Ortadoğu’nun genelinde ciddi bir siyasi kriz durumu yaşanıyor. Hem devletlerarası güçlerden hem de onların yerli ittifaklarından halklar lehine bir çözümün gelişmesi beklenmiyor. Halkların iradesi yok sayılarak geliştirilmeye çalışılan dizayn çabalarından da bir sonuç elde edilemiyor.
Suriye sorununun ele alındığı Cenevre 2 toplantılarının ilk turlarında hiç bir sonuç çıkmadı. Çünkü masada halkların gerçek temsilcileri yerine mevcut despotik rejim temsilcileri, devletlerarası güçler ve onların ajanları ile El Kaide’nin sponsorluğunu yapan, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu bölgedeki gerici rejim temsilcileri var. Sorunu yaratan bu güçlerin demokratik bir çözüm ortaya çıkarması beklenemezdi. Sonuç da onu gösteriyor.
Bu toplantılar sürerken, Kürtler ise Rojava’da birlikte yaşadıkları halklarla Demokratik Özerklik ilanına giderek, tüm dünyaya demokratik çözümün yol ve yöntemini gösterdi...
Rojava’da Kürtlere inkar ve imhayı reva gören güçler bir çözümsüzlüğü yaşarken, Türkiye’de bugüne kadar birlikte Kürtlere hayatı zindan eden AKP-Fethullah Gülen Cemaati ittifakı da birbirini yemekle meşgul.
30 Mart yerel seçimlerinde kuzey Kürdistan’daki yerel yönetimlerin ezici kısmının, Barış ve Demokrasi Partisi’nin kazanması bekleniyor. Tarihi gelişmeleri ortaya çıkarabilecek bu seçimler ardından Kürtler açısından kuzey Kürdistan’da kendi kendini yönetme süreci daha da pekişmiş olacak.
Bu nedenle KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık’ın da işaret ettiği gibi; gelişmeler, aynı zamanda Kürt Özgürlük Mücadelesinin, toplum ve insan odaklı çizgisinin doğruluğunu ve başarısını kanıtlıyor...
Kürtler doğru yolda
Kürtler, kendi kaderlerini ele alma cesareti ve yeteneğini gösterebildikleri bir süreçten geçiyor. Hem Bakur hem de Rojava’da somut kazanımlar ete kemiğe bürünmeye başlıyor. Rojava’daki Demokratik Özerklik yapılanması ve Kuzey’de olgunlaşan kendi kendini yönetme koşulları Kürtlere özgür geleceğin müjdesini veriyor...