
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP), dünkü Grup toplantısında Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder konuşma yaptı. Ankara, Manisa, Aydın gibi kentlerden çok sayıda izleyicinin katıldığı grup toplantısında konuşan Önder, HDP’ye yönelik eleştiri ve suçlamalara cevap verdi.
Önder’in konuşmasının satır başları şöyle: Bugün sevgililer günü; kesik bir kol gibi hep eksikliklerini omuz başında hissettiğimiz cezaevindeki bütün yoldaşlarımıza bir şiir armağan etmek istiyorum. Sevdayı bilmeyen kavgayı bilemez, kavgayı bilmeyen sevdayı bilemez.
Kürtler görünmesin aymazlığı
Bu günlerde kekremsi bir eğilim var. HDP genelinde özelinde Kürt halkına her gün bilerek bilmeyerek tekrarlanan bir hakaret var. Birincisi ‘siz hayır kampanyasının içerisinde fazla görünmeyin. Diğer hayırcılarla yan yana gözükmeyen’ diye bir anlayışı bıkmadan utanmadan tekrarlıyorlar. Bu özünde Kürt’ü insandan saymamanın dışa vurumudur. Bilinç altında insandan saymadığı için seçmenden de saymıyor. Kürt’ün evi harabe edilmiş, kentleri haritadan silinmiş, postallarla en mahrem yerlerine girilmiş, ölüsü 40 gün yerde kalmış, aşından işinden canından olmuş, dayak yemeden gaz yemeden hesaplaşacağı bir günü bekliyor. O da bu sandığın kurulacağı gündür. Bu içinde mercimek kadar akıl olmayan ve kendini demokrat sayanlar da Kürt’e ‘sen ortada görünme hayır çıkartalım’ aymazlığı içindedir.
Sinsice propaganda yapılıyor
İkincisi de HDP’nin içerisinde sanki boykot tartışılıyor gibi yaparak sinsice boykotu örgütlemeye çalışıyorlar. Ancak davarın önüne ekmek atarsan sözünü keser. Kürt’ü insandan saymamanın bir diğer boyutu da bu. Ama yedi cihan duysun bu ‘Hayır’ı biz örgütleyeceğiz. Bu kibir deryasında boşa kulaç atanlarla bizim hiçbir işimiz olmaz. Ama halk mücadele edenleri gözünden tanıyor. Bu mesele bir hakiki olmak ya da hakiki olmama meseledir.
Halkın iradesi iptal edildi
Üç yıl önce yerel yönetim seçimleri yapıldı. Bu halk 100’e yakın belediyeyi bize teslim etti. Siz bu halk iradesini kanunsuz bir kararname ile iptal ettiniz. Demokrasi anlayışınızın neresine güveneceğiz. Başkanlarımız encümenlerimizi cezaevlerine doldurarak yerine seçilmiş değil, atanmış yöneticileri kayyum olarak atadınız. Onun da yaptığı ilk iş belediyeyi halk kapatmak oldu. Bizim hiçbir belediye eşbaşkanımızın kapısından muhafız yoktu, kapası kapalı değildi. Şimdi Çanakkale geçilmez misali önüne TOMA’lar konulmuş. Onun için seçmen iradesi, demokrasi laflarınız bayatladı.
Tutturmuşlar ‘HDP hayır diyor biz evet diyelim’ diye halkı aldatıyorlar. IŞİD de Allah’a inanıyor siz vaz mı geçeceksiniz?
Ülke bir referanduma gidiyor bir partinin eşbaşkanları ve milletvekilleri rehin alınıyor buna da ‘demokratik bir referandum’ diyecekler. Tarih insanları kararları ile anar, tutumları ile anar ama bazen yapmadıkları ile de anar.
7 Haziran’dan daha güçlü
7 Haziran korkusuyla zulüm çıtasını yükselttikçe yükselttiler. Bunun da sonu vardır. Tutuklamayı bir saniye bile geciktirmeyenler, yüz gün geçmiş iddianameleri halen hazırlamış değiller. Bu 7 Haziran korkusuyla yapılan zulme dur demenin yolu 7 Haziran’dan daha güçlü bir cevap vermekten geçiyor.
Biz HDP ile yan yana gözükürsek fiyakamız bozulur diyenler değiliz. Biz direnen bu zulme ‘Hayır’ diyen CHP’li de olsa MHP’li de olsa taban tabana zıt da olsak yan yana omuz omuza durmaktan ancak onur duyarız.
İkinci bir komplo yapıldı
15 Şubat, Uluslararası Komplo’nun yıldönümü. Sayın Öcalan’ın demokratik çözüm, birlikte yaşama iradesini yaşatmak, bu ülkeyi bir yeryüzü bahçesine çevirmek için başlattığı yürüyüş, başkanlık hayalinden dolayı ikinci bir komplo ile boşa çıkartıldı. Herkes biliyor ki barış elimizi uzatacak kadar yakınımıza gelmişti. Bunda en büyük emeği Sayın Öcalan’ın kendisi ve iradesiydi.
Bizim merhamet sofrasına oturduğumuz ya da oraya müşteri olduğumuzu hiç kimse görmemiştir, hiç kimse de görmeyecektir. Uğruna her türlü kaygımızı bir tarafa bırakacağımız bir şey vardır o da barış ve özgürlük. Bizim barış talebimiz bir aczin ifadesi değildir, herkes bunu aklına böyle koysun. Bu siyasal çizgi başladığı günden bu yana ağır bedeller verdi ama barış için her şeyi yapma kararlığından bir gün vazgeçmedi. Henüz yakınken, vakit varken bu çözüm odaklı siyasete tekrar dönelim.
ANKARA