KNK Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Selahattin Soro: “Ortadoğu’da oluşturulacak yeni denge çatışmayla mı yoksa siyasetle mi olacak şimdiden söylemek çok zor. Süreç Kürtler için çok ciddi riskler barındırmaktadır. Ama Kürtler için çok büyük devrimsel çıkış yapmanın imkan ve olanakları da var. “
ERİŞ QOSER / ANF/MOSKOVA
Rusya ve Ortadoğu siyasetini yakından takip eden Kürdistan Ulusal Kongresi (KNK) Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Selahattin Soro, bölgedeki vekalet savaşını vekillerin devraldığını, bundan sonraki süreçte olası bir çatışmanın bölgede tüm dengeleri değiştireceğine dikkat çekti. Ayrıca Trump’ın almış olduğu Suriye’den çekilme kararının da yeni bir karar olmadığına dikkat çekti. Soro, Rusya’nın onayı ile Türk devletinin Efrîn’e karşı başlattığı işgal saldırısı ve YPG, YPJ güçlerinin 58 günlük direnişinin 2018’deki gelişmeleri belirlediğini söyledi.
Rusya’nın Suriye sahasında aktif olmasını küresel bir planın parçası olduğuna dikkat çeken Soro, Rusya’nın bölgede ön plana çıkmasını şu şekilde değerlendirdi: “Rusya iki yüzyıldır Ortadoğu ve Akdeniz’e yani sıcak sulara inme hayalinde. Suriye’de yaşanan kaos, kriz ve iç çatışma, Rusya’nın Ortadoğu’ya inme ve Akdeniz’de üst ve mevzi sahibi olması için müthiş imkan ve olanaklar sundu. Tüm batı koalisyonun Esad devrilecek yerine yeni bir rejim kurulacak planları yaparken Rusya ve İran bu savaşa müdahil olarak Esad rejiminin ayakta kalmasını sağladılar.”
Türkiye’yi NATO’ya karşı kullandı
Rusya’nın Ortadoğu ve dış politikası, pragmatist ve çıkarcı olduğuna dikkat çeken Soro, Türkiye’nin işgaline Rusya’nın verdiği desteğin nedenini de şu şekilde yorumladı: “Özellikle uçak krizinden sonra herkes Rusya ile Türkiye çatışması beklerken tam tersine Putin öncülüğündeki Rusya, Suriye’de Türkiye’yi yanına çekerek farklı bir denklem ortaya çıkarmak istedi. Türkiye’yi NATO’ya karşı kullanarak ABD ile karşı karşıya getirmek istedi. Yani Kürtleri NATO’nun bir üyesi olan Türkiye’nin eliyle Efrîn’de ezdirmekle Türkiye ile NATO’yu karşı karşıya getirmek istedi. Böylelikle Kürtler Amerika’dan uzaklaşır Rusya ve rejime daha çok yanaşabilir hesapları yapıldı. Rusya’nın bu öngörüleri sahada istediği gibi gelişmedi.”
Rusya Kürtlere hep zarar verdi
Rusya’nın var olan politikasının hiç bir zaman Kürtlere fayda sağlamadığına dikkat çeken KNK Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Selahattin Soro bu politikalara Mahamad sürecinden Kürt Halk Önderi’ne yönelik uluslararası komplo ve Efrîn işgaline kadar uzanan tarihsel örnekler verdi. Soro, Efrîn’de yaşanan Türk işgaline göz yuman Rusya’nın aslında geleneksel Kürt politikası ve Kürdistan politikasında çok da bir değişime gitmediğinin anlaşıldığını söyledi.
Çekilme kararı Türkiye’yi pervasızlaştıracak
ABD Devlet Başkanı Donald Trump’un Suriye’den çekilme kararına ilişkin olarak da; “Mevcut durumda zaten bu kararı Türkiye ve Erdoğan kendi zaferleri olarak değerlendiriyor. İran ve Rusya da Amerikan’ın Suriye’de hedeflerine ulaşamadığının bir sonucu olarak değerlendireceklerdir” ifadesini kullanan Soro, “Türkiye de, kendi hedef ve emellerini gerçekleştirmek için bu çekilmeyle birlikte kendisine zemin sunulacağını, kendi lehlerine bir durum olarak görecekler. Bunun üzerinden şimdiye kadar yürüttükleri ikircikli, kaygılı politikaları daha pervasızca yürüteceklerdir” yorumunu yaptı.
2. Uluslararası Komplo
Yaşanan süreci 1998-1999’da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik geliştirilen komplo sürecinin benzeri ve devamı olduğunu söyleyen KNK Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Selahattin Soro, “Suriye ve Irak gibi İran’a yönelik bir saldırıda yaşanabilecek devasa boşluğu doldurabilecek en örgütlü, hazırlıklı ve mobilize güç Kürtlerdir. Bunu önlemek ve bertaraf etmek ve Türkleri razı etmek için 1998-1999 süreci gibi, 2018-2019’da da İran’a saldırı öncesinde de Özgürlük Hareketinin öncülerine ve hareketin geneline bir komplo geliştirilmek isteniyor.
Bu komplonun da merkezinin Suriye olması tesadüf değildir. Komplonun Efrîn saldırısıyla başlaması tesadüf değil. Çünkü Efrîn çok homojen bir yapıya sahip ve Önderlik projesinin hayat bulduğu bir alandı.
