Rojava’ya giderek Kürtlerin Türkiye’nin ambargosuna ve çete örgütleri ile Esad birliklerinin saldırılarına rağmen diğer halklarla birlikte inşa ettiği Demokratik Özerklik yönetimini yerinde gören Sol Parti Genel Başkan Yardımcısı Jan van Aken, “Kürtlerin projesi Suriye için umut ışığı. Kürtsüz Suriye’de çözüm olmaz. Kürtler mutlaka Cenevre 2’de olmalı” dedi.

Kürtlere uygulanan ambargoyu ve bölge insanının yaşadığı sıkıntıları yerinde görmek için Rojava’ya giden Sol Parti Genel Başkan Yardımcısı, milletvekili ve dış politika sözcüsü Jan van Aken, savaşa rağmen halkın özyönetim çalışmalarını aksatmadan devam ettirmesinin umut verici olduğunu söyledi. YPG’nin hem çete örgütlerine karşı hem de Esad ordusuna karşı mücadele verdiğini belirten van Aken, Rojavalıların büyük bir ambargo ile karşı karşıya bırakılarak adeta açlıkla terbiye edilmek istendiğini ancak buna karşı çok etkili bir direniş gerçekleştirildiğini gözlemlediğini söyledi. Kürtlerin Demokratik Özerklik projesini destekleyen Sol Parti Federal Milletvekili, Cenevre’de yapılacak olan konferansta Kürt temsiliyetinin mutlaka olması gerektiğini söyledi. “Suriye’nin demokratik bir yapıya kavuşması için Kürtlerin rolü çok önemli” diyen Jan van Aken, Rojava dönüşü sorularımızı yanıtladı.

Sayın Jan van Aken, bir süre önce Rojava’ya gittiniz. Rojava’da hangi kurumlarla görüştünüz ve görüşmeler nasıl geçti?

Rojava’daki sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerle görüşmelerimiz oldu. Bunun yanı sıra askeri ve güvenlik birliklerini ziyaret ettik. Bizim açımızdan önemli olan Batı Kürdistan Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) temsilcileriyle yaptığımız görüşmeydi. Halkın özyönetim temsilcilerinin yanı sıra azınlıkları da temsil ettiği için bizim açımızdan oldukça yararlı görüşmelerdi. Savaşa ve tüm zorluklara rağmen çalışmalarının aksatılmadan devam etmesi bizler için umut verici gelişmelerdi.

Sizce Rojava’da şu anda halkın temel sorunları nelerdir?

Gördüğüm kadarıyla Rojava halkının iki temel sorunu var: Birincisi, Rojava’nın silahlı gücü olan Halk Savunma Birlikleri (YPG), cihadist gruplarla mücadele ettiği kadar Esad ordusunun birliklerine karşı da halkı savunmak zorunda kalıyor. Ziyaretimizden birkaç gün önce Esad ordusuna bağlı silahlı birliklerin YPG’nin askeri noktalarına saldırı düzenlediğini öğrendik. Rojava büyük bir ambargoyla ile de karşı karşıya. Bölgeye gönderilen insani yardımlar Türkiye ve Irak sınırlarında bekletiliyor. Tüm bu ambargoların arkasında Türk devletinin olduğunu, bunların da bölgede yaşayan Kürt halkının kendi öz yönetim biçimini hayata geçirmemesi için yapıldığını düşünüyorum. Türk ve KDP yönetimleri bölge insanını açlıkla terbiye etmek için ellerinden gelen tüm çabayı gösteriyor.

Türk devletinin cihadist gruplara yardım ettiğine dair herhangi bir izleniminiz oldu mu?

Birebir bu yardımlara tanıklık ettiğimi söyleyemem; fakat Rojava’da görüştüğüm tüm yetkili kurumların temsilcileri bu yardımların Türk devleti tarafından sağlandığını söylediler. Halihazırda zaten Türk devletinin yardımı olmazsa İslamcı grupların orada barınmaları mümkün değil. Suriye iç savaşında ne yazık ki Türkiye’nin pozisyonu komşuluk ilişkilerine zarar veriyor. Türk devleti bu savaşta taraf olma özelliğini koruyor.

Sol Parti’nin Rojava’ya ilişkin politikası nedir?

Her şeyden önce Rojava halkı üzerindeki ambargonun kalkması gerektiğini düşünüyoruz. Hem insani yardımların ulaştırabilmesi için hem de bölgede ticaretin gelişmesi ve insanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için sınır kapılarının mutlaka açılması gerekir. Sınırların kapalı olması beraberinde birçok mağduriyeti de getiriyor. Bunun yanı sıra Rojava’da önümüzde aylarda yapılması düşünülen seçimlerin mutlaka gözlemciler eşliğinde yapılması gerekmektedir.

Kürtler henüz Cenevre 2 Konferansı’na davet edilmedi. Bu konudaki görüşlerinizi öğrenebilir miyiz?

