Kanla beslenen Savaş Baronları, hayal pazarlayan dolandırıcılar, kasa soyguncusu hırsızlar, HDP’in, 7 Haziran seçimlerinde alacağı oylarla, talan düzeneğini bozacağı kokusundan panik halindeler. Korkudan haydutlaşıp, HDP binalarını bombalıyor, taş, sopa, kama ve satırlarla can almaya çıkıyor, ortalığı yangına veriyorlar.

Öte yandan, kimileri dinen büyük günah, beşeri (sosyal) açıdan büyük ayıp olan iftira ve gıybet ederek, yeniden Kürt itibar, şeref cellatlığına girişiyorlar.

Kürtler dün (1990’lar), haysiyet cellatlarının ağzında Ermeniydi. (Ermeniler yer yüzünün saygın halklarından biridir. Ama Kürtler Ermeni değil.) Türk büyükleri, 1990’larda gerillanın Ermeniliğini bağırıyor, gazeteler liderleri Öcalan’ın Ermeniliğine dair teoriler üretiyor, İçişleri Bakanı Meral Akşener de sövgü olsun diye “Ermeni dölü” diyordu.

Bu dönemde seviyesizlik, binlerce fersah çukurdaydı. Yer yüzünde, IŞİD’den başka hiç bir vahşetin görüntülerle, katledilmiş Kürt erkek ve kadınlar şehir, kasaba meydanlarında çıplak teşhir ediliyor, insanlık bir kere daha katledilerek yakınları tükürmeye zorlanıyordu.

Erkeklerin teşhiri, sünnetsizlikleriyle Ermeni olduklarının kanıtlanmasıydı.

Oysa, sünnet İslam’la var olan bir ritüel değildi. Yahudilerden alınmaydı. Üstelik adı üstünde, farz değil sünnetti. Kürdistan’da, sünnetçinin uğramadığı sapa köylerin çocukları sünnetsiz büyüyor, aileye karışıp ihtiyarlıyor, sünnetsiz toprağa gidiyorlardı.

Ama Kürdün bir sosyal gerçeği, aşağılama adına seyirlik yapılıyor, yanında da memeleri kesilmiş genç kadın bedenleri, hasta ruhlara seyirlik ediliyordu. Günümüzün IŞİD, aynı yolu takip ediyor.

Burada bir parantez açmak istiyorum: Amacına ulaşmak için, kendi soyunu inkar edip başkasının ırkî kalıbına giren, daha dün dönmüş dedesinin inancını inkarla da kalmayıp ona tükürenlere diyeceğim yok.

Ama dini Rejimin emrinde tutan Diyanet İşleri Genel Müdürü (Başkanı) Mehmet Görmez, zorluklar içinde diploma edinmiş, din memuru olabilmiş Nizipli fukara bir Kürttür. Kürtleri en iyi bilendir. Kürtleri aşağılayanlara “doğrusu budur” cevabını verebilirdi. Ama Allahtan değil, memur olarak amirinden kurktuğu için mi bilinmez, sustu Kürt Mehmed…

Başbakan Davutoğlu da, Sarê adında bir Kürt’le yaşamaktadır. Sarê, Kürtçe Kürtlerde yaygın, ama Türklerde asla rastlanmayan, soğuk havalarda doğan kız çocuğu anlamında bir isimdir. O da eşine, bu Zerdüştlük neyin nesidir diye sorup, alacağı cevapla en azından cehaletini giderebilirdi. Sarê ismine yazık ki, o da olmadı…

Tekrar olacak ama, ikisine de, bir kere daha dersim olsun: Kürtler, bilineniyle 10 bin yıllık geçmişe sahip eski bir halktır. İnsanlık ailesi gibi Kürtler evrilip, çağlar içinde akarken değişik tanrılara inanıp tapındılar. İslamiyetten önceki dinleri ise Zerdüştlüktü.

Alman bilge Nietzche’nin “Böyle Buyurdu Zerdüşt” adındaki kitabında naklettiği üzere, “insanları seviyorum” Zerdüşt’ün ilk sözüdür. Ve Kürtler, bu sözü hala kutsal miras bilir.

Ayrıca, türediler geçmişlerini inkarla kalmaz, ona söverler, ama bütün halkların kültürlerinde, dini geçmişlerinin izleri diridir.

İslam’dan örneklersek, İslam’ın kıblesi olan Mekke’deki Kabe, İslam öncesinde de Arapların kutsal tapınağıydı. Ayrıca, değişik biçimde ve boyda (heykel, motif, taş) 360 tane kutsal (put) bulunduruyordu. İslamla, Kabe ve duvarındaki duvarında Hacerül Evsed taşı hariç ötekiler tahrip edildiler. 

Demek ki, bu hal sadece Kürtlere özgü değil. İslam’ın da, İslam öncesi kutsalları oluyormuş. Zerdüştlüğü aşağılama olarak Kürtlerin başına vurma, cehaletin de ötesinde, kişinin kendini aşağılamasıdır.

Yine tekrar edeyim: Zerdüştlük Êzîdîlerde daha kuvvetlice hayat bulur, ama hala bütün Kürtlerin yaşayan kuvvetlice inancı, dahası insaniyetlerini zenginleştiren güçlü felsefedir. Müslüman, Alevi ya da Êzîdî tümünde, “êrd û êzman” ortak değerdir. Göğün altında, toprak ile güneşin can (ruhu) verdiği (hayat), onun dışında besleyen su, ateş, yıldızlar dahil aydınlık kutsaldır.

Sözüm hırsızlara, kendini de inkar edenlere değil elbette, bütün bunlar Kürtlerin hayatını derinlikli anlamlandıran bir felsefe, ruh zenginlikleri, öbür yanıyla (insancıl) insaniyetleridir.

Ayrıca seçimler nedeniyle muhafazakar Kürt, yani az dindarı, çok dindarı diye ayırım çok yaygındır, Türk medyasında. Hatta muhafazakarların AKP’ye oy verdikleri tekrarlanır.

Tevazu bir yana bilen olarak söyleyeyim: Bunların hepsi palavra. Ulusal duruş söz konusu olduğunda, haysiyetli, şerefiyle dik duran ya da kiralık çürük Kürt vardır. En cahil Kürt bile hırsız, katil ve IŞİD’çiden dindar çıkmayacağını bilir. En dindar Kürt, Saddam gibi sokakta Kur’anla gösteri yapan sahtekarlara, en başta taş atandır.

Kürt hareketine, maddi katkıda bulunan, kızının, oğlunun yolunu belirleyen o muhafazakar dedikleri Kürtlerdir. Direnenlere öncülük edenler de…

Onlardan kimileri bugün Kürdistan’ı temsilen Milletvekili adayları listelerinde…