DTK'nin iki gün süren Olağanüstü Genel Kurulu'nun açılış konuşmasını yapan DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk, Kürt tarafının gereken adımları atarak, demokratik çözüm ve barış konusundaki samimi tavrını gösterdiğini, artık topun Türk Hükümeti ve devletinde olduğunu söyledi.
Demokratik Toplum Kongresi'nin 2 gün süren Olağanüstü Genel Kurulu, BDP Amed İl Binası'nda bulunan Vedat Aydın Toplantı Salonu'nda gerçekleştirildi. 650 delegenin katıldığı Genel Kurul'da BDP Amed Milletvekili Altan Tan, DTK Daimi Meclis üyesi Edip Yaşar, Songül Morsümbül, Cabar Leygara ve Filiz Bedirhanoğlu'nun divan üyeliğine seçildi. DTK Daimi Meclis üyesi Edip Yaşar'ın ele alınacak gündem maddelerine ilişkin konuşmasının ardından bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu. Ardından açılış konuşmasını DTK Eşbaşkanı Ahmet Türk yaptı.
Kürt mücadelesi açısından çok önemli bir sürece gelindiğini belirten Türk, "Bu sürecin mimarı, bu süreci başlatan halkları kucaklaştırmaya çalışan özgürlüklerin teminatı Sayın Abdullah Öcalan'a teşekkür ediyoruz" diyerek konuşmasına başladı.  Tarihi bir dönemden geçildiğini; Kürt sorununda stratejik bir aşamaya girildiğini belirten Türk, "Süreç neyi getirir neyi götürür? Süreçle ilgili Kürt siyasetçileri olarak nasıl bir çalışma içinde olacağımızı burada tartışarak ortak yolu bularak, ortak söylemleri geliştirerek, ortak çalışma alanları oluşturarak süreci karşılamaya çalışacağız" şeklinde konuştu.
Tek taraflı işleyecek bir süreçten bahsedilmediğini kaydeden Türk, "Eğer Kürt sorununun çözümünden bahsediyorsak, bugüne kadar inkar ve reddedilen bir halkın taleplerinin esas alınması gerektiğini herkesin bilmesi ve görmesi gerekmektedir" dedi.
Bu tarihi fırsat doğru bir şekilde değerlendirilmezse, katkı sunulmazsa tarihin huzurunda vebal altında kalınacağını belirten Ahmet Türk, sürecin sağlıklı yürümesi için her türlü katkıyı sunmaya hazır olduklarını vurguladı. Savaş gibi barışın da riskleri olduğunu kaydeden Türk, "Ama halka öncülük edenler zaman zaman her türlü riski de alacaklar. Bugün içinde bulunduğumuz süreç risklerle dolu olmasına, bazı kuşkularımız olmasına rağmen barışın yanında olduğumuzu açık şekilde göstererek bu süreci götürmeye çalışacağız" dedi. Kürt tarafının bir bütün olarak bu sürece çok doğru yaklaştığını ve barışa evrilmesi konusunda çok önemli adımlar attığını tekrarlayan Türk, şöyle devam etti: "Bugün top hükümette ve devlettedir. Kürtlerin de beklentileri var. Bazıları 'Biz pazarlık yapmayız' diyor. Biz de yapmayız ancak bir halkın hakkını hukukunu savunuyoruz ve bu konuda asla taviz vermeyiz. Verdiğimiz mücadeleyi bir pazarlık olarak gündeme taşımak abesle iştigaldir. Yılların inkarını ortadan kaldırmaya yönelik, geleceklerimizi ortaklaştırmayı yaratmak için mücadele ediyoruz pazarlık için mücadele etmiyoruz."

Talepler başından beri meşrudur
DTK Eşbaşkanı Türk, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Nasıl bir çalışma içinde olacağız. Halkımıza hangi mesajları vereceğiz. Süreci götüren taraflarla ilişkilerimiz nasıl olacak. Yeni sürece hazırlanmamız gerekir. Biz kendi içimizde netleşmezsek ortak çalışma alanlarını büyütmezsek bu süreçte puslu havayı sevenlerin ekmeğine yağ sürmüş oluruz. Kürt halkı Kürt mücadelesi önemli sınavlardan geçti. Artık Kürt halkını kimse kandıramaz. 'Acaba hükümet yeni oyunlar peşinde midir?' diye soranlar olacaktır. Kürt mücadelesi zaman içinde değişim dönüşüm göstermek zorundadır. Başından sonuna kadar Kürt mücadelesinin talepleri ve yaklaşımı meşrudur. Uluslararası boyutuyla baktığımızda bu haklı mücadeleyi terörize ederek adeta Kürtleri dünyadan koparan bir siyaset yürütülmüştür. Şimdi Kürtlerin atmış olduğu adımla kimin demokratik siyaset zemininde sorunların çözülüp çözülmediğini isteyip kimin istemediğini artık dünyaya gösterecektir."

'Öncülüğü biz yapacağız'
Kürt sorununun çözülmeden Ortadoğu'ya istikrarın gelmeyeceğine dikkat çeken Türk, şunları söyledi: "Öncülüğünü biz yapacağız. Olabildikçe demokrasi mücadelesinde saflarımızı büyütmemiz lazım. Bugüne kadar bizimle beraber olmayan siyasetçilerimizi kucaklayıp mücadeleye katmamız lazım. Bu proje sürece uygun bir projedir. Sorunları konuşarak çözme noktasında yeni bir dönem açmaya çalışıyoruz. 'Hükümet samimi midir değil midir?' tartışmasına girmeyelim. Bizim sorumluluk aldığımız noktada bu sorumluluğumuzu nasıl gerçekleştireceğiz? Önemli olan budur. Samimi olmadıkları zaman cevabını, samimi olduklarında ödülünü de veririz. Bundan sonraki süreçte bizim sorumluluğumuzda, omuzlarımızdadır bunu çok iyi görmek gerekir."
Açılış konuşmasının ardından basına kapalı olarak devam eden Olağanüstü Genel Kurul'da, "Siyasal süreç değerlendirmesi ve rolümüz, müzakere süreçlerine yaklaşım nasıl olmalı? Kürt kadınının süreçteki rolü, siyasi tutsakların özgürlüğü için tutumumuz ne olmalı? Anayasal taleplerimiz ne olmalı? Anayasal güvence ve statü, anti demokratik yasalara karşı tutumumuz, Kuzey Kürdistan birliği için neler yapılmalı, olası geri çekilme esnasında tutumumuz ne olmalı, köye dönüşlere ilişkin politikamız ne olmalı" konuları tartışıldı. n AMED