Sol Parti olarak Suriye’deki iç savaşın müzakereler yoluyla çözülmesini istiyoruz. Cenevre 2 Konferansı bu açıdan oldukça önemlidir. Konferansa Suriye’deki tüm kesimlerin katılması kadar Kürtlerin de temsil edilmesi lazım. Suriye’nin demokratik bir yapıya kavuşması açısından Kürtler önemli bir pozisyondadır. Suriye’deki demokratik muhalefet kültürü Kürt mücadelesinin sayesinde gelişti. Dolayısıyla Cenevre 2 Konferansı‘nda Kürt temsiliyetinin mutlaka olması gerekiyor.



MEHMET ZAHİT EKİNCİ/HAMBURG




Meclis’te hükümete seslendi: Kürt karşıtlığı desteklenmemeli


Sol Parti Milletvekili Jan van Aken, Rojava izlenimlerini Federal Almanya Meclisi’nde (Bundestag) anlattı. Önceki gün Meclis kürsüsünden hükümet üyeleri ile milletvekillerine seslenen Aken, 1 yıl önce Maraş’a yerleştirilen Patriot bataryalarının Türkiye’nin Kürt karşıtı politikalarına destek anlamına geldiğini söyledi. Türkiye’nin ambargolarla ve çetelere verdiği destekle Rojava’ya diz çöktürme politikasına karşı Almanya’nın harekete geçmesini isteyen Van Aken, Cenevre 2’de Kürt temsiliyeti için çaba sarf edilmesi çağrısı yaptı.
Geçen hafta sonu Suriye’ye gittiğini ve ülkedeki durumun felaket düzeyinde olduğunu dile getiren van Aken, Meclis kürsüsünden Rojava’da inşa edilen Demokratik Özerklik projesini anlatarak, “Rojava’da çoğunluğu Kürtler’den oluşan 4 milyon kişi yaşıyor. Orada insanlar savaşın ortasında gerçek manada bir özyönetim inşa etmişler. Bir buçuk yıl önce Esad rejimini oradan çıkarmışlar ve şu anda demokratik biçimde seçilmiş komiteler halkın temel ihtiyaçlarını karşılıyor. Burada en önemlisi ise tüm halkların, dini toplulukların ve hemen hemen tüm siyasi partilerin bunu birlikte yapmasıdır” dedi.

Diz çöktürmek istiyorlar

Ancak Jan van Aken, çete örgütlerinin saldırılarının yanı sıra Türkiye ve Irak tarafından uygulanan ambargoyla bölgenin dış dünyayla bağlantısının kesilmek istendiğini de vurguladı. Ambargonun arkasında Türkiye’nin Rojava’daki Kürt özyönetimini boğma politikasının olduğunun ve Rojava’ya bu yolla diz çöktürmek istediğinin de altını çizdi. Milletvekili, Nusaybin’in tam karşısında bulunan Qamişlo’da gıda ve ilaç ambargosu nedeniyle bazı kişilerin hastalıktan öldüğüne şahit olduklarını söyledi.
Stenmeier’e çağrı
Meclis kürsüsünden Alman Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’e de çağrıda bulunan Jan van Aken, “İttifak ortağınız Türkiye şu anda bir umut ışığını, olası bağımsız, demokratik ve barışçıl bir Suriye’nin temel taşını kırıyor” dedi.

Patriotlar çekilmeli

Türkiye’de bulunan Patriot füzeleri ile Alman askeri birliklerinin geri çekilmesini de talep eden Sol Parti Milletvekili, şu ifadelerde bulundu: “Çünkü bu, Türkiye’nin yanlış politikasına büyük bir destek anlamına geliyor. Ancak hepimiz biliyoruz ki, Türkiye şu anda Suriye’deki sorunun bir parçasıdır. Cihadistlere Türkiye üzerinden silah sağlanıyor, El Kaide savaşçıları Türkiye üzerinden çatışma bölgesine geçiyor. Patriot bölüğünün geri çekilmesi Türkiye’nin bu yanlış politikasını terk etmesi için önemli bir siyasi sinyal olacaktır.”

Ambargo için harekete geçilmeli

Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier’den Rojava’ya yönelik ambargonun kaldırılması ve sınır kapılarının açılması için çaba sarf etmesini isteyen milletvekili, düzenlenecek seçimlerin de desteklenmesi gerektiğini söyledi.  

Kürtsüz çözüm asla olmaz

Konuşmasında Kürt Yüksek Konseyi’nin Cenevre 2 Konferansı’na davet edilmediğini hatırlatan Jan van Aken, hükümet üyeleri ile milletvekillerine, “Neden Kürtler de önümüzdeki hafta Cenevre’de yapılacak konferansta temsil edilmesin? Kürtler Suriye’nin bir parçası ve bu nedenle çözümün de parçası olmalılar. Tüm tarafları bir masa etrafında toplamazsanız, tüm Suriye için bir çözüme asla ulaşamayacaksınız” diye seslendi. 

ANF/BERLİN