’i bırakmazlardı. Çünkü Şengal onların kutsal vatanıdır. Ama kutsal vatanı kimse savunmadı. Kutsal olan yer savunulur. Herkes kendi kutsalını ölümüne savunur. Ama kutsal vatanı Şengal savunulamadı. Bu, öz yönetime dayalı öz savunmadan yoksunluktan oldu. Bu açıdan, bu kurtuluşun bir anlamı olmalı. Şengal kurtuldu ama ne olacak? Eskisi gibi mi olacak? Eskisi bu felaketlere yol açtı. Eğer hala eski siyasal düzen, eski sosyal yaşam ve eski zihniyet olacaksa Êzîdîler kendilerini kuruyamazlar. O bakımdan kesinlikle Şengal’in kurtuluşu, Şengal’in Demokratik Özerkliğiyle taçlanmalıdır. Bunu herkes kabul etmelidir. Êzidilere saygının gereği budur. Bunu kabul etmeden kimse Şengal’i özgürleştirdim, kurtardım diyemez.
Bunun için bütün Şengalliler her neredeyseler derhal Şengal’e dönmelidirler. Vatanlarına dönmelidirler. Vatan toprağı üzerinde yaşandığı zaman vatandır. O topraklar için mücadele edildiği zaman vatandır. Vatan, o toprakları sen yönetiyorsan vatanındır. Öz yönetim varsa vatandır. Şengallilerin hepsi vatana dönerek öz yönetimlerini kurmalı ve öz savunmalarını yapmalıdırlar. YBŞ’yi büyütüp güçlendirerek bütün Şengal’in öz savunmasını yapacak düzeye ulaştırmalıdırlar. Bunun dışındaki her yaklaşım yanlıştır. Êzîdîlere saygısızlıktır. Şengal’i kurtarmak değil, Şengal’e egemen olma isteğidir. Şengal’e kimse egemen olmamalı. Êzîdî Kürtler üzerinde kimse hakimiyet peşinde koşmamalıdır. Şengal’i kurtarmak, Şengallilerin kendi kendilerini yönettiği bir statüye kavuşturmak demektir. Kendi kurumlaşmalarına ve öz savunmalarına kavuşmalarını sağlamaktır. Ancak böyle olursa Şengal gerçek anlamda kurtulmuş olacaktır. Saygı da budur. Şengalliler dönüp vatanlarına sahip çıkmalıdırlar. Öz yönetimlerine sahip çıkmalı, örgütlülüklerini sağlamalı ve hiç kimsenin kendileri üzerinde egemenlik kurmasına izin vermemelidirler. Öz savunma örgütlü topluma dayanır. Öz yönetime dayalı öz savunmalı toplum olmazsa gelecekte silahlı birkaç kişi bile gelip Şengal’i işgal edebilir.


ANF/BEHDİNAN