Trump da hiç kimsenin beklemediği ya da şok ettiği boyut, bu komployu böyle hızlı bir biçimde hayata geçirme adımını atmasıdır. Tabii bu derin bir hesaplaşmadır. Önder Öcalan’ın İmralı sürecinde yaptığı çok ciddi bir uyarı vardı. Uluslararası Kapitalist Modernitenin sahipleri Suriye zemininde Kürtler ile Türkler arasında yüzyıllık bir savaşın fitilini ateşlemek istiyorlar. Tabii eğer Türkiye Cizre’den, Kobanê’den, Minbic’ten, Serêkaniyê’den ve Dirbesiye’den bir işgal hareketine girişirse, bir nevi cehennemin kapıları aralamış olacak.”
Rusya Türkiye’nin Kürt zaafına oynayacak
Rusya’nın önümüzdeki süreçte izleyeceği politikalara ilişkin olarak da Selahattin Soro şu öngörüde bulundu: “İsrail’in güvenliğini riske atmayacak bir pozisyon alacak. İkincisi de Hmeymim, Lazkiye ve Tartus’ta Akdeniz sahilindeki konumlanmasını elinde tutmak ve bura üzeri tüm Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Doğu Akdeniz’de söz sahibi olmaktır isteyecektir. Yani Enerji politikalarının ve enerji güzergahlarının belirlenmesinde rol sahibi olmak isteyecektir.
Tabii bu noktada Türkiye’nin Kürt zaafını da çok iyi değerlendirerek hem Türkiye’yi Batıdan uzaklaştırarak kendine bağlamak, hem de Kürtlerle bölge devletlerini daha büyük tavizler verme konusunda belli bir siyasi çaba içerisinde olacaktır.”
Terör hamiliği üzerinden siyaset
ABD Devlet Başkanı Donald Trump’un DAİŞ ile mücadelede, ‘haritadan baktım DAİŞ yok dolayısıyla DAİŞ’i yendiğimizi ilan ediyorum’ tarzı söylemlerinin gerçeği ifade etmekten uzak olduğunu söyleyen Selahattin Soro, Türk devletinin terör örgütleri hamiliğinden sahada söz etkinliğini artırmaya çalışacağını şu sözlerle ifade etti: “Batı Modernitesinin en büyük savaşçı, militan ve terörist kadro potansiyeli Türkiye’nin hamiliğinde İdlib ve Şehba bölgesinde yani Azaz, Bab, Cerablus ve Efrîn’de barınıyor. Bunlar önümüzdeki süreçte Halep, Lazkiye, Şam ve Hama’yı komple ele geçirme girişiminde bulunabilirler. Çünkü bunlar çok diri ve örgütlü güçler. Ellerinde çok ileri düzeyde silah ve askeri mühimmat var. Hepsi farklı ülkelerde ordulardan ayrılmış profesyonelleşmiş yarı militer güçlerdir ve El-Kaide’nin asıl ana gövdesini bunlar oluşturuyor. Tabii Türkler bunlara hamilik yaparak bir nevi Amerika ve Batı koalisyonun bölgedeki yeni dönem siyasetinde değerlendirmek istiyor.”
Kandil’den İran’ı kuşatmak istediler
Türk devletinin Medya Savunma Alanlarına yönelik işgal operasyonlarının da İran’a yönelik müdahale planının ön hazırlığı olduğunu söyleyen Soro şunlara dikkat çekti: “ Eğer Kandil Lêlikan hattında Kürt Özgürlük Hareketi gerillası tasfiye edilseydi bu İslamcı militanlar İran’a karşı bu coğrafyaya Türkiye’nin eliyle yerleştirilecekti. Tabii bu plan 1998’de de boşa çıkarılan bir plan. Bu gün de hala bu plan güncelliğini koruyor. Bu açıdan Rusya’nın İdlib’e yönelik çok ciddi bir kini ve öfkesi söz konusudur. Çünkü Rusya’nın Suriye ve Ortadoğu’daki varlığı İdlib’te gelişecek nihai çözüme bağlı.”
Ciddi riskler ve fırsatlar var
Yoğun çelişki ve çatışmalara gebe bir sürece girildiğini ve olası gelişmelere karşı hazırlıklı olmanın önemine değinen KNK Dış İlişkiler Komitesi Üyesi Selahattin Soro, bu sürecin Kürtler için büyük riskler barındırdığı uyarısında bulundu: “Bölgede bulunan ve bölgeyle ilgilenen güçler yeni bir denge oluşturacak. Bu denge çatışmayla mı yoksa siyasetle mi olacak şimdiden söylemek çok zor. Bu açıdan süreç Kürtler için çok ciddi riskler barındırmaktadır. Ama Kürtler için çok büyük devrimsel çıkış yapmanın imkan ve olanakları da var. Bundan sonra da özellikle İran merkezli Türkiye merkezli üç temel dinamik gelişiyor. Suudi ve Mısır merkezli bir Arap İslam’ı İran merkezli bir selefi Şii İslam’ı Türkiye merkezli bir Türk İslam neo İslamcılık bölge üzerinde bir nüfus mücadelesi içerisindeler